konuşmayı ile cümle
konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Sadece "evet" ve "hayır" diyen biriyle bir konuşmayı sürdürmek zor.It is difficult to keep up a conversation with someone who only says "yes" and "no".
Profesör İngilizce konuşmayı öğretir.The professor teaches English conversation.
İngilizce konuşmayı kolay buldum.I found it easy to speak English.
O, arabayı kullanırken sürücüyle konuşmayın.Don't speak to the driver while he is driving.
Biz şirket başkanı ile konuşmak istedik, ama o bizimle konuşmayı reddetti.We wanted to speak to the president of the company, but he refused to speak to us.
Dolaylı konuşmayı kes.Stop beating around the bush.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrendi.Soon, he learned how to speak English.
Tom, bütün gece konuşmayı sürdürdü.Tom kept talking all night.
İngilizce konuşmayı nasıl öğrendiğimi düşünüyorsun?How do you think I learned to speak English?
Sana İngilizce konuşmayı kim öğretiyor?Who teaches you English conversation?
Çok hızlı konuşmayın.Don't speak so fast.
Odaya girdiğim anda konuşmayı kestiler.The minute I entered the room, they stopped talking.
Konuşmayı kaçırdığım için üzgünüm.I regret missing the speech.
Yakında İngilizceyi iyi konuşmayı öğreneceksin.You will soon learn to speak English well.
Derhal konuşmayı kes.Stop speaking right now.
Konuşmayı bırak, tamam mı?Quit talking, will you?
Konuşmayı bırakın ve müziği dinleyin.Do stop talking and listen to the music.
Konuşmayı böylesine gürültülü bir odada sürdüremeyiz.We can not carry on conversation in such a noisy room.
Burada yüksek sesle konuşmayın.Don't talk in a loud voice here.
Ken konuşmayı durdurdu ve yemek yemeğe başladı.Ken stopped talking and began to eat.
Sınıf arkadaşlarınız hakkında kötü konuşmayın.Don't speak ill of your classmates.
Konuşmayı bitirdin mi?Have you finished talking?
Konuşmayı bırakın ve beni dinleyin.Stop talking and listen to me.
Bizim bebek konuşmayı öğreniyor.Our baby is learning to speak.
Amerika'ya gideceksen, İngilizce konuşmayı öğrensen iyi olur.If you are to go to America, you had better learn English conversation.
Fransızca konuşmayı İngilizceden çok daha kolay buluyorum.I find it much easier to speak French than English.
Beni görünce ansızın konuşmayı kestiler.Seeing me, they suddenly stopped talking.
Seninle ciddi bir şey hakkında konuşmayı zor buluyorum.I find it difficult to talk to you about anything serious.
Her zaman politika konuşmayı ısrar eden insanları sevmem.I don't like people who always insist on talking about politics.
Fransızcayı bırak konuşmayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Kadınlar konuşmayı sever.Women like to talk.
Kadınlar konuşmayı severler.Women like to talk.
Kadınlar kişisel ilişkileri sürdürmek için konuşmayı kullanırlar.Women use talking to maintain personal relationships.
Biriyle ilk defa karşılaştığında,konuşmayı hafif sürdür.When meeting a person for the first time, keep the conversation light.
Diğerleri hakkında kötü konuşmayın.Don't speak ill of others.
Hoca içeriye girince konuşmayı kesin.Stop talking when the teacher comes in.
Öğretmen içeri girince konuşmayı kesin.Stop talking when the teacher comes in.
Eğer üniversiteye girebilirsem, iki yabancı dil konuşmayı öğrenmeyi umuyorum.If I can get into university, I am hoping to learn to speak two foreign languages.
Konuşmayı kesin.Stop talking.
Aniden, konuşmayı durdurdular.Suddenly, they stopped talking.
Konuşmayı bitirdiğinde sessizlik vardı.When he finished speaking, there was a silence.
Onun önünde bu konuda konuşmayın.Don't talk about it in front of him.
Konuşmayı bitirmeden telefonu kapattı.He hung up before I finished.
O, bizi konuşmayı kesmemiz için uyardı.He warned us to cease talking.
Bizimle Fransızca konuşmayı denedi.He tried speaking French to us.
O, konuşmayı kesmedi.He didn't stop talking.
O konuşmayı kesti.He stopped talking.
O, onlarla konuşmayı kesti.He stopped talking to them.
Onlar konuşmayı kestiler.They stopped talking.
Onlar sürekli olarak konuşmayı sürdürdüler.They kept talking all the time.
O, kötü bir ruh hali içerisinde olması dolayısıyla seninle konuşmayı reddedebilir.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.
O seninle konuşmayı reddedebilir çünkü o çok kötü bir ruh hali içinde.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.
En çok konuşmayı seviyor.She likes talking best of all.
O, konuşmayı sürdürdü.She kept on talking.
O, çabalarını İngilizce konuşmayı öğrenmeye yöneltti.She directed her efforts at learning to speak English.
O kendisi hakkında konuşmayı severdi.She was fond of talking about herself.
Herkesin önünde konuşmayı sevmez.She doesn't like to speak in public.
Ona konuşmayı durdurmasını rica ettikten sonra o konuşmaya devam etti.She kept on talking after I asked her to stop.
Yarın onunla konuşmayı unutma.Don't forget to talk with him tomorrow.
Konuşmayı keser misin?Will you stop talking?