Fransızca okuyabilirim fakat onu konuşmakta iyi değilim.I can read French, but I'm not good at speaking it.
Müdürünüzle konuşmak istiyorum!I demand to speak to your manager!
Yöneticinle konuşmak istiyorum!I demand to speak to your manager!
Seninle konuşmak zor.You're difficult to talk to.
Tom'la konuşmak zor.Tom is hard to talk to.
Tom'un konuşmak istediği tek kişi Mary.The only person Tom wants to talk to is Mary.
Tom hâlâ bunun hakkında Mary ile konuşmak zorunda.Tom still has to talk to Mary about that.
Ayrıca çeşitli konular hakkında konuşmakla çok fazla zaman kaybedeceğiz.Besides, we will lose too much time to talk about the various topics.
Sami insanlarla konuşmaktan keyif alıyordu.Sami liked to talk to people.
Yaşça senden büyük olduğum için konuşmaktan çekinme.Don't hesitate to speak just because I am elder.
Yaşım büyüm olduğu için konuşmaktan çekinme.Don't hesitate to speak just because I am elder.
Yazmanın konuşmaktan daha kolay olduğunu anlıyorum.I realize that it is easier to write than to speak.
Kimse bu şeyler hakkında konuşmak istemedi.No one wanted to talk about those things.
Mary beni görmek istemiyor, fakat onunla konuşmak için bir bahane bulmak zorundayım.Mary doesn't want to see me, but I have to find an excuse for talking to her.
Konuşmak istediğin başka biri var mı?Is there anyone else you want to talk to?
Tom kimseyle konuşmak istemediğini söyledi.Tom said he doesn't want to talk to anyone.
Bütün gün sadece Fransızca konuşmak benim için iyi bir deneyimdi.Speaking only in French all day was a good experience for me.
Hâlâ Tom ile konuşmak zorundayım.I still have to talk to Tom.
Tom'un Fransızca konuşmakta çok iyi olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom was so good at speaking French.
Tom bir daha asla konuşmak istemediğim bir insandır.Tom is one person I never want to talk to again.
Sorunlarım hakkında konuşmak istemiyorum.I don't want to talk about my problems.
Bunun hakkında Tom'la konuşmak istedim.I wanted to talk to Tom about that.
Tom ile konuşmak istemedim.I didn't want to speak with Tom.
Tom Fransızca konuşmak zorunda olduğumu söyledi.Tom said that I had to speak French.
İşim gereği Fransızca konuşmak zorundayım.I have to speak French for my job.
Konuşmak zorunda olduğum kişi bu değil.That's not who I have to talk to.
İş hakkında konuşmak istemedim.I didn't want to talk about work.
Fransızca konuşmak istemedim.I didn't want to speak in French.
Kimseyle konuşmak istemiyorum.I don't want to speak to anyone.
Tom Fransızca konuşmak istediğini söylüyor.Tom says he wants to speak French.
Neden Fransızca konuşmak zorundaymışım?Why do I have to speak French?
Niye Fransızca konuşmak zorundayım ki?Why do I have to speak French?
Tom Fransızca konuşmakta zorlanıyor.Tom has trouble speaking French.
Tom Fransızca konuşmak zorunda değildi.Tom didn't have to speak French.
Tom, Mary'nin Fransızca konuşmakta iyi olduğunu söyledi.Tom said Mary was good at speaking French.
Tom ve ben seninle konuşmak istiyoruz.Tom and I want to speak to you.
Tom, Mary ile konuşmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to talk to Mary.
Tom Mary'nin seninle konuşmak istediğini söyledi.Tom said that Mary wanted to talk to you.
Fransızca konuşmaktan hoşlanırım.I enjoy speaking in French.
Canım konuşmak istemiyordu.I didn't feel like talking.
Halk arasında konuşmaktan nefret ediyorum.I hate speaking in public.
Tom konuşmak istemiş olmalı.Tom must've wanted to speak.
Tom Mary ile konuşmak için bile çok utangaçtır.Tom is too shy to even talk to Mary.
Tom neden Mary ile konuşmaktan korkuyor?Why is Tom afraid to talk to Mary?
Tom Fransızca konuşmaktan nefret eder.Tom hates speaking French.
Fransızca konuşmaktan nefret ediyorum.I hate speaking French.
Fransızca konuşmak zorunda kaldım.I had to speak French.
Tom çok konuşmaktan hoşlanıyor.Tom likes to talk a lot.
Tom ve ben Mary ile konuşmak istiyoruz.Tom and I want to talk to Mary.
Leyla, Sami'yle konuşmak için sempati atağına geçti.Layla went on a charm offensive to talk to Sami.
Tom Fransızca konuşmaktan hoşlanıyor gibi görünüyordu.Tom seemed to enjoy speaking French.
Benim konuşmak istediğim Tom'dur.It's Tom that I want to talk to.
Tom ile konuşmak çok kolay değildi.Tom wasn't very easy to talk to.
Ne Tom ne de Mary Fransızca konuşmakta çok iyidir.Neither Tom nor Mary is very good at speaking French.
Seninle konuşmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to talk to you.
Tom,gerçekten Mary ile konuşmaktan hoşlanıyor gibi görünüyordu.Tom didn't seem to really enjoy talking with Mary.
Fransızca konuşmak zor mu?Is it hard to speak French?
Tom, Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyordu.Tom seemed to really enjoy talking with Mary.
Tom konuşmak zorunda değildi.Tom didn't have to speak.
Tom Mary ile konuşmaktan hoşlanıyor gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to enjoy talking with Mary.