konuşmaya ile cümle
konuşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Σήκωσα το πρόσωπό μου από το χειρόγραφο και απευθύνθηκα σε μια άδεια γωνία του δωματίου.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Така че просто повдигнах лицето си от ръкописа и насочих коментарите си към един празен ъгъл в стаята.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Я подняла голову от рукописи и адресовала свои комментарии пустому углу комнаты.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Я просто відірвалась від своїх записів та звернулась до пустого кута кімнати.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.אז פשוט הרמתי את הפנים מהטקסט והיפנתי את ההערות שלי לפינה ריקה בחדר.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.إذاً قمت فقط بلفت رأسي من النص ووجهت تعليقاتي الى ناصية خاوية في الغرفة.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.部屋の片隅に話しかけたんです "ちょっと" と声に出して
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Du sa förut, brorsan- -att det var nåt du ville säga.
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Du sagde før, bror, - - at du ville sige noget.
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Fratellone, una volta mi hai detto che c'era una cosa che avevi paura di dirmi.
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Hermano, me dijiste que había algo que te daba miedo decirme.
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Irmão, disseste-me, antes, que havia algo de que tinhas receio de me dizer, certo?
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Powiedziałeś mi kiedyś, że boisz się ze mną o czymś mówić?
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Sanoit aiemmin, että on jokin asia, jota et ole uskaltanut kertoa.
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Αδερφέ, μου έχεις ξαναπεί ότι υπήρχε κάτι που φοβόσουν να μου αναφέρεις.
Kardeşim, daha önce benimle konuşmaya korktuğun bir şey olduğunu söylemiştin ya?Брат, ты сказал мне, что хотел о чем-то поговорить со мной, но боялся?
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Als ik aan een gesprek deelneem, moet ik snel typen en erin springen.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Când mă găsesc într-o situație conversațională, trebuie să tastez repede și să răspund imediat.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Egy beszélgetés közben gyorsan kell gépelnem és közbevágnom.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Jeśli chciałbym uczestniczyć w rozmowie, muszę szybko pisać i wtrącać się do dyskusji.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Když jsem uprostřed konverzace, musím psát rychle, abych se do ní zapojil.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Ketika sedang bercakap-cakap, saya harus mengetik cepat dan menceburkan diri.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Khi tôi đang ở trong tình huống đối thoại, tôi cần gõ thật nhanh và bắt kịp câu chuyện.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.대화를 해야 하는 상황이 닥쳤을 때, 제 때에 말을 주고받기 위해서는 타자를 빨리 쳐야 합니다.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Quand je me trouve dans une conversation, je dois taper vite et répondre du tac au tac.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Quando me encontro numa situação de conversa, preciso de teclar depressa e meter-me no meio.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Quando mi trovo a conversare con qualcuno, devo poter scrivere velocemente e intervenire al momento giusto.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Si me encuentro en medio de una conversación, necesito digitar rápido y llegar al momento preciso.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Wenn ich mich in einer Gesprächssituation befinde, muss ich schnell tippen und jederzeit einhaken können.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Όταν βρίσκομαι σε διαλόγο, Πρέπει να δακτυλογραφώ γρήγορα και να αντιδρώ έγκαιρα.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.В ситуация, когато разговарям, трябва да пиша бързо и да реагирам веднага.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.Когда я нахожусь в процессе беседы, Мне нужно набирать быстро, чтобы успевать за другими.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.כשאני מוצא את עצמי במצב של שיחה, אני צריך להקליד מהר ולקפוץ ישר פנימה.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.فعندما اكون في محادثة ما فعلي ان اكتب بسرعة كبيرة لكي اندمج في الحوار
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.どんどんタイプして 話についていかなければなりません 言葉やフレーズを コードをいじって調整するのを
Kesinlikle anlaşılabilir bir durum. Bir daha konuşmaya gerek bile yok.Могу я пригласить тебя сегодня на ужин?
Kesinlikle anlaşılabilir bir durum. Bir daha konuşmaya gerek bile yok.今日ディナーできる?
Konusmanın içeriği ile ilgili bir durum değil. Konuşmaya kattıkları varlıkları ile ilgili bir durum.Ni vsebina govora, ampak navzočnost, dodano k njemu.
Konusmanın içeriği ile ilgili bir durum değil. Konuşmaya kattıkları varlıkları ile ilgili bir durum.Nu ţine de conţinutul celor spuse de ei, ţine de prezenţa pe care o aduc discursului.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.Als wir dann angefingen uns zu unterhalten, brüllte er irgendwas und Hyon Sook kam und brachte uns Essen.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.E mentre iniziavamo a parlare lo vidi gridare qualcosa e Hyun Sook arrivò e ci portò qualcosa da mangiare.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.Gdy zaczęliśmy rozmawiać, krzyknął coś, a Hyun Sook przyszła i przyniosła nam jedzenie.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.Khi chúng tôi bắt đầu nói chuyện, tôi nghe hắn hét lên gì đó, rồi Hyun-Sook mang đồ ăn lên cho chúng tôi
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.Mientras hablábamos lo vi gritar algo y Hyun Sook nos trajo un poco de comida.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.Și când am început să povestim, l-am auzit urlând ceva și Hyun Sook a venit și ne-a adus mâncare.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.Terwijl we een gesprek begonnen, schreeuwde hij iets, en Hyun-Soek kwam ons iets te eten brengen.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.Καθώς αρχίσαμε να μιλάμε, φώναξε κάτι και η Ουν-Σουκ ήρθε και μας έφερε φαγητό.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.И как только мы начали беседу, он что-то гаркнул, вошла Хьюн Сук и принесла нам еду.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince Hyun Sook bize yiyecek getirdi.Както започнахме да говорим, той започна да крещи нещо и Хун Сук дойде и ни донесе храна.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyince우리는 마루에 앉아서 이야기를 시작했습니다.
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyinceאנחנו מתחילים לדבר ואני רואה אותו צורח משהו,
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyinceو ما أن بدأنا نتحدث، حتى رأيته يصيح شيئا ما،
Konuşmaya başladık. Adam bağırıp birşeyler söyleyinceヒョンスクがやって来て私たちに食べ物を運んできました
Konuşmaya başladık."Ouça, está mesmo frio, vim de longe,
Konuşmaya başladık ve dedi ki --Chúng tôi bắt đầu tán gẫu, anh ta nói --
Konuşmaya başladık ve dedi ki --En we begonnen te praten, en hij zei --
Konuşmaya başladık ve dedi ki --그 계기로 우리는 이야기를 나누기 시작했고
Konuşmaya başladık ve dedi ki --Y empezamos a hablar, y me dijo que...
Konuşmaya başladık ve dedi ki --Zaczęliśmy rozmawiać.
Konuşmaya başladık ve dedi ki --והתחלו לדבר, והוא אמר לי --