konuşmayı ile cümle

konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Konuşmayı reddettim.I refused to talk.
Konuşmayı bıraktım.I stopped talking.
Tom burada Fransızca konuşmayı bilen tek kişi değil.Tom isn't the only one here who knows how to speak French.
Tom, Mary'nin çocuklarına Fransızca konuşmayı öğretiyor.Tom has been teaching Mary's children how to speak French.
Tom Mary'nin Fransızca konuşmayı bildiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary knew how to speak French.
Yabancılarla konuşmayı gerçekten sevmiyorum.I don't really like talking to strangers.
Yakında Fransızcayı iyi konuşmayı öğreneceksiniz.You'll soon learn to speak French well.
Fadıl, çocuklarının Arapça konuşmayı öğrenmesini istiyor.Fadil wants his children to learn to speak Arabic.
Tom yakında Fransızca konuşmayı öğrendi.Tom soon learned how to speak French.
Tom, Mary odaya girer girmez konuşmayı durdurdu.Tom stopped talking as soon as Mary came into the room.
Tom odaya girdiğinde, Mary konuşmayı bıraktı.When Tom entered the room, Mary stopped talking.
Tom odaya girdiğinde, Mary konuşmayı durdurdu.When Tom entered the room, Mary stopped talking.
Burada Fransızca konuşmayı bilen var mı?Does anyone here know how to speak French?
Para hakkında konuşmayı sevmiyorum.I don't like to talk about money.
Sen asla konuşmayı durdurmazsın.You never stop talking.
Bu dili doğru biçimde konuşmayı öğrenmek olanaksızdır.It is impossible to learn to speak this language correctly.
O İspanyolca konuşmayı biliyor.She knows how to speak Spanish.
Lütfen onun huzurunda onun hakkında konuşmayın.Please don't talk about it in his presence.
Konuşmayı kes ve öp beni.Stop talking and kiss me.
İspanyolca konuşmayı öğreniyorum.I'm learning to speak Spanish.
Gerçekten Fransızca konuşmayı sevmiyorum.I really don't like speaking French.
Kimseyle konuşmayın.Don't speak to anyone.
Patronunuzla konuşmayı talep ediyorum.I demand to speak to your boss.
Müdürle konuşmayı talep ediyorum.I demand to speak to the manager.
Fransızca konuşmayı bilmediğimi mi düşünüyorsun?Do you think I don't know how to speak French?
Sally ile konuşmayı özlüyorum.I miss talking with Sally.
Neden bu konuşmayı yapıyoruz?Why are we having this conversation?
Fransızca konuşmayı bilmediğini söylediğini sanıyordum.I thought you said you didn't know how to speak French.
Tom'un Fransızca konuşmayı bilmediğini bilmiyordum.I didn't know that Tom didn't know how to speak French.
Başka bir şey hakkında konuşmayı tercih etmez misin?Wouldn't you rather talk about something else?
Leyla, Sami ile konuşmayı bırakmadı.Layla didn't stop talking to Sami.
Tom Mary ile konuşmayı bile reddetti.Tom refused to even talk to Mary.
Tom konuşmayı bırakmalı.Tom should quit talking.
Tom'la konuşmayı planlamıyor musun?Aren't you planning to talk to Tom?
Fransızca konuşmayı biraz daha iyi öğrendim.I've learned to speak French a little better.
Tom'un Fransızca konuşmayı bilmediğini ne zaman öğrendiniz?When did you find out that Tom didn't know how to speak French?
Tom otuzlu yaşlarına kadar Fransızca konuşmayı öğrenmedi.Tom didn't learn to speak French until he was in his thirties.
Tom, Mary'nin Fransızca konuşmayı bilmesinin mümkün olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't likely to know how to speak French.
Fransızca konuşmayı öğrenmek istediğinizi duydum.I heard that you want to learn how to speak French.
Fransızcayı bu kadar iyi konuşmayı nereden öğrendin?Where did you learn to speak French so well?
Tom, Mary ile konuşmayı bırakmadı.Tom didn't stop talking to Mary.
Fransızca konuşmayı öğrenmelisin.You need to learn how to speak French.
Hala Fransızca konuşmayı öğrenmek istiyorum.I still want to learn how to speak French.
Tom Fransızca konuşmayı öğrenmek istediğini söylüyor.Tom says he wants to learn how to speak French.
Tom konuşmayı sevmez.Tom doesn't like to give speeches.
Fransızca konuşmayı bilmediğimi asla Tom'a söylemedim.I never told Tom I didn't know how to speak French.
Tom Fransızca konuşmayı sevmiyor ve ben deTom doesn't like speaking in French and I don't either.
Tom, Fransızca konuşmayı sevdiğini söylüyor.Tom says he likes speaking French.
Fransızca konuşmayı kabul ettik.We agreed to speak French.
Tom Fransızca konuşmayı reddediyor.Tom refuses to speak French.
Tom Fransızca konuşmayı sever.Tom likes to speak French.
Fransızca konuşmayı kes.Stop speaking French.
Fransızca konuşmayın.Don't speak French.
Tom herhangi biriyle konuşmayı reddetti.Tom refused to talk anybody.
Tom, Fransızca konuşmayı bilmeyen tek kişi değildi.Tom wasn't the only one who didn't know how to speak French.
Tom, Fransızca konuşmayı gerçekten bilmediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't really know how to speak French.
Burada Fransızca konuşmayı bilen tek kişi benim.I'm the only one here who knows how to speak French.
Tom'a Fransızca konuşmayı bildiğimi söyledim.I told Tom I knew how to speak French.
Sami patronla konuşmayı başardı.Sami managed to speak to the boss.
Tom, çocukları hakkında konuşmayı sever.Tom likes to talk about his children.

İlgili Sayfalar