konuşma ile cümle
konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Şu an seninle konuşmak için çok meşgulüm.I'm too busy to talk to you now.
Şimdi seninle konuşmak için biraz zamana ihtiyacım var.I need a little time to talk to you now.
Şu anda canım çok konuşmak istemiyor.I don't feel much like talking right now.
Bu öğleden sonra yaptığımız konuşmadan zevk aldım.I enjoyed the conversation we had this afternoon.
Bu akşam seninle konuşmaktan büyük zevk aldım.I enjoyed talking with you this evening very much.
Son zamanlarda onun konuşma tarzına alıştım.I have recently become accustomed to his way of speaking.
Cathy ile düne kadar hiç konuşmadım.I had never talked with Cathy until yesterday.
Başkan tarafından yapılan konuşma taraftarlarını mutlu etti.The speech made by the president yesterday delighted his supporters.
O, dün çok uzun bir konuşma yaptı.He delivered a very long speech yesterday.
Dün akşam televizyonda başkanın konuşmasını dinledik.Yesterday evening we heard the President talk on television.
Çalışmayı bitirdikten sonra, birlikte konuşmanın tadını çıkardık.After we finished working, we enjoyed talking together.
Çocuklara gerçeği konuşmak öğretilmeli.Children should be taught to speak the truth.
Konuşma yapmak zorunda mıyım?Do I have to make a speech?
Bir konuşma yapmak zorunda mısın?Do you have to make a speech?
Hoşlandığım şey onun konuşma tarzıdır.What I like is her way of talking.
Benim doğru konuşup konuşmadığımı anlamak için gözleri yüzümü aradı.His eyes searched my face to see if I was talking straight.
Ben odaya girer girmez onlar konuşmaktan vazgeçtiler.They stopped talking as soon as I came into the room.
Konuşmamız her zamanki gibi hava üzerine açıldı.Our conversation opened, as usual, upon the weather.
Birbirimizle konuşmaktan hoşlandık.We enjoyed talking with each other.
Biz, birbirlerimizle kalp-kalbe bir konuşma yaptık.We had a heart-to-heart talk with each other.
Beyefendi ile dostça bir konuşma yaptık.We had a friendly talk with the gentleman.
Biz müziği duyabilmek için konuşmaya son verdik.We stopped talking so that we could hear the music.
Bu konuyu yakın gelecekte konuşmak zorunda kalacağız.We'll have to talk this matter over in the near future.
Bir konuşma için ona uğradık.We called on him for a speech.
Onun konuşmasının tam metnini okuduk.We read the full text of his speech.
Biz konuşmamızı durdurduk.We broke off our conversation.
Fransızca konuşmayı İngilizceden çok daha kolay buluyorum.I find it much easier to speak French than English.
Konuşmak için hiç arkadaşım yok.I have no friend to talk with.
Benimle konuşma!Don't talk to me!
Onun benimle konuşma tarzını beğenmiyorum.I don't like the way he speaks to me.
Beni görünce ansızın konuşmayı kestiler.Seeing me, they suddenly stopped talking.
Annem İngilizce konuşmaz.My mother does not speak English.
Herkes için konuşma özgürlüğünü destekliyorum.I stand for freedom of speech for everyone.
Sizinle konuşmaktan keyf aldım.I have enjoyed talking to you.
Seninle ciddi bir şey hakkında konuşmayı zor buluyorum.I find it difficult to talk to you about anything serious.
Her zaman politika konuşmayı ısrar eden insanları sevmem.I don't like people who always insist on talking about politics.
Kız arkadaşımla konuşmaktan zevk aldım.I enjoyed talking with my girlfriend.
Daha önce bir yabancı ile hiç konuşmamıştım.I have never been spoken to by a foreigner before.
Ben İngilizce konuşma yarışmasına katıldım.I took part in the English speech contest.
Onun konuşmasından çok fazla etkilendim.I was greatly impressed by the speech.
Konu hakkında onunla konuşmak istiyorum.I want to have a talk with him about the matter.
Tony ile konuşmak istiyorum.I'd like to talk with Tony.
Fransızcayı bırak konuşmayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Konuşmak şöyle dursun, Fransızcayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Konuşmak şöyle dursun, Fransızca okuyamıyorum.I can't read French, let alone speak it.
Kısa sürede herkesin içinde konuşmaya alıştım.I soon got accustomed to speaking in public.
İngilizce bir konuşma yapmam rica edildi.I was called upon to make a speech in English.
İngilizce konuşmada iyiyim.I am good at speaking English.
Benim konuşmamın bir taslağını yaptım.I made a draft of my speech.
Acilen bir konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech at short notice.
Kendi baban hakkında o şekilde konuşmana izin veremem.I can't let you talk about your own father that way.
Herkesin önünde konuşma yapmaya alışkın değilim.I am not accustomed to making speeches in public.
Konuşma İngilizcesi ile daha çok ilgiliyim.I'm more interested in spoken English.
Konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazanma şansım vardı.I had the fortune to win the first prize in the speech contest.
Bu gece konuşmam bekleniyor.I am due to speak tonight.
Dün düğünde bir konuşma yaptım.I gave a speech at the wedding yesterday.
Hemen bir karar veremem. Önce patronumla konuşmam gerekecek.I can't make a decision on the spot. I'll have to talk to my boss first.
Konuşmamın en önemli kısmını unuttuğumu çok geç anladım.I discovered too late that I left out the most important part of my speech.
Herkesin önünde konuşmalar yapmaya alışık değilim.I'm not used to making speeches in public.
Ben herkesin önünde konuşmaya alışık değilim.I am not accustomed to speaking in public.