konuşmam ile cümle

konuşmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Beyler, konuşmamız gerek.Guys, we need to talk.
Arkadaşlarının hakkında onların arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about your friends behind their backs.
Hakkında konuşmamız gereken bir şey var mı?Is there anything we need to talk about?
Tom'la konuşmamı hiç kimse durduramaz.Nobody can stop me from talking to Tom.
Bu, açılış konuşmamla sona eriyor.That concludes my opening statement.
Tom ve benim konuşmamız gerekiyor.Tom and I need to talk.
Özel olarak konuşmamız gerek.We need to have a chat in private.
Birçok yabancı dil okudum ama hiçbirini konuşmam.I read many foreign languages, but speak none.
Birçok yabancı dili okurum ama herhangi birini konuşmam.I read many foreign languages, but I don't speak any.
Bu konuyu hiç kimseyle konuşmamalısın.You must not discuss this matter with anyone.
Diğerleri gidiyor, onların gitmesini beklememize ve bir süre konuşmamıza ne dersin?The others are leaving. What do you say we wait for them to go away and talk for a while?
Adam üç gündür karısıyla konuşmamıştı.The man had not spoken to his wife in three days.
Onunla yalnız konuşmam gerek.I need to talk to her alone.
Açık konuşmamı istiyor musun?Do you want me to be frank?
Dobra dobra konuşmamı ister misin?Do you want me to be frank?
Seninle konuşmamalıydım.I shouldn't be talking to you.
Belki de burada konuşmamalıyız.We probably shouldn't talk here.
Ebeveynlerinle o şekilde konuşmamalısın.You shouldn't speak to your parents that way.
Gitmemi ve onunla konuşmamı ister misin?Do you want me to go and have a word with him?
Öğretmen beni okumam, yazmam ve konuşmam için teşvik etti.The teacher encouraged me to read, write and speak.
Onun hapşırması konuşmamızı engelledi.His sneezing interfered with our conversation.
Yakında iyi İngilizce konuşmam mümkün olacak.I will be able to speak English well soon.
Tom bu konuda Mary ile konuşmamı istedi.Tom asked me to speak to Mary about that.
Kimle konuşmam gerektiğinden hâlâ emin değilim.I'm still not sure who I should talk to.
Seninle konuşmam gerekmiyor.I'm not supposed to talk to you.
Ölü hakkında saygısızca konuşmamalısın.You must not speak disrespectfully of the dead.
Ölü hakkında saygısızca konuşmamalıyız.We must not speak disrespectfully of the dead.
Hala Tom'la konuşmamız gerekiyor.We still need to talk to Tom.
Konuşmam ve dinlemem, yazım kadar iyi değildir.My speaking and listening are not as good as my writing.
Kendi konuşmamı işitmekten hoşlanmıyorum.I don't like hearing myself talk.
Tom'la o biçimde konuşmaman gerekirdi.You shouldn't have talked to Tom like that.
Seninle bir saniye konuşmam gerekiyor.I need to talk to you a sec.
Tom onunla konuşmama izin vermeliydi.Tom should've let me talk to him.
Üzgünüm, Portekizce konuşmam.I'm sorry, I don't speak Portuguese.
Daha sonra kimle konuşmamız gerekiyor.Who should we talk to next?
Bizim herkesle konuşmamız gerekiyor.We need to talk to everyone.
Ben İngilizceyi çok iyi konuşmam.I don't speak English very well.
Tom'la konuşmam çok önemli.It's very important that I talk to Tom.
Üzgünüm ama ben Fransızca konuşmam.I'm sorry, but I don't speak French.
Tom'la konuşmamalısın.You shouldn't talk to Tom.
Küresel ısınmayla ilgili konuşmamızı takip etmek istiyorum.I would like to follow up on our conversation about global warming.
Konuşmamız gereken başka şeylerimiz var.We have other things we need to talk about.
Bunun hakkında kısa süre sonra konuşmamız gerekiyor.We need to talk about this sometime soon.
Genellikle bunu çok konuşmam.I usually don't talk this much.
O konuda fazla konuşmam.I don't speak about it a lot.
"Sanmıyorum ..." "O zaman konuşmaman gerekir.""I don't think..." "Then you shouldn't talk."
Tom'la daha sonra konuşmamız gerek.We need to talk to Tom later.
Önümüzdeki Pazartesi gezin için ayrılmadan önce acilen seninle konuşmam gerekiyor.I need to speak with you urgently before you leave for your trip next Monday.
Tom hakkında konuşmamalısın.You shouldn't talk about Tom.
O konuda birisiyle konuşmamız gerek.We need to talk to someone about it.
Tom Mary'ye John ile konuşmamasını söyledi.Tom told Mary not to talk to John.
Şimdi kiminle konuşmamız gerekir?Who should we speak to now?
Sık sık telefonla konuşmam.I don't often talk on the phone.
Hâlâ kiminle konuşmam gerektiğini bilmiyorum.I still don't know who I'm supposed to talk to.
Tom, artık Mary ile konuşmamamı önerdi.Tom advised me to not talk to Mary anymore.
Tom bana Mary ile artık konuşmamamı söyledi.Tom told me to not talk to Mary anymore.
Tom'la çok eğlenceli bir konuşmam vardı.I had a lot of fun talking with Tom.
Ben sık sık Fransızca konuşmam.I don't often speak French.
Tom bana konuşmam gereken kişi olduğunuzu söyledi.Tom told me that you're the person I should talk to.
İş yerinde neredeyse hiç kimseyle konuşmam.I hardly ever talk to anyone at work.

İlgili Sayfalar