konuşmam ile cümle

konuşmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dinleyiciyi kendine bağlayan bir zeka oyunu olabilir, mesela benim TED konuşmam, benim örnek TED konuşmamيشارك فيه الحضور كنوع من لعبة عقلية مثل أن تقول حديثي أو عينة حديثي
Dinleyiciyi kendine bağlayan bir zeka oyunu olabilir, mesela benim TED konuşmam, benim örnek TED konuşmamマインドゲームみたいなね だから- 私の例としてのTEDトークは TEDトークに関するものです メタなのが好きなので
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamıAmikor felfedeztük a DNS szerkezetét, megtartottam első előadásomat
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamıCând am descoperit structura ADN-ul, am ţinut primul meu discurs
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Als wir die Struktur der DNA gefunden hatten, hielt ich meine erste Rede in Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Après avoir trouvé la structure de l'ADN, j'ai présenté ma première conférence au Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Cuando encontramos la estructura del ADN, di mi primera charla en Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Da vi fandt DNAets struktur, holdte jeg mit første foredrag ved Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Když jsme objevili strukturu DNA, měl jsem svou první přednášku na Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Kiedy odkryliśmy strukturę DNA, wygłosiłem wykład w Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Quando descobrimos a estrutura do ADN, eu fiz a minha primeira palestra em Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Quando scoprimmo la struttura del DNA, tenni la prima conferenza al Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Saat kami menemukan srtuktur DNA, saya memberikan pidato pertama saya di Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Toen we de structuur van DNA ontdekten, gaf ik mijn eerste talk op Cold Spring Harbor.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Όταν ανακαλύψαμε τη δομή του DNA, έδωσα την πρώτη μου ομιλία στο Κόλντ Σπρίνγκ Χάρμπορ.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Когато открихме структурата на ДНК, аз изнесох първата си лекция в Колд Спринг Харбър.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı Cold Spring Harbor'da yapıyordum.Когда мы установили структуру ДНК, я прочел свою первую лекцию в лаборатории Колд-Спринг-Харбор.
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamı우리가 DNA의 구조를 찾았을 때 저는 콜드 스프링 하버에서
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamıKhi tìm ra cấu trúc ADN, tôi công bố lần đầu ở Viện nghiên cứu Cold Spring Harbor
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamıכשמצאנו את מבנה הדנ"א, הרצאתי לראשונה
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamıعندما اكتشفنا بنية ال DNA، ألقيت حديثي الأول
DNA'nın yapısını çözdüğümüzde, hakkında ilk konuşmamıコールド スプリング ハーバーでの初講義で物理学者のレオ シラードに
Doğrusu birazcık şeytanla dans etmeliyiz. Konuşmamın bu bölümü benim en sevdiğim kısım.Asta e partea mea preferată din discurs.
Doğrusu birazcık şeytanla dans etmeliyiz. Konuşmamın bu bölümü benim en sevdiğim kısım.Ceci est ma partie préférée de mon discours.
Doğrusu birazcık şeytanla dans etmeliyiz. Konuşmamın bu bölümü benim en sevdiğim kısım.Esta é a minha parte favorita da minha palestra.
Dur biraz, konuşmamız lazım.Aşteaptă, ar trebui să discutăm.
Dur biraz, konuşmamız lazım.Attendez une seconde, je dois vous parler.
Dur biraz, konuşmamız lazım.Un segundo, tengo que hablar contigo.
Dur biraz, konuşmamız lazım.Várj egy percet, beszélnem kell veled.
Dur biraz, konuşmamız lazım.Wacht, ik wil met u spreken.
Dur biraz, konuşmamız lazım.Погоди секунду, мне надо с тобой поболтать.
Dur biraz, konuşmamız lazım..הו. הבמאי האהוב עלי .חכה שנייה, אני צריך לדבר איתך
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.우리가 이러한 이상들을 진지하게 여긴다면, 이 위기의 심층적인 원인이 무엇인지 솔직하게 말해야만 합니다.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.Si somos serios sobre estos ideales, debemos hablar honestamente sobre las causas profundas de esta crisis.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.Wenn wir über diese ideale ernst nehmen, müssen wir ehrlich über die tieferen Ursachen dieser Krise sprechen.
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.إذا كنا جادين في هذه المثل، يجب أن نتكلم بصراحة عن الأسباب العميقة لهذه الأزمة
Eğer bu idealler konusunda ciddiysek, bu krizin kaynağındaki sebepler hakkında dürüstçe konuşmamız lazım.我々を引き裂く武力か 共に胸に抱く希望か 選択を迫られているからです
Eğer henüz yapmadıysanız, TED'deki konuşmamı izleyin, derim.Vedi il mio discorso di TED, se non l'hai ancora fatto
Eğer henüz yapmadıysanız, TED'deki konuşmamı izleyin, derim.Zobacz moje wystąpienie TED talk, jeśli jeszcze nie widziałeś
En beğendiğim hikayeydi. Dur biraz, konuşmamız lazım.أنت مخرجي المفضل تعال يجب أن نتحدث
Evet... Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.نعم, لانني شككت انك تتنصتين على حديثنا
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak: A) O anı size nakletmek, veDet är faktiskt målet med min föreläsning att A: förmedla detta till er och B: få er att gå härifrån
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak:Así que, ese es verdaderamente el objetivo de mi charla,
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak:De bedoeling van mijn verhaal is
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak:오늘 제 강연의 주제는 바로 이러한 발견에 관한 것입니다.
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak:Quindi, questo è l'obiettivo del mio discorso:
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak:Und das ist Ziel meines Vortrags:
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak:אז, זוהי למעשה המטרה של ההרצאה שלי,
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak:لذلك ، هذا في الواقع الهدف من حديثي ،
Evet, konuşmamın asıl amacı da bu olacak:さて 私のお話の目的は A どんな時にそうなるのかを お話しして
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Aber lassen Sie mich mit meiner Rede beginnen - die Zeit läuft.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Ale poďme k veci -- čas beží.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Dar să revin la subiect -- văd ceasul alergând.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.De hadd kezdjem el az előadást -- látom, pörög az óra.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.이제 강연을 시작하죠. 시간이 흐르고 있으니까요.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Maar laten we beginnen - ik zie dat de tijd vliegt.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Ma cominciamo - vedo che l'orologio corre.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Mais permettez-moi de passer à ma conférence - je vois l'heure tourner.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Mas vamos à palestra - o relógio está a contar.
Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.Men lad mig komme til talen -- jeg kan se at tiden går.

İlgili Sayfalar