konuşmayı ile cümle
konuşmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Konuşmayı yeni yeni öğreniyor.Abia mai știe să vorbească.
Kovulan Yahudilerin bu tarihten ne kadar sonra bu dili konuşmayı bıraktıkları bilinmemektedir.Nu se va ști niciodată câți evrei au fost omorâți în ziua aceea și câți mai târziu.
Konuşmayı sevmez.Adoră să vorbească.
O, çabalarını İngilizce konuşmayı öğrenmeye yöneltti.El și-a îndreptat eforturile către studierea limbii engleze.
O, çabalarını İngilizce konuşmayı öğrenmeye yöneltti.Ea și-a direcționat eforturile să învețe să vorbească limba engleză.
Konuşmayı sevmez.Szeretnek beszélni.
Çalışırken akıcı bir şekilde İspanyolca konuşmayı öğrendi.Ez idő alatt tanult meg folyékonyan beszélni spanyolul.
Kendisini arayan herhangi biriyle konuşmayı görev kabul ediyordu.Mindenkihez közvetlen volt, mindenkivel elbeszélgetett, aki hozzá fordult.
Elizabeth çocuklara konuşmayı öğretti.A kislány megtanítja neki az állatok nyelvét.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tamás sokkal könnyebbnek találja az angolt a franciánál.
Akıcı bir şekilde İtalyanca ve İspanyolca konuşmayı öğrenmişti.Hän oppi siellä puhumaan sujuvasti italiaa ja espanjaa.
Dört yaşında, konuşmayı öğrendiği gibi okumayı da öğrendi, aynı anda annesi ona yazmayı da öğretti.Hän on kertonut, että oppi lukemaan nelivuotiaana ja on siitä saakka opetellut kirjoittamaan.
Bizimle Fransızca konuşmayı denedi.Hän yritti puhua meille ranskaa.
Dört yaşında, konuşmayı öğrendiği gibi okumayı da öğrendi, aynı anda annesi ona yazmayı da öğretti.Ο ίδιος δήλωσε πως έμαθε να διαβάζει και να γράφει σε μεγάλη ηλικία και πως τον δίδαξε η μητέρα του.
Yalnızca konuşmayı çözmek bile saniyede yaklaşık 60 bit bilgiye karşılık gelmektedir.Προκειμένου ακούγοντάς με να καταλάβετε τι λέω, χρειάζεται να επεξεργαστείτε περίπου 60 bit ανά δευτερόλεπτο.
Bu evlilikten doğan Anton Denikin hem Lehçe hem de Rusça konuşmayı küçük yaşta öğrenir.Ο Αντόν Ντενίκιν, το μόνο παιδί του ζεύγους, μεγαλώνοντας μιλούσε τόσο ρωσικά, όσο και πολωνικά.
Fransızca konuşmayı nerede öğrendin?Πού έμαθες να μιλάς Γαλλικά;
Tom kendisi hakkında konuşmayı sevmiyor.Στον Τομ δεν αρέσει να μιλά για τον εαυτό του.
Fransızca konuşmayı nerede öğrendiniz?Πού μάθατε να μιλάτε Γαλλικά;
Ama pek konuşmayı sevmez.Hun hader at holde taler.
Akıcı bir şekilde İtalyanca ve İspanyolca konuşmayı öğrenmişti.Han taler flydende spansk og italiensk.
Mecazi konuşmayı sever.Talmy likte låta.
Doğu illerinde bulunduğu sırada Ermenice konuşmayı ve Fransızca okumayı öğrendi.Under sine år som misjonær i Orienten lærte han å skrive og tale kinesisk.
Ona konuşmayı ve yazı yazmayı öğretiyor.Dermed lærte han å lese og å skrive.
Bu konuşmayı dinleyenler arasında, Amiral Karl Dönitz ve Silahlı Kuvvetler Bakanı Albert Speer vardı.Hadirin yang mendengarkan pidato ini termasuk Laksamana Karl Dönitz dan Menteri Albert Speer.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Sebab siapa yang menghormati Aku, akan Kuhormati, tetapi siapa yang menghina Aku, akan dipandang rendah.
Elizabeth çocuklara konuşmayı öğretti.エリーザベトは子供達に読み書きを教えた。
Konuşmayı sevmez.しゃべることが嫌い。
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?その頃はこのはを苦手としていたが、いじめっ子から助けてもらったことにより、今はこのはのことが大好き。
Genellikle konuşmayı sürdürebilecek kadar anlamasam da kısa sohbetlere katılabilirim.通常喋ることはないが、ときおりこしらにそそのかされて話に参加する時がある。
Ailesi, o 13 yaşındayken ayrıldı, babasıyla konuşmayı bıraktı.両親は10歳の時に離婚しており、その後父親とは疎遠。
Çünkü daha gariban, komik giyinişli velilerle konuşmayı fazla istemez.派手な服装を好み奇抜な言動をとる怪しげな男。
Konuşmayı yeni yeni öğreniyor.最近好像开始说漫才。
Bu konuşmayı dinleyenler arasında, Amiral Karl Dönitz ve Silahlı Kuvvetler Bakanı Albert Speer vardı.这场讲话的听众包括海军上将卡尔·邓尼茨和军备部长阿尔伯特·斯佩尔。
Yalnızca konuşmayı çözmek bile saniyede yaklaşık 60 bit bilgiye karşılık gelmektedir.人们用英语谈话时的交流訊息大约是60比特/秒。
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?我的意思是,我认为我想要创造什么是因为我想要与人交流,是因为我想要被喜爱,是因为我想要表达自己。
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?그렇지만 그녀가 이걸 커다란 모욕으로 간주하고 이 악행 때문에 나를 증오하게 된다면, 그럼 난 어쩌지, 불쌍한 인간인지고?
Sadece aralarında şifre ve imâ yolu ile ve temsil ve işaret şeklinde konuşmayı caiz görmüşlerdir.그리하여 정우현은 감찰어사가 되고 서희는 말과 주과(酒果)를 위로의 증표로 받았다고 한다.
Konuşmayı takdirle karşıladılar.라는 찬사를 받았다고도 전한다.
Yalnızca konuşmayı çözmek bile saniyede yaklaşık 60 bit bilgiye karşılık gelmektedir.정해진 것은 아니지만 대략 매달 60개 판례 정도를 공보한다.
Kendisini arayan herhangi biriyle konuşmayı görev kabul ediyordu.이에 누구냐고 묻는 관우에게 자신을 소개한다.
Ona konuşmayı ve yazı yazmayı öğretiyor.הוא מלמד אותה קרוא וכתוב.
Sert mizaçlı, konuşmayı pek sevmeyen , dürüst ve güvenilir biri.מרכיב משקפיים, חכם מאוד, אמין, אוהב את דרך הישר ושונא לשקר.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?נראה לי מאוד טבעי לגעת בדברים שהרגיזו אותי, שהציקו לי.
Konuşmayı severim.אני אוהב לדבר.
Konuşmayı severim.אני אוהבת לדבר.
Dişi bireyler genelde konuşmayı öğrendiklerinde bir düzineden daha fazla kelime öğrenemez.Женските, ако въобще се научат да говорят, могат да научат не повече от десетина думи.
Evcil muhabbet kuşları konuşmayı öğrenebilir, yeni tür ıslıklar çalabilir ve insanlarla oyun oynayabilir.Питомният вълнист папагал може да се обучи да говори, да свири мелодии и да играе с хората.
Bu iki konuşmayı sayısız gösterimler takip eder ve Marconi uluslararası dikkatleri üzerine çekmeye başlar.С тази шега двамата си резменят няколко реплики и Аристофан започва своето изложение.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Моля да бъда извинен, защото може да я объркам малко, защото дядо ми ми я разказва, когато бях малък.
Gazeteci, çocuğun babası rolü yaptığı konuşmayı kaydettiğini iddia etmiştir.Пресата натиска актрисата да признае, кой е баща на детето ѝ.
Ama pek konuşmayı sevmez.Сам той също обича да говори много.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Namjerno odbijam pohvaliti vam ono što mi se sviđa, kao i ocrniti ono što mi se ne sviđa.
Bu iki konuşmayı sayısız gösterimler takip eder ve Marconi uluslararası dikkatleri üzerine çekmeye başlar.Nasledovali ďalšie demonštrácie, a Marconi získal medzinárodnú pozornosť.
Ona konuşmayı ve yazı yazmayı öğretiyor.Preto ho dal učiť čítať a písať.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Zriekam sa týchto vecí preto, lebo sa ony priečia môjmu svedomiu, môjmu náboženskému citu.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Zato gre vprašat vetrove, ki pa se silno razburijo, ker jih moti.
Norveççe bilen bir kişi zorlanarak da olsa İsveççe bir konuşmayı anlayabilir.Norvegai gali suprasti švedų kalbą be didesnių pastangų, o danams tai yra šiek tiek sunkiau.
Ailesi, o 13 yaşındayken ayrıldı, babasıyla konuşmayı bıraktı.Kai jam buvo maždaug keturiolika metų jis nustojo tikėti Dievu.
Akıl hastalığım -- aslında akıl sağlığım hakkında konuşmayı planlamıyorum.A mentális betegségem - nos, nem is fogok beszélni a mentális betegségemről.