konuşmuş ile cümle
konuşmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
29 yıl kadar once termodinamik öğretmenim soğurma ve soğutma üzerine konuşmuştu.話してくれたんですが、 それがずっと頭からはなれなくて。そう!
Ailelerimiz evliliğimiz hakkında her şeyi konuşmuş olmalı.A quanto pare se ne parla giā in famiglia.
Ailelerimiz evliliğimiz hakkında her şeyi konuşmuş olmalı.Hình như giữa trưởng bối hai nhà tiến triển rất nhanh.
Ailelerimiz evliliğimiz hakkında her şeyi konuşmuş olmalı.Il paraît que ça a beaucoup progressé entre nos parents.
Ailelerimiz evliliğimiz hakkında her şeyi konuşmuş olmalı.Úgy tűnik, jól halad a dolog a szülők között.
Ama Emma hiçbir zaman bilmece gibi konuşmamış, herkesin anlayacağı dilden konuşmuştur.Aber Emma hat nicht in Rätseln gesprochen Sie sprach die gewöhnliche Sprache
Ama Emma hiçbir zaman bilmece gibi konuşmamış, herkesin anlayacağı dilden konuşmuştur.Dar Emma nu a vorbit în ghicitori a vorbit in limba comună
Ama Emma hiçbir zaman bilmece gibi konuşmamış, herkesin anlayacağı dilden konuşmuştur.Mais Emma ne parlait pas en devinettes elle parlait la langue de tous
Ama Emma hiçbir zaman bilmece gibi konuşmamış, herkesin anlayacağı dilden konuşmuştur.Mas a Emma não falava em enigmas ela falava na lingua comum.
Ama Emma hiçbir zaman bilmece gibi konuşmamış, herkesin anlayacağı dilden konuşmuştur.Men Emma talte ikke i tunger hun talte hverdagens sprog
Ama Emma hiçbir zaman bilmece gibi konuşmamış, herkesin anlayacağı dilden konuşmuştur.Pero Emma no hablaba en clave Hablaba en la lengua común
Ama Emma hiçbir zaman bilmece gibi konuşmamış, herkesin anlayacağı dilden konuşmuştur.و لكن آيما لم تتحدث بالألغاز و لكنها تحدث بلغة العامة
Ama Emma hiçbir zaman bilmece gibi konuşmamış, herkesin anlayacağı dilden konuşmuştur.未来にユートピアは存在しない
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.Dan hanya untuk memukul titik rumah, saya mungkin harus membicarakan hal ini di dalam atom.
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.E só ganharmos esta, eu provavelmente deveria ter que conversar sobre isso em termos de átomo.
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.Je to obrovské číslo.
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.원점으로 가자면, 아마도 나는 이것에 관해서 원자단원에서 언급했을 것입니다.
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.Powinienem był powiedzieć o tym w filmie na temat atomu.
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.Und nur um den Punkt getroffen Hause, wahrscheinlich hätte ich gesprochen in das Atom.
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.Y sólo para entre bien este concepto, probablemente yo debí haber hablado de esto en el átomo.
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.Можливо, щоб ви краще зрозуміли, я мав би розповісти про це в атомі.
Ana noktayı bulabilmek için, muhtemelen atom hakkında da konuşmuş olmalıyım.Я, вероятно, должен был рассказать об этом в атоме.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.Aber ich dachte, ich könnte darüber kurz reden.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.Ale teraz pogadajmy chwilę.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.Dar m-am gândit să vă vorbesc despre un moment.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.잠시 얘기하고 싶었어요
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.Ma ho pensato che avrei parlato del momento.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.Mais je voulais juste parler du moment.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.Pero pensé que hablaría del momento.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.Но просто си помислих, че ще говоря за момента.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.Но я подумал, что буду говорить о моменте.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.אבל רק חשבתי לדבר על רגע אחד.
Ancak zaman hakkında konuşmuş olduğumu düşündüm.ولكني فكرت اني اريد ان اتحدث عنها للحظة
Ben sık sık Dalai Lama'dan bahsederim. Kendisi New York Şehri'ne gelip, Central Park'ta konuşmuştu.Parlo spesso del Dalai Lama e di quella volta in cui venne a New York e parlò a Central Park.
Birkaç video önce, determinant bulurken içinde en fazla 0 bulunan satırı seçmeyi konuşmuştuk. -V některém z předchozích videí jsme se naučili, že vždy můžete vybrat sloupec, který obsahuje nejvíce 0.
Birkaç video önce, determinant bulurken içinde en fazla 0 bulunan satırı seçmeyi konuşmuştuk. -حسنا, لقد تعلمنا سابقا أنه بوسعك دائما إنتقاء الصف و العمود حيث يكون معظم مدخلاتهم أصفار وذلك لتسهيل المسألة
Bir önceki videoda bazı molekül içi zayıf kuvvetler veya elementlerin yapıları hakkında konuşmuştuk. .저번 비디오에서는 약한 분자 사이의 힘이나 원소의 구조에 대해 알아보았습니다.
Bir önceki videoda bazı molekül içi zayıf kuvvetler veya elementlerin yapıları hakkında konuşmuştuk. .No último video, eu falei um pouco sobre algumas forças intermoleculares e estrutura dos elementos.
Bir önceki videoda bazı molekül içi zayıf kuvvetler veya elementlerin yapıları hakkında konuşmuştuk. .V posledním videu jsem vykládal o některých slabších mezimolekulárních dějích anebo struktuře elementů.
Bir seferde sırasıyla iki atışı konuşmuştuk ancak anlamalısınız ki bunlar aynı anda gerçekleşemeyecek olaylar.서로 배반적인 사건 (mutually exclusive events)에 대해 얘기해봐도 좋을 것 같네요.
Bir seferde sırasıyla iki atışı konuşmuştuk ancak anlamalısınız ki bunlar aynı anda gerçekleşemeyecek olaylar.いい機会だと思います。 一回目で弾く事象の確率に、
Biz senle ne konuşmuştuk?Co jsem ti o tom řekl?
Biz senle ne konuşmuştuk?Cosa abbiamo detto di questo?
Biz senle ne konuşmuştuk?Čo som ti o tomto povedal?
Biz senle ne konuşmuştuk? - Hani geceleri resim yapmak yoktu. - Uyku tutmadı.- Pewnego piękne dnia, synku.
Biz senle ne konuşmuştuk?Wat heb ik je hierover gezegd?
Biz senle ne konuşmuştuk?Какво съм ти казал аз за това?
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,În ce priveşte rinichiul, aşa cum vă spuneam la prima imagine pe care v-am arătat-o,
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,신장 이식은, 첫 번째 보여드렸던 슬라이드에서 말씀 드린 바 있습니다.
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,Munuainen. Puhuin ensimmäiseksi maalauksesta ensimmäisellä kalvollani.
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,Para el riñón, al hablarles sobre la primera pintura que mostré,
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,Per il fegato, come vi dicevo del primo dipinto che vi ho mostrato,
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,Pour le rein, dont je vous ai parlé à propos de la première peinture que vous avez vue,
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,Teraz wróćmy do nerki o której mówiłem na samym początku, przy okazji pierwszego slajdu.
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,כמו שדיברתי איתכם על הציור הראשון שראיתם, השקופית הראשונה שהראיתי לכם, 90 אחוז מהחולים ברשימת ההשתלות
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,بالنسبة للكلى, كما أخبرتكم عن اللوحة الأولى التي رأيتموها أول صورة تم عرضها هنا
Böbreklere gelince, size en başta gördüğünüz resim hakkında konuşmuştum, gösterdiğim ilk slide'dı,講演の最初にお見せした絵でも 腎臓移植をしていましたが 臓器移植が必要な患者の90%は
Böylece, yüz görünümü hakkında bolca konuşmuş olduk.Abbiamo parlato molto dell'aspetto facciale.
Böylece, yüz görünümü hakkında bolca konuşmuş olduk.Am vorbit mult despre impactul feței.
Böylece, yüz görünümü hakkında bolca konuşmuş olduk.Bueno, hemos hablado mucho de apariencia facial.