konuşmayı ile cümle
konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Kutsal Kuran bize, Allah'a inançlı olmayı ve her zaman doğru konuşmayı emreder.As the Holy Koran tells us, "Be conscious of God and speak always the truth."
Mary odaya girdiğinde Jack aniden konuşmayı kesti.When Mary entered the room, Jack suddenly stopped talking.
Kimse konuşmayı dinlemiyordu.Nobody was listening to the speech.
Ben insanların önünde konuşmayı sevmiyorum.I don't like to speak in front of people.
O, konuşmayı komşular hakkındaki dedikodu ile tatlandırmaya çalıştı.She tried to spice up the conversation with gossip about the neighbors.
Keçua konuşmayı öğrendiğimde ne yapacağım?What will I do when I have learned to speak Quechua?
Lütfen konuşmayı kes. Oyunuma konsantre olmam gerek.Please stop talking. I need to concentrate on my game.
Kendisi onunla konuşmayı reddetti.He himself refused to talk to her.
Bir yerli gibi yabancı bir dili konuşmayı gerçekten öğrenebilir miyiz?Can we really learn to speak a foreign language like a native?
Yerli bir konuşmacı gibi konuşmayı öğrenmek istiyorum.I want to learn to sound more like a native speaker.
Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend.
İngilizce konuşmayı tercih eder misiniz?Would you prefer to speak in English?
Hepiniz aynı zamanda konuşmayın.Don't all speak at the same time.
Tom Fransızca konuşmayı tercih eder.Tom prefers speaking French.
Tom'un Fransızcayı konuşmayı öğrenme arzusu yok.Tom has no desire to learn how to speak French.
Tom konuşmayı sürdürmeyi zor buldu.Tom found it difficult to keep the conversation going.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tom finds it much easier to speak English than French.
Tom topluluk önünde konuşmayı sevmez.Tom doesn't like to speak in public.
Tom Fransızca konuşmayı sevmez.Tom doesn't like speaking French.
Tom Fransızcayı adam akıllı konuşmayı bilmez.Tom doesn't know how to speak French properly.
Tom'un şu anda konuşmayı canı çok istemiyor.Tom doesn't feel much like talking right now.
Tom topluluk önünde konuşmayı sevmiyor.Tom dislikes speaking in public.
Tom Mary'nin Fransızca konuşmayı öğrenmesinin önemli olduğunu düşünüyor.Tom thinks it's important for Mary to learn how to speak French.
Tom Mary ile konuşmayı reddetti.Tom refused to talk to Mary.
Tom Mary ile İngilizce konuşmayı kolay buldu.Tom found it easy to speak English with Mary.
Tom Mary'yi Fransızca konuşmayı öğrenmesi için teşvik etti.Tom encouraged Mary to learn how to speak French.
Tom'un bu gece Mary ile konuşmayı canı istemiyor.Tom doesn't feel like talking to Mary tonight.
Yarın Tom'la telefonda konuşmayı ve ondan yardım istemeyi planlıyorum.I plan to get a hold of Tom by phone tomorrow and ask him to help.
Mary odaya geldiğinde Tom konuşmayı durdurdu.Tom stopped talking when Mary came into the room.
Tom eline geçecek ilk fırsatta Mary ile konuşmayı planladı.Tom planned to talk to Mary the first chance he got.
Tom işi hakkında konuşmayı sevmiyor.Tom doesn't like to talk about his work.
Tom Mary'nin Fransızca konuşmayı öğrenmesi için elinden geleni yaptı.Tom did his best to help Mary learn French.
Konuşmayı severim.I like talking.
Tom telefonda konuşmayı sever.Tom likes to talk on the phone.
Lütfen konuşmayı keser misin?Would you please stop talking?
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrenin!Learn to speak English in little time!
İnsanlar konuşmayı sever.People love to talk.
O bir konuşma yapıyordu ama garip bir ses duyunca aniden konuşmayı durdurdu.He was making a speech, but he abruptly stopped speaking when he heard a strange noise.
O, konuşmayı bitirdiğinde, herkes sessizdi.When he finished speaking, everyone was silent.
Onu pek çok defa uyardım ama o, konuşmayı kesmeyecek.I warned him many times, but he won't stop talking.
Ağzında sigarayla konuşmayı nasıl beceriyor anlamıyorum.I don't understand how he can speak with a cigarette in his mouth.
Lütfen sürüş esnasında sürücüyle konuşmayın.Please do not talk to the driver while he's driving.
O, aniden konuşmayı kesti.He suddenly stopped talking.
O konu hakkında konuşmayın.Don't talk about that.
Ya konuşmayı kes ya da duymaya değer bir şey söyle.Either stop talking or say something worth hearing.
Onunla o şekilde konuşmayın.Don't speak to her like that.
En samimi talebime rağmen, benimle konuşmayı reddettiler.They refused to talk to me in spite of my earnest request.
Kediler konuşmayı öğrenemez.Cats can't learn to speak.
O sözünü kestiğinde o neredeyse konuşmayı bitirmişti.She had scarcely finished speaking when he cut in.
Egzersiz hakkında konuşmayı bitirdik.We have finished talking about the exercise.
Ben Çince konuşmayı denedim, Bay Wang'sa Fransızca konuşmayı denedi.I tried to speak Chinese and Mr. Wang tried to speak French.
Mary henüz konuşmayı dinlemedi.Mary hasn't listened to the speech yet.
Birbirinizle konuşmayı bırakın ve dinleyin!Stop talking with each other and listen!
Konuşmayı bıraktı.She stopped to talk.
O, konuşmayı Çinceden Almancaya çevirdi.She translated the speech from Chinese into German.
Böyle güzel Fransızca konuşmayı nasıl öğrendin?How did you learn to speak French so well?
Hollandaca konuşmayı öğrenmeye nerede başladın?Where did you start learning to speak Dutch?
Biz bunun hakkında konuşmayı bırakabilir miyiz?Can we quit talking about this?
Benimle konuşmayı kes.Stop talking to me.
Sadece konuşmayı yapmama izin ver.Just let me do the talking.