O, çocukları hakkında konuşmaktan hoşlanıyordu.She liked to talk about her kids.
Duyguların hakkında konuşmak zor.It's hard to talk about your feelings.
Futbol hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorum.I don't like talking about football.
Patronumla kişisel konuları konuşmaktan imtina ederim.I avoid discussing personal subjects with my boss.
Ölünün arkasından konuşmak istemiyorum.I don't want to speak ill of the dead.
Sence Kadazan dilini konuşmak zor mu?Do you think it difficult to speak Kadazan?
Tekrar konuşmak isterim.I look forward to speaking with you again.
Fransızcada daha iyi olmanın en iyi yolu yerli konuşucularla Fransızca konuşmak.The best way to get better at French is to speak French with native speakers.
Eğer istemiyorsa Tom onun hakkında konuşmak zorunda değil.Tom doesn't have to talk about it if he doesn't want to.
Tom eğer istemiyorsa benimle konuşmak zorunda değil.Tom doesn't have to talk to me if he doesn't want to.
Tom gerçekten bu konuda konuşmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't really want to talk about this.
Tom istemezse benimle konuşmak zorunda değildi.Tom didn't have to talk to me if he didn't want to.
Tom konuşmak zorunda değildi. Mary bütün konuşmayı yaptı.Tom didn't have to speak. Mary did all the talking.
Tom'a çok yüksek sesle konuşmak zorunda olmadığını söyledim.I told Tom he didn't have to talk so loudly.
Tom onun hakkında konuşmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to talk about it.
Fransızca konuşmak kolay değil ama eğlencelidir.Speaking French isn't easy, but it's fun.
Fransızca konuşmak için birkaç fırsatım var.I have few opportunities to speak French.
Tom Mary ile konuşmak istiyor gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to want to talk to Mary.
İyi Fransızca konuşmak zordur.It's difficult to speak French well.
Tom çok yüksek sesle konuşmak zorunda değil.Tom doesn't have to talk so loud.
İyi Fransızca konuşmak zor.It's hard to speak French well.
Fransızca konuşmak kolay değildir.Speaking French isn't easy.
Tom konuşmak zorunda değil.Tom doesn't have to speak.
Tom şimdi seninle konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to talk to you now.
Artık benimle konuşmak istemediğini nihayet anladım.I've finally understood that you don't want to talk to me anymore.
Türkçe konuşmak benim için çok zor.It's hard to speak Turkish for me.
Buraya iş konuşmak için geldim, çene çalmak için değil.I came here to talk business, not to chit-chat.
Seninle ciddi olarak konuşmak istiyorum.I want to talk seriously with you.
Tom'la konuşmak istiyor musun?Do you want to speak to Tom?
Ana dilini konuşmak çok sıkıcı.Speaking your native language is so boring.
Ana dilini konuşmak kolay ama sıkıcı.Speaking your native language is easy, yet boring.
Tom Meryem'le konuşmaktan korkuyor.Tom is scared to talk to Mary.
Eğer İngilizceyi benim kadar akıcı konuşmak istiyorsan, benim kadar çok şey öğrenmelisin.If you want to speak English as fluently as me, you must learn as much as I did.
Tom'un konuşmak için hiçbir arkadaşı yok.Tom doesn't have any friends to talk to.
Topluluk önünde konuşmaktan asla çok hoşlanmadım.I never much liked public speaking.
Biz Tom'la konuşmak zorundaydık.We had to talk to Tom.
Rüyalar hakkında konuşmak sıkıcı değil mi?Isn't talking about dreams boring?
Biraz daha konuşmak istedim ama o kapattı.I wanted to talk some more, but she hung up.
Neden politika hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorsun?Why don't you like talking about politics?
Ben sadece konuşmak istiyorum.I only want to talk.
Tom'la konuşmak için geldim.I came to talk with Tom.
Tom'la asla tekrar konuşmak niyetinde değilim.I don't intend to ever talk to Tom again.
Hislerim hakkında konuşmakta sıkıntı yaşıyorum.I have trouble talking about my feelings.
Kızlarla konuşmaktan korkar mısın?Are you scared to talk to girls?
Sevdiğim hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk about my loved one.
Üzgünüm ama benim ısrar etmem gerek. Onunla konuşmak zorundayım.I'm sorry, but I must insist. I have to talk to him.
Gerçeği konuşmak oldukça kaba.(I fear) it's rather rude to speak the truth.
Gençler için sessizlik konuşmaktan daha iyidir.For young people silence is better than talking.
Ben çok fazla konuşmak eğilimindeyim.I tend to talk too much.
Konuşmak yerine hareket edin.Act, instead of talking.
Bir süre burada seninle oturmak ve konuşmak istiyorum.I wish to sit here with you for a while and talk.
O bana daha yavaş konuşmak zorunda olduğumu söyledi.He told me that I had to speak more slowly.
Bu konuda konuşmaktan vazgeçelim.Let's quit talking about this.
Seninle ne yapılması gerektiği hakkında konuşmak istiyorum.I want to speak to you about what needs to be done.
Ben mümkün olduğunca çok kişiyle konuşmak istiyorum.I want to talk to as many people as possible.
Ne yapılması gerektiği hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk about what needs to be done.
Bir an için seninle konuşmak istiyorum.I want to speak to you for a moment.
Gelecek hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk about the future.
Annenle konuşmak istiyorum.I want to talk to your mother.
O bir an için seninle konuşmak istiyor.He'd like to talk to you for a moment.