konuşmuyor ile cümle

konuşmuyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Aynı bisiklette olduğu gibi, hakkında konuşmuyoruz.So just like with a bike, we don't talk about it.
Vietnamca konuşmuyordu.And he didn't speak Vietnamese.
Bizimle ilgili konuşmuyorlar.They don't talk about us.
Amerikalılar bunla ilgili konuşmuyor ama sizi konuşuyorsunuz.Americans don't talk about this, but you do.
Silahlı Kuvvetler kanalı, ve Korece konuşmuyorsanız, izleyeceğiniz kanal oydu.There was Armed Forces TV, and if you didn't speak Korean, that's what you were watching.
Bunun hakkında konuşmuyorum.I'm not talking about that.
Biz aynı dili konuşmuyoruz.We don't speak the same language.
O benle evde bile konuşmuyor.He doesn't even talk to me at home.
Bir dili konuşmuyordu ama bu önemli değildi.It didn't speak language, but it didn't matter.
Niall Ferguson: Ben burada sadece... Dogu'nun yukselisi hakkinda konusmuyorum.Well I really am not just talking about the rise of the East;
Tanrı ve tanrının doğası hakkında konuşmuyorlar.They don't talk about God and God's nature.
Hiç konuşmuyor.She won't talk.
Bu yüzden bu konuda kimse konuşmuyor.That's why you don't hear them talking about it.
- Patron İngilizce konuşmuyor.Big bum don't speak a word of English.
- Almanca da konuşmuyor, Smith.He doesn't speak German either, Smith.
Neden konuşmuyorsun, Jinlian?Why don't you say something, Jinlian?
Andre, neden içeri girmiyorsunuz ve Başkan ile konuşmuyorsunuz?André, why don't you go inside and speak to the Governor?
- Çok ağır konuşmuyor musun?- Aren't those words a little harsh?
Fakat Detektif Winters bizle konuşmuyor.But Detective Winters isn't talking.
İyi, ben Winnie the Pooh hakkında konuşmuyorum, değil mi?Well, I'm not talking about Winnie the bleeding Pooh, am I?
Oturduk, bir su içtik, kimse konuşmuyor.We sat down, and we had a drink of water and everybody was quiet.
Onlar konuşmuyor diye ben beklemeli miyim, Duruyor, yanıt vermiyorlar diye?Shall I wait, because they don't speak, because they stand still, and answer no more?
Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz?What is wrong with you that you do not speak?"
“Size ne oluyor ki konuşmuyorsunuz?”What is wrong with you that you do not speak?"
Ne oldu size, niçin konuşmuyorsunuz?What is wrong with you that you do not speak?"
"Neniz var ki, konuşmuyorsunuz!"What is wrong with you that you do not speak?"
O; kuruntudan, keyfinden konuşmuyor.Neither does he speak of his own will.
Neden konuşmuyorsunuz? dedi.What is wrong with you that you do not speak?"
(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi).What is wrong with you that you do not speak?"
O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor.Neither does he speak of his own will.
"Neyiniz var, neden konuşmuyorsunuz?"What is wrong with you that you do not speak?"
Fiona'nın başı artık konuşmuyor ve kötü ve çürüyor.Fiona's head no longer speaks and is foul and rotting.
Islık çalıyordu ama konuşmuyordu.He would whistle but not speak.
Japonca konuşmuyorum.Ich spreche kein Japanisch.
Almanca konuşmuyorum.Ich spreche nicht Deutsch.
İbranice konuşmuyorum.Ich spreche kein Hebräisch.
Tom ve Mary artık konuşmuyor.Tom und Maria sprechen nicht mehr miteinander.
Onlar konuşmuyorlar.Sie sprechen nicht.
Kimse benimle konuşmuyor.Niemand spricht mit mir.
Artık onunla konuşmuyorum.Ich rede nicht mehr mit ihm.
Benimle neden konuşmuyorsun?Warum sprichst du nicht mit mir?
Tom artık benimle hemen hemen hiç konuşmuyor.Tom spricht kaum noch mit mir.
Tom artık bizimle neredeyse hiç konuşmuyor.Tom spricht so gut wie nicht mehr mit uns.
Tom artık Mary ile neredeyse hiç konuşmuyor.Tom spricht kaum mehr mit Mary.
O artık benimle hiçbir şey hakkında konuşmuyor.Sie spricht mit mir über nichts mehr.
Çocuklarım henüz Fransızca konuşmuyor.Meine Kinder sprechen noch kein Französisch.
Ne yazık ki aynı dili konuşmuyoruz.Wie schade, dass wir nicht dieselbe Sprache sprechen.
Onlar artık bizimle konuşmuyor.Die reden nicht mehr mit uns.
Artık konuşmuyoruz bile.Wir sprechen uns nicht einmal mehr.
Artık kendi kendine konuşmuyor.Sie wird nicht mehr von ihm reden.
Neden kimse onun söz yazarlığı hakkında konuşmuyor ki?Warum benennt Stifter nicht die Personen seines Romans?
Kimse benimle konuşmuyor.Personne ne me parle.
İbranice konuşmuyorum.Je ne parle pas hébreu.
Artık onunla konuşmuyorum.Je ne lui parle plus.
İngilizce konuşmuyorsun.Tu ne parles pas anglais.
Bunun hakkında konuşmuyorlar.Ils ne parlent pas de ça.
Ne yazık ki aynı dili konuşmuyoruz.Dommage que nous ne parlions pas la même langue.
Madonna yeni kaydında İngiliz aksanıyla konuşmuyor.Madonna ne parle pas avec un accent britannique sur son nouvel opus.
Artık kendi kendine konuşmuyor.Elle ne lui parle plus.
O benimle konuşmuyor.Ella no me habla.

İlgili Sayfalar