konuşmada ile cümle
konuşmada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Hata yapmaktan korkan kişiler İngilizce konuşmada gelişme kaydedemez.People who are afraid of making mistakes will make no progress in English conversation.
Müzikte veya konuşmada, bir duraklama sık sık dramatik bir etki için kullanılmaktadır.In music or speaking, a pause is frequently used for dramatic effect.
Henüz İngilizce konuşmada iyi değilim.I'm not good at speaking English yet.
Hiç kimse Fransızca konuşmada onunla eşleşemez.No one can match her in speaking French.
Ancak, İngilizce konuşmada iyi değilim.However, I'm not good at speaking English.
Bu çocuklar kızlarla konuşmada iyi değiller.These boys are not good at speaking to girls.
Konuşmadan önce düşünmelisin.You should think before you speak.
Bu öğleden sonra yaptığımız konuşmadan zevk aldım.I enjoyed the conversation we had this afternoon.
İngilizce konuşmada iyiyim.I am good at speaking English.
Doğaçlama konuşmada iyi değilim.I'm not good at speaking off the cuff.
İşten konuşmadan önce biraz gevezelik edelim mi?Shall we shoot the breeze for a while before talking business?
Konuşmadan önce her zaman düşünmelisin.You should always think before you speak.
Konuşmada yeni bir konu gündeme geldi.A new topic came up in conversation.
O, Mandarin dilini konuşmada büyük ilerleme kaydetti.He has made great progress in speaking Mandarin.
İngilizce konuşmada berbattır.He is terrible at speaking English.
O, İngilizce konuşmada iyidir.She is good at speaking English.
Onun konuşmadan önce öksürme alışkanlığı var.She has a habit of coughing before she speaks.
O konuşmadan önce kendini yatıştırdı.She composed herself before speaking.
Konuşmadan önce lütfen elini kaldır.Please raise your hand before you speak.
Mariko İngilizce konuşmada iyidir.Mariko is good at speaking English.
Konuşmadan önce düşün.Think before you speak.
İngilizce konuşmada iyisin, değil mi?You are good at speaking English, aren't you?
O konuşmadan önce, bir süre sessiz durdu.He stood silent for a moment before speaking.
Bu konuşmada yer almadım.I didn't participate in the conversation.
Okulda altı yıl İngilizce okumama rağmen onu konuşmada iyi değilim.Even though I studied English for 6 years in school, I'm not good at speaking it.
Politika hakkında yaptığımız konuşmadan gerçekten hoşlandım.I really enjoyed the talk we had about politics.
Tom Fransızca konuşmada iyidir.Tom is good at speaking French.
Tom konuşmadan önce düşünmez.Tom doesn't think before he speaks.
Tom çocuklarla konuşmada iyi değil.Tom isn't good at talking to children.
Polisle konuşmadan önce bir avukata danışma hakkına sahipsin.You have the right to consult an attorney before speaking to the police.
Önce Tom'la konuşmadan o kararı veremem.I can't make that decision without talking to Tom first.
Tom biriyle konuşmadan önce yemek yemeyi bitirmek istiyor.Tom wants to finish eating before he talks to anyone.
Konuşmadan önce kafanı kullan!Make your brain work before talking!
Çince konuşmada iyi misin?Are you good at speaking Chinese?
Ben konuşmadan önce yıldızlar konuşacak.The stars will speak before I do.
Tom ve Mary konuşmadan birbirlerine baktılar.Tom and Mary looked at each other speechlessly.
Okulda üç yıl Fransızca öğrenmeme rağmen, onu konuşmada iyi değilim.Even though I studied French for three years in school, I'm not good at speaking it.
Tom Fransızca konuşmada sınıf arkadaşlarının herhangi birinden daha iyidir.Tom is better at speaking French than any of his classmates.
Fransızca konuşmada iyisin, değil mi?You're good at speaking French, aren't you?
Fransızca konuşmada çok iyi değilim.I'm not very good at speaking French.
Fransızca konuşmada henüz iyi değilim.I'm not good at speaking French yet.
Tom Fransızca konuşmada çok kötü.Tom is terrible at speaking French.
Fransızca konuşmada iyi misin?Are you good at speaking French?
Önce seninle konuşmadan herhangi bir karar vermeyeceğim.I won't make any decision without talking to you first.
Tom ve Mary konuşmadan uzun süre orada oturdu.Tom and Mary sat there a long time without talking.
Fransızca konuşmada iyi değilim.I'm not good at speaking French.
Hem Tom hem Mary Fransızca konuşmada çok iyi değildir.Both Tom and Mary aren't very good at speaking French.
Tom'un Fransızca konuşmada ne kadar kötü olduğunu hatırlamıyor musun?Don't you remember how bad Tom is at speaking French?
Tom'un Fransızca konuşmada gerçekten iyi olduğunu duydum.I've heard Tom is really good at speaking French.
Tom her zaman kadınlarla konuşmada sorun yaşıyor gibi görünüyor.Tom always seems to have trouble talking to women.
Tom konuşmadan önce bir an duraksadı.Tom hesitated a moment before speaking.
Tom konuşmadan önce bir an tereddüt etti.Tom hesitated a moment before speaking.
Tom Fransızca konuşmada Mary'den daha iyidir.Tom is better at speaking French than Mary is.
Tom Fransızca konuşmada iyiye gidiyor.Tom is getting better at speaking French.
Tom Fransızca konuşmada çok iyi olmadığını biliyor.Tom knows he's not very good at speaking French.
Tom Fransızca konuşmada çok iyi değildi.Tom was never very good at speaking French.
Ben bir konuşmadayken her zaman yaptığım gibi, kendimi kaybettim.I lost myself, as I usually do when I'm in a conversation.
Patronum bana Fransızca konuşmada daha iyi olmam gerektiğini söyledi.My boss told me that I needed to get better at speaking French.
Tom Fransızca konuşmada geriye kalanımızdan daha iyi.Tom is better at speaking French than the rest of us.
Tom Fransızcaa konuşmada çok iyi değil.Tom isn't very good at speaking French.