konuşmayı ile cümle
konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Sonuç olarak da, konuşmayı öğrenmem gerektiğine karar verdiler.وفي النهاية ما حدث أنهم قرروا أني بحاجة لتعلم الكلام
Sonuç olarak da, konuşmayı öğrenmem gerektiğine karar verdiler.話し方を教えようと決めました。 話したり、見ることができなかったら
Sorun değil. Güzel mi adamım? Benimle konuşmayın.Không ăn nữa!
Sorun değil. Güzel mi adamım? Benimle konuşmayın.עצור! לא לגעת בשום דבר!
Sorun değil. Güzel mi adamım? Benimle konuşmayın.توقّفا! لا تمسّا أيّ شيء!
Spekturumundakilerin yaklaşık yarısı kadarı; konuşmayı başaramayanlar olacak ve çalışmayacaklar da.Die Hälfte der Menschen mit Autismus wird nie lernen zu sprechen und zu arbeiten.
Spekturumundakilerin yaklaşık yarısı kadarı; konuşmayı başaramayanlar olacak ve çalışmayacaklar da.자폐증 스펙트럼 상에 있는 절반 가량의 사람들이 말하는 것을 배우지 못하고, 실리콘 밸리에서 일하지 못할텐데,
Spekturumundakilerin yaklaşık yarısı kadarı; konuşmayı başaramayanlar olacak ve çalışmayacaklar da.Ongeveer de helft van de autisten
Spekturumundakilerin yaklaşık yarısı kadarı; konuşmayı başaramayanlar olacak ve çalışmayacaklar da.Примерно половина людей в этом спектре так и не научаться говорить, и они не будут работать в
Spekturumundakilerin yaklaşık yarısı kadarı; konuşmayı başaramayanlar olacak ve çalışmayacaklar da.בערך חצי מהאנשים שבספקטרום לא ילמדו לדבר, והם אינם עתידים לעבוד
Spekturumundakilerin yaklaşık yarısı kadarı; konuşmayı başaramayanlar olacak ve çalışmayacaklar da.سيكون هناك حوالي نصف عدد الناس من هؤلاء لن يكونوا قابلين لتعلم الحديث , ولن يكونوا قابلين للعمل
Spekturumundakilerin yaklaşık yarısı kadarı; konuşmayı başaramayanlar olacak ve çalışmayacaklar da.話し方を覚えません シリコンバレーで 働く事もないでしょう 単に向いていないんです
Taklit edeceksin. Senden istenen her konuşmayı yapacaksın.Du ska hålla varje tal som du någonsin blir tillfrågad att göra.
Taklit edeceksin. Senden istenen her konuşmayı yapacaksın.Je gaat elke voordracht geven waarvoor je gevraagd wordt.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.우리는 우리 역사의 불미한 부분에 대해
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Não gostamos de falar da nossa História.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Nem szeretünk beszélni a történelmünkről.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Nie lubimy rozmawiać o naszej historii.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Non ci piace parlare della nostra storia.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.No nos gusta hablar de nuestra historia.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Nous n'aimons pas parler de notre histoire.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Nu ne place să vorbim despre istoria noastră.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Vi tycker inte om att prata om vår historia.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.We praten niet graag over onze geschiedenis.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Wir sprechen nicht gerne über unsere Geschichte.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Δε μας αρέσει να μιλάμε για την ιστορία μας.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Мы не любим говорить о нашей истории.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.Не обичаме да говорим за нашата история.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.אנחנו לא אוהבים לדבר על ההיסטוריה שלנו.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.لا نحب الحديث عن تاريخنا.
Tarihimiz hakkında konuşmayı sevmiyoruz.このことが 私たちが歴史上行ってきたことの意味を
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Bardzo chciałbym mówić o rzeczach, które mają jedną stronę.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Gostaria imenso de falar de coisas que têm um só lado
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Hogy én mennyire szeretnék egyoldalú dolgokról beszélni!
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Ich würde wahnsinnig gern über Dinge reden die nur eine Seite haben.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Ik zou het heel graag hebben over dingen met één zijde.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.J'aimerais sincèrement parler des choses qui n'ont qu'un côté.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.저는 정말 이 주제에 대해 말하고 싶어요. 면이 하나 밖에 없는 물체들에 대해서 말이죠
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Me fascinaría hablar de cosas que tienen un solo lado.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Mi-ar face mare placere sa vorbesc despre lucruri care au o singura latura
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Velice rád přednáším o věcech, co mají jednu stranu.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Veramente vorrei parlare delle cose che hanno una sola superficie.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Zelo rad bi govoril o stvareh, ki imajo samo eno stran.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Ειλικρινά θα ήθελα να μιλήσω για πράγματα που έχουν μια πλευρά.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Мне очень, очень хотелось бы поговорить о штуках, у которых одна сторона.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.Много би ми се искало да говоря за неща, които имат една страна.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.מה שהייתי ממש רוצה לדבר עליו הוא דברים שיש להם צד אחד.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.كم أود الحديث عن أشياء ليس لها سوى بعد واحد.
Tek tarafı olan şeyler hakkında konuşmayı gerçekten çok isterim.すごくお話ししたい メビウスの輪が好きなんです それだけじゃありません
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Den diskussionen kan inte föras utan skam, för man kan inte prata om ras utan att prata om privilegium.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Du kan ikke have den samtale uden skam, for du kan ikke tale om race uden at tale om privilegier.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.수치심 없이는 그 대화를 가질 수 없습니다. 특권을 언급하지 않고는 인종에 대해 말할 수 없기 때문이죠.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Não podemos ter essa conversa sem vergonha, porque não podemos falar sobre raça sem falar de privilégios.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Nejde o tom hovořit beze studu, protože nemůžete mluvit o rase, aniž byste mluvili o výsadách.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Rotupuhe koskee aina etuoikeuksia
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Tega pogovora ne moremo imeti brez sramu, ker ne moreš govoriti o rasi, ne da bi govoril o privilegiranosti.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Не можна говорити на цю тему без сорому, тому що ніхто не може говорити про расу, не торкаючись привілеїв.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Этот разговор невозможен без стыда, потому что невозможно говорить о расе, не говоря о привилегии.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.הדיאלוג הזה לא יצליח בלי הבושה, כי אי-אפשר לדבר על נושאי גזע מבלי לדבר על זכויות-יתר.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.لا نستطيع أن نبدأ مثل هكذا حوار من دون العار، لأنه لايمكنك الكلام عن العرق من دون الكلام عن الإمتيازات.