konuşmam ile cümle

konuşmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Şaşkınlık beni konuşmamdan mahrum etti.Astonishment deprived me of speech.
Konuşmamıza katılmaz mısın?Won't you join our conversation?
Ya İngilizce ya da Japonca konuşmamıza izin verildi.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
Başkaları hakkında arkalarından kötü konuşmamalıyız.We must not speak ill of others behind their backs.
Jack'in arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about Jack behind his back.
Otobüs hareket halindeyken yolcular şoförle konuşmamalıdır.Passengers shall not converse with the driver while the bus is in motion.
İnsanların arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about people behind their backs.
Yaşlı bir adam konuşmamıza girdi.An old man broke into our conversation.
O, bana daha yavaş konuşmamı rica etti.He asked me to speak more slowly.
Mary konuşmamıza karıştı.Mary broke in on our conversation.
Bay White konuşmamla ilgili birkaç yorum yaptı.Mr White made a few comments on my speech.
Çok fazla Fransızca konuşmam.I don't speak French very much.
Benim fikrim, Bay Brown'la konuşmamız gerektiğidir.My idea is that we should talk to Mr Brown.
Çok yüksek sesle konuşmamalısın.You should not speak so loud.
Onun hakkında böyle kötü konuşmamalısın.You shouldn't speak so ill of him.
Ders sırasında Japonca konuşmamalısın.You must not speak Japanese during the class.
Ders sırasında Japonca konuşmamalısınız.You must not speak Japanese during the class.
Ders esnasında Japonca konuşmamalısın.You must not speak Japanese during the class.
Ders esnasında Japonca konuşmamalısınız.You must not speak Japanese during the class.
Burada öyle yüksek sesle konuşmamalısınız.You must not speak so loudly here.
Bayan Gray çocuğa kendisi konuşurken konuşmamasını söyledi.Miss Gray told the boy to hold his tongue while she was speaking.
Seninle konuşmam gereken bir şey var.There's something I need to talk with you about.
Ağzın doluyken konuşmamalısın.You must not speak with your mouth full.
Ağzın dolu konuşmamalısın.You must not speak with your mouth full.
Konuşmamız her zamanki gibi hava üzerine açıldı.Our conversation opened, as usual, upon the weather.
Biz konuşmamızı durdurduk.We broke off our conversation.
Daha önce bir yabancı ile hiç konuşmamıştım.I have never been spoken to by a foreigner before.
Benim konuşmamın bir taslağını yaptım.I made a draft of my speech.
Bu gece konuşmam bekleniyor.I am due to speak tonight.
Hemen bir karar veremem. Önce patronumla konuşmam gerekecek.I can't make a decision on the spot. I'll have to talk to my boss first.
Konuşmamın en önemli kısmını unuttuğumu çok geç anladım.I discovered too late that I left out the most important part of my speech.
Özenle hazırladığım konuşmamı yaptım.I gave my carefully prepared speech.
Konuşmamız süresince o,gençliğinden bahsetti.In the course of our conversation, he referred to his youth.
Sınıfta birbirinizle konuşmamalısınız.You must not talk to each other in class.
Masada dolu ağızla konuşmamalısın.You shouldn't speak with your mouth full at table.
Kütüphanede konuşmamalıyız.We must not speak in the library.
Öğretmen Mary'ye konuşmamasını söyledi.The teacher told Mary to hold her tongue.
Başkaları hakkında kötü konuşmamalısın.You should not speak ill of others.
Sınıfındaki diğer oğlanlar hakkında kötü konuşmamalısın.You must not speak ill of other boys in his class.
Diğerlerinin ardından kötü konuşmamalısın.You must not speak ill of others behind their backs.
Yüksek sesle konuşmamalısın.You must not speak loudly.
Bir insanın arkasından kötü konuşmamalısın.You shouldn't speak ill of a man behind his back.
Konuşmam için izin verirseniz, her şeyi açıklayabilirim.If you permit me to speak, I can explain everything.
İngilizce konuşmamız muhtemelen iyi bir fikir, bu yüzden o anlayabilecek.It's probably a good idea for us to speak in English, so he'll be able to understand.
Konuşmamızı hapşırıkları böldü.Our conversation was interrupted by his sneezes.
Her zaman konuşmamızı kesiyor.He's always breaking into our conversation.
O, İngilizce konuşmamak için Fransızca konuşur.He speaks French, not to speak of English.
O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.He makes it a rule never to speak badly of others.
O, bizim konuşmamızı kesti.He broke in on our conversation.
O bana daha yavaş konuşmamı söyledi.He told me to speak more slowly.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.He makes it a rule never to speak ill of others.
Çocuklara sınıfta yüksek sesle konuşmamalarını emretti.He ordered the boys not to shout in the classroom.
Onun huzurunda sana konu hakkında konuşmamanı söyledim.I told you not to talk about the matter in her presence.
O benim konuşmama sinirlendi.She got angry about my talk.
O, bizim konuşmamıza katılmadı.She didn't take part in our conversation.
Konuşmamızı kesme.Don't interrupt our conversation.
Yarın tekrar konuşmamız gerekebilir.Maybe we should talk again tomorrow.
Bir daha onunla konuşmamaya yemin ettim.I vowed that I would never speak to her again.
Fransızca konuşmam ama onu biraz anlarım.I don't speak French, but I understand it a little.
Çince konuşmam.I don't speak Chinese.

İlgili Sayfalar