konuşmam ile cümle
konuşmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Din içerikli konuşmamın kadınlar üzerinde etkili olduğunu yüz mimiklerinden anlıyordum.Ceux qui me connaissent savent quelle haute opinion j’ai des femmes.
Çocukların tanımadıkları kişilerle konuşmaması gerektiği şeklinde bir ders verilir.Je ne crois pas qu’on apprenne à l’enfant à parler.
ÖSS'nin etkisinden kurtulamamıştır ve bu yüzden hiç konuşmamaktadır.Il n’a jamais fait appel aux émotions, et il ne voulait jamais éblouir.
Çince konuşmam.No hablo chino.
İsveçce konuşmam.No hablo sueco.
Eğer dinlemekten çok konuşmamız gerekseydi, iki ağzımız bir kulağımız olurdu.Si tuviéramos que hablar más que escuchar tendríamos dos bocas y una oreja.
Seninle konuşmam gerekiyor.Tengo que hablar contigo.
İspanyolca konuşmam.No hablo español.
Hızlı konuşmam.No hablo deprisa.
Burada konuşmamalısın.No deberías hablar aquí.
Seninle konuşmam lâzım.Necesito hablar contigo.
Başkaları hakkında kötü konuşmamalısın.No deberías hablar mal de los demás.
Sınıfta birbirinizle konuşmamalısınız.En clase no debéis hablar los unos con los otros.
Bunun hakkında konuşmamayı tercih ederim.Prefiero no hablar de ello.
Tom'la konuşmama izin ver.Deja que hable con Tom.
Tom konuşmamızı istiyor.Tom quiere que hablemos.
Türkçe konuşmam.No hablo turco.
Bunun hakkında şimdi konuşmamız gerekmiyor.No tenemos que hablar de esto ahora.
Daha önce bir yabancı ile hiç konuşmamıştım.Nunca antes me había hablado un extranjero.
Onunla konuşmam gerekiyor.Tengo que hablar con él.
Tom, seninle konuşmamı istedi.Tom quería que hablara contigo.
Seninle yalnız konuşmam gerekiyor.Tengo que hablar contigo a solas.
Fransızca konuşmamayı tercih ederim.Prefiero no hablar francés.
Öğretmen sınıfta Fransızca konuşmamıza izin vermedi.El profesor no nos dejaba hablar en francés en clase.
Konuşmama izin verin.Déjame hablar.
Tom'la yalnız konuşmama izin ver, tamam mı?Déjame hablar a solas con Tom, ¿vale?
Onunla konuşmamalısın.No deberías hablar con él.
Tom, seninle konuşmam gerek.Tom, necesito hablar contigo.
Tom'la konuşmamı ister misin?¿Quieres que hable con Tom?
Onunla konuşmama izin ver.Déjame hablar con ella.
Onlarla konuşmam gerekiyor.Necesito hablar con ellos.
Fince mi yoksa İngilizce mi konuşmamı istersiniz?¿Quiere que hable en finlandés o en inglés?
Sana benimle asla tekrar konuşmamanı söyledim.Te dije que no volvieras a hablar conmigo.
Seninle bir dakika konuşmam gerekiyor.Necesito hablar un minuto contigo.
Bu konuşmamızı hatırlamıyorum.No me acuerdo de esta conversación.
Bunlar bugünkü konuşmamın ana hatları.Estas son las líneas principales de mi charla de hoy.
Acilen Tom ile konuşmam gerekiyor.Tengo que hablar urgentemente con Tom.
Kamu işlerinde kilisem adına konuşmam, kilise de benim adıma konuşmaz." demiştir.Yo no hablo por mi iglesia en asuntos públicos, y la Iglesia no habla por mí.
Son io che parlo a te!- "Sana konuşmam gerek").Vaya con su jefe que yo quiero hablar con él!"
Eğer dinlemekten çok konuşmamız gerekseydi, iki ağzımız bir kulağımız olurdu.Se avessimo avuto più bisogno di parlare che di ascoltare, saremmo nati con due bocche e un solo orecchio.
Tom'la derhal konuşmam gerekiyor.Devo parlare subito con Tom.
Onunla konuşmam gerekiyor.È necessario che ci parli.
Belki ilk bunu konuşmamız gerek.Forse per prima cosa dovremmo parlare di questo.
Bunun hakkında konuşmamayı tercih ederim.Preferisco non parlare di questo.
Şahsi bir şey hakkında seninle konuşmam gerekiyor.Ho bisogno di parlarti di una cosa personale.
Tom artık Mary ile konuşmamaya karar verdi.Tom decise di non parlare più con Mary.
Son io che parlo a te!- "Sana konuşmam gerek").(我共你講) - "Sto parlando a te."
Kamu işlerinde kilisem adına konuşmam, kilise de benim adıma konuşmaz." demiştir.Umilmente, se qualcuno ha sbagliato, mi scuso anche a nome della Chiesa".
Kendi adıma konuşmam gerekirse, taç giydiğim günü -yüz yıl bile yaşasam da- hayat boyu unutmayacağım."Per la mia vita, se noi vinciamo e sopravviverò, non ti rivolgerò più alcuna parola".
ÖSS'nin etkisinden kurtulamamıştır ve bu yüzden hiç konuşmamaktadır.La mandibola del cavaliere è andata perduta, quindi non è in grado di parlare.
Ders sırasında Japonca konuşmamalısınız.Вы не должны разговаривать по-японски во время урока.
Ders esnasında Japonca konuşmamalısınız.Вы не должны разговаривать по-японски во время урока.
İspanyolca konuşmam.Я не говорю по-испански.
Seninle konuşmam gerek.Мне нужно поговорить с тобой.
Otobüs hareket halindeyken yolcular şoförle konuşmamalıdır.Пассажиры не должны разговаривать с водителем во время движения автобуса.
Seninle dışarıda konuşmam gerek.Мне нужно поговорить с тобой снаружи.
Tom konuşmama izin vermezdi.Том не позволил бы мне говорить.
Zaten bugün hastaların artması erişkin hastalar hakkında önemsiz grup gibi konuşmamıza imkan sağlamıyor.Прирост взрослых пациентов сегодня уже не позволяет говорить о них как о несущественной группе.
Hiçbiriyle tanışmamış, konuşmamış ya da bir daha hiç haber almayacak olsam bile.Так мы с ним и не пообщались и не поговорили ни разу.
Buda: Böyle konuşmamalısın Kasapsa.Эми: Не говори такое, Лумина!