konuşmaya ile cümle
konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Evlendikten sonra karımla Fransızca konuşmaya başladığım için Fransızcam daha iyi oldu.After I got married, my French got better since I started speaking French with my wife.
Fransızcanı geliştirmek istiyorsan mümkün olduğu kadar sık Fransızca konuşmaya çalış.Try to speak French as often as possible if you want to improve your French.
Tom'la konuşmaya korkma.Don't be afraid to talk to Tom.
Ben konuşmaya başladım.I started talking.
Tom daha şimdiden konuşmaya başlıyor.Tom is already beginning to talk.
Hatanı kavrayıncaya kadar seninle konuşmayacağım.I won't talk to you until you've realized your mistake.
Bir insan bir konuşmaya başlamak için ne sormalı?What should one ask to start a conversation?
Tanımadığım insanlarla hayatım hakkında konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to talking about my life with people whom I don't know.
Tom yabancılarla konuşmaya alışkındır.Tom is used to talking to foreigners.
"Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin?" o kızgınlıkla söyledi."How dare you talk like that to me?" he sputtered with indignation.
O onu onunla dışarıda konuşmaya çalıştı.She tried to talk him out it.
Onlarla konuşmaya devam etmek niyetinde değilim.I don't intend to keep talking to them.
Tom şimdi konuşmaya hazır.Tom is now ready to talk.
Duygularım hakkında Tom'la konuşmaya çalıştım.I tried to talk to Tom about my feelings.
Tom bu konuda konuşmayacak.Tom won't talk about it.
Bu hakkında konuşmaya değer.It's worth talking about.
Neden sadece onunla konuşmaya gitmiyorsun?Why don't you just go talk to her?
Neden sadece Tom'la konuşmaya gitmiyorsun?Why don't you just go talk to Tom?
Tom sandalyesinden kalktıktan sonra konuşmaya başladı.Tom, having risen from his chair, began to speak.
Konuşmaya devam edelim.Let's keep talking.
Bugün bu konuda konuşmayalım.Let's not talk about that today.
Bugün onun hakkında konuşmayalım.Let's not even talk about that today.
Tanımadığım insanlarla konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to talking to people I don't know.
Bu konuda konuşmaya alıştım.I'm used to talking about it.
Biz konuşmaya devam ediyoruz.We're continuing the conversation.
O kişiyle konuşmaya çalışıyor musun?Are you trying to speak with that person?
Tom konuşmaya hazır olduğunu söyledi.Tom said he was ready to talk.
Ben bu konuda konuşmaya hazır değilim.I'm not ready to talk about it.
Ders saati biter bitmez Tom Mary ile konuşmaya gitti.Tom went to talk to Mary as soon as the period ended.
Tom Mary ile konuşmaya devam etti.Tom continued to talk to Mary.
Karım avukatı aracılığı ile hariç benimle konuşmayacak.My wife won't talk to me except through her lawyer.
Tom'un hakkında öyle konuşmaya nasıl cüret edersin!How dare you talk about Tom like that!
Mary'nin hakkında öyle konuşmaya nasıl cüret edersin!How dare you talk about Mary like that!
Tom konuşmaya çalıştım ama o beni görmezden geldi.I tried to talk to Tom, but he ignored me.
Tom ve Mary konuşmaya başladı.Tom and Mary started talking.
Mary ile konuşmaya çalıştım ama o beni görmezden geldi.I tried to talk to Mary, but she ignored me.
Tom bile Mary ile konuşmayacak.Tom won't even speak to Mary.
Onunla konuşmaya çalışmamı ister misin?Do you want me to try talking to him?
Biz Tom'la konuşmayacağız.We're not going to talk to Tom.
Tom ne olduğu hakkında konuşmayacak.Tom won't talk about what happened.
Tom genellikle Fransızca konuşmayacak.Tom usually won't speak French.
Biz sadece konuşmaya devam etmek zorundayız.We've just got to keep talking.
Tom, Mary ile konuşmaya başladı.Tom started talking with Mary.
Benim projenin başarısızlığı hakkında konuşmayacağım.I will not talk about the failure of my project.
Tom'la konuşmaya devam ettim.I kept talking to Tom.
Tom'la konuşmayalım.Let's not talk to Tom.
Ben bir aydan daha fazla bir süredir seninle konuşmaya çalışıyorum.I've been trying to talk to you for over a month.
Oğlum iki yaşındayken konuşmaya başladı.My son started speaking when he was two.
Telefonda konuşmaya başladılar.They started talking on the phone.
Onlarla konuşmaya çalıştık.We tried to speak with them.
Tom, Fransızca konuşmaya başladı.Tom started to speak French.
Tom'la konuşmaya cesaret edemiyorum.I don't dare talk to Tom.
Tom konuşmaya istekli.Tom is willing to talk.
Kaçamaklı konuşmayalım.Let's not quibble.
Karımın önünde o şekilde konuşmaya nasıl cüret edersin!How dare you talk that way in front of my wife!
Benimle o tonda konuşmaya nasıl cüret edersin!How dare you to talk in that tone with me!
Oğlumla öyle konuşmaya nasıl cüret edersin!How dare you talk to my son like that!
Oğlumla o şekilde konuşmaya nasıl cüret edersin!How dare you speak that way to my son!
Benimle bu şekilde konuşmaya nasıl cesaret edersin!How dare you speak to me in this way!
Benimle o şekilde konuşmaya nasıl cesaret edersin!How dare you speak like that to me!
İlgili Sayfalar