konuşma ile cümle

konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Topluluk önünde konuşmaya alıştım.I've got accustomed to speaking in public.
Kütüphanede konuşmaya izin verilmiyor.Talking in the library is not allowed.
Kütüphanede konuşmamalıyız.We must not speak in the library.
Okuma odasında konuşma.Don't talk in the reading room.
Bütün öğrenciler derhal konuşmaya başladı.All the students began talking at once.
Öğrenciler açıkça konuşmaktan korkarlar.The students are afraid to speak out.
Sessiz ol. Sınıfta konuşma.Be quiet. Don't talk in class.
Sınıfta asla tekrar konuşmayacağım.I won't ever talk in class again.
Hoca içeriye girince konuşmayı kesin.Stop talking when the teacher comes in.
Öğretmen içeri girince konuşmayı kesin.Stop talking when the teacher comes in.
Öğretmenin konuşması, Mary'nin daha sıkı çalışması için gayrete getirir.The teacher's talk stimulates Mary to study harder.
Öğretmen iki saat boyunca konuşmaya devam etti.The teacher went on talking for two hours.
Öğretmen Mary'ye konuşmamasını söyledi.The teacher told Mary to hold her tongue.
Öğretmen sınıfın etrafına baktı ve konuşmaya başladı.The teacher looked around the classroom and started to talk.
Açıkça konuşmak gerekirse, o güvenilmez biri.Frankly speaking, he is untrustworthy.
Benimle konuşmanın yolu bu mu?Is that the way you talk to me?
Lütfen benimle konuşmaya gel.Please come to talk to me.
Penceredeki kızla tanışmak ve konuşmak istedim.I wanted to meet and talk with the girl at the window.
Başkaları hakkında kötü konuşmamalısın.You should not speak ill of others.
Sınıfındaki diğer oğlanlar hakkında kötü konuşmamalısın.You must not speak ill of other boys in his class.
Diğerlerinin ardından kötü konuşmamalısın.You must not speak ill of others behind their backs.
Çok sayıda öğrenci konuşma özgürlüğü için savaştı.A great number of students battled for freedom of speech.
Taro, Londra'dan bazı İngilizce konuşma ders kitapları ısmarladı.Taro ordered some English conversation textbooks from London.
Eğer üniversiteye girebilirsem, iki yabancı dil konuşmayı öğrenmeyi umuyorum.If I can get into university, I am hoping to learn to speak two foreign languages.
Kız kardeşim, bir üniversite öğrencisi, konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.My sister, a university student, won first prize in the speech contest.
Yüksek sesle konuşmamalısın.You must not speak loudly.
Başkan'ın konuşması Amerikan halkında bir değişiklik getirdi.The President's speech brought about a change in the American people.
Başkan ulusa sesleniş konuşması yaptı.The President made an address to the nation.
Canım biriyle konuşmak istedi.I felt like talking to someone.
Canım kimseyle konuşmak istemiyor.I don't feel like talking with anyone.
Valinin konuşması dergide yayınlandı.The governor's speech was published in the magazine.
Çinceyi iyi konuşmak zordur.It is difficult to speak Chinese well.
Konuşmayı kesin.Stop talking.
Dinleyiciler konuşmasından çok etkilendi.The audience were fascinated by his speech.
Konuşmasından sonra seyirciler yükse sesle alkışladı.The audience clapped loudly after his speech.
Bir kuş ötmesiyle ve bir insan konuşma tarzıyla tanınır.A bird is known by its song and a man by his way of talking.
Bir telefon konuşması yapacağım.I'll make a phone call.
Bir insanın arkasından kötü konuşmamalısın.You shouldn't speak ill of a man behind his back.
Bana babamın ölümünü bildiren telefon konuşmasını aldığımda tamamen telaşlanmıştım.When I got the phone call telling me of my father's death, I was completely flustered.
Aniden, konuşmayı durdurdular.Suddenly, they stopped talking.
214 dahili numaradaki biriyle konuşmak istiyorum.I'll speak to anyone at extension 214.
Japonya ile şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Japan.
Japonca konuşma.Don't speak in Japanese.
Japonca konuşmak benim için kolaydır.Speaking Japanese is easy for me.
Japon milleti için akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak zordur.It is difficult for Japanese people to speak English fluently.
Konuşmam için izin verirseniz, her şeyi açıklayabilirim.If you permit me to speak, I can explain everything.
O kadar uzun bir konuşma yaptı ki hepimiz sıkıldık.He made such a long speech that we all got bored.
Sık sık onun İngilizce olarak konuşmasını dinledim.I often listened to him speak in English.
Şirketimizin adına bir konuşma yaptı.He made a speech on behalf of our company.
Ben her zaman onun kızlarla konuşma tarzına şaşırırım.I'm always surprised at the way he talks to girls.
Konuşmayı bitirdiğinde sessizlik vardı.When he finished speaking, there was a silence.
Açıkçası onunla konuşmak istiyorum.I want to talk frankly with him.
Onunla bir konuşmak istiyorum.I want to have a talk with him.
Onunla öyle konuşma.Don't speak to him like that.
Toplumda konuşmak onun için zor olacaktır.It will be difficult for him to speak in public.
İngilizce konuşmamız muhtemelen iyi bir fikir, bu yüzden o anlayabilecek.It's probably a good idea for us to speak in English, so he'll be able to understand.
Onunla konuşmak faydasız.It is useless to talk to him.
Onunla konuşmanın faydası yok.It is no use talking with him.
Senin onunla konuşman daha iyi olur.It would be better for you to speak to him.
Konuşmamızı hapşırıkları böldü.Our conversation was interrupted by his sneezes.
İlgili Sayfalar