Gerçekten bu konuda konuşmak istemiyorum.I really don't want to talk about this.
Seninle konuşmak istememin sebebi bu.That's why I wanted to talk to you.
Esperanto konuşmak o kadar kolaydır ki bazen gerçek bir çaba gerektirir.Speaking Esperanto is so easy that sometimes it requires a real effort.
Hâlâ benimle konuşmak istiyor musun?Do you still want to talk to me?
Fransızca konuşmak benim için çok zor.Speaking French is very difficult for me.
Canım bugün Fransızca konuşmak istemiyor.I don't feel like speaking French today.
Fransızca konuşmak gerçekten o kadar zor mu?Is it really that hard to speak French?
Tom'la Fransızca konuşmak istedim.I wanted to speak in French with Tom.
Fransızcayı akıcı biçimde konuşmak istiyorum.I'd like to speak French fluently.
Bugün canım Fransızca konuşmak istiyor.I feel like speaking French today.
Tom çalışırken Fransızca konuşmak zorunda.Tom has to speak French at work.
Fransızca konuşmak çok eğlenceli.Speaking French is a lot of fun.
Fransızca konuşmak benim için kolay.Speaking French is easy for me.
Fransızca konuşmak eğlenceli.It's fun to speak in French.
Fransızca konuşmak istiyorum.I want to speak in French.
Bir avukatla konuşmak istiyorumI want to speak to a lawyer.
Neden konuşmak istemediğini biliyorum ben de seninle konuşmak istemiyorum.I know why you don't want to talk. I don't want to talk with you, either.
Bitkilerinizle konuşmak onların daha hızlı büyümelerine yardımcı olmaz.Talking to your plants doesn't help them grow faster.
Tom onunla yalnız başına konuşmakta ısrarcı oldu.Tom insisted on speaking to you alone.
Neden dilinizi halk içinde konuşmaktan hoşlanmıyorsunuz?Why don't you like to speak in your language in public?
Dilinizi halk içinde konuşmaktan neden utanıyorsunuz?Why are you ashamed to speak your language in public?
Onun konuşmak için hiçbir arkadaşı yok.He has no friend to speak with.
Bu günde konuşmakta zorluk çektim.On this day I had difficulties with speaking.
Seninle konuşmak istediğim bazı şeyler var.There are some things I want to talk to you about.
Tom'un şimdi konuşmak istediği son kişi benim.I'm the last person Tom would want to talk to now.
Tom'la konuşmak tuğla bir duvarla konuşmak gibidir.Talking to Tom is like talking to a brick wall.
Tom Fransızca konuşmak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to speak in French.
Annenin doktoru seninle konuşmak istiyor.Your mother's doctor wants to talk to you.
Tom hakkında konuşmak için burada olduğumuzu düşündüm.I thought we were here to talk about Tom.
Tom'la konuşmak istediğini anlıyorum.I understand you wish to speak with Tom.
Konuşmak için bu şansa sahip olduğumuza sevindim.I'm glad we've had this chance to talk.
Tom, Mary'yle özel olarak konuşmak istedi.Tom wanted to speak to Mary privately.
Tom'la onun hakkında konuşmak zorunda kalacağım.I'll have to talk to Tom about that.
Sizinle çok konuşmak istiyorum.I'd very much like to talk with you.
Seninle biraz daha konuşmak istiyorum.I'd like to talk to you some more.
Tom'la özel konuşmak istiyorum.I wish to speak to Tom in private.
Tom'la konuşmak isteyeceğim.I'm going to want to talk to Tom.
Tom'la konuşmak zorunda kalacağım.I'm going to have to talk to Tom.
Konuşmak isteyebileceğini düşündüm.I thought you might want to talk.
Tom, Mary ile konuşmak zorundasın.Tom, you've got to talk to Mary.
Tom, Mary'yle konuşmaktan korkuyordu.Tom was afraid to talk to Mary.
Tom seninle konuşmak istiyor.Tom would like to talk to you.
Tom bu konuda benimle konuşmak istemez.Tom won't talk to me about it.
Sadece Tom'la konuşmak için buradayım.I'm just here to talk to Tom.
Tom'la konuşmak için oraya gittim.I went there to talk to Tom.
Ben basına konuşmak istiyorum.I want to talk to the press.
Tom'la konuşmak için bekliyorum.I'm waiting to talk to Tom.
Tom hakkında konuşmak için buradayım.I'm here to talk about Tom.
Tom'la konuşmak için gideceğim.I'll go and talk to Tom.
Tom konuşmak üzere.Tom is about to speak.
Tom, konuşmak zorundayız.Tom, we have to talk.
Konuşmak için buradayız.We're here to talk.
O artık onun hakkında konuşmak istemedi.He didn't want to talk about it anymore.
Konuşmak için bir şeyler bulmak bizim için hiç zor değildi.It was never hard for us to find something to talk about.
Tom ve Mary konuşmak için bir şey bulmada hiç sıkıntı çekmediler..Tom and Mary never had trouble finding something to talk about.
Çocuğum hakkında konuşmak istemiyorum.I don't want to talk about my child.
Bununla ilgili daha fazla konuşmak istemem.I don't want you to think about it anymore.
Seninle başka bir şey hakkında konuşmak istiyorum.I want to talk to you about something else.
Bugün kimseyle konuşmak istemiyorum.I don't want to talk to anybody today.
Aşk hakkında konuşmak sevişmektir.To talk about love is to make love.