konuşma ile cümle
konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom sizinle konuşmaya çalıştı mı?Did Tom try to speak to you?
Ölüler hakkında kötü konuşma.Don't speak ill of the dead.
Tom bir daha asla Mary'yle konuşmadı.Tom never spoke to Mary again.
Sen benimle o biçimde konuşmayacaksın.You will not speak to me like that.
Tom ve ben üç yıl boyunca birbirlerimizle konuşmadık.Tom and I didn't speak to each other for three years.
Onların hiçbiri Fransızca konuşmaz.None of them speak French.
Fransızca konuşmak zorundasın.You've got to speak French.
3 yıldır Fransızca konuşmadım.I haven't spoken French in three years.
Keşke Tom Fransızca konuşmayı öğrense.I wish Tom would learn to speak French.
Onunla ilk tanıştığımızda Tom Fransızca konuşmadı.Tom didn't speak French when I first met him.
Burada Fransızca konuşmayan tek kişi ben miyim?Am I the only one here who doesn't speak French?
Tom Fransızca konuşmada geriye kalanımızdan daha iyi.Tom is better at speaking French than the rest of us.
Bu grupta Fransızca konuşmayan tek kişiyim.I'm the only one in this group who doesn't speak French.
Tom, öğretmenle konuşmak için dersten sonra sınıfta kaldı.Tom stayed after class to talk to the teacher.
Dersten sonra kalmak ve öğretmenle konuşmak zorundaydım.I had to stay after class and talk to the teacher.
Genellikle bu şekilde konuşmadığımı bilirsin.You know that I don't usually talk this way.
Yemek sırasında iş konuşma.Don't talk about work at meal time.
Belki Tom'u Mary ile konuşması için ikna edebilirim.Maybe I can persuade Tom to talk to Mary.
Onun konuşma şekli beni sinirlendiriyor.His way of speaking annoys me.
Belki Tom'la konuşmamak en iyisi.Maybe it's best not to talk to Tom.
Konuşma radyoda yayınlandı.The speech was broadcast on the radio.
Konuşma radyo tarafından yayınlandı.The address was transmitted by radio.
Charles kısa bir konuşma uydurdu.Charles improvised a short address.
Neden Tom'un konuşmayı yapmasına izin vermiyoruz?Why don't we let Tom do the talking?
Ben senin konuşmanı sevdim.I liked your speech.
Senin konuşmanı beğendim.I liked your speech.
Konuşmak için çok erken.It's too early to tell.
Mary'yle konuşmak istediğimi Tom'a söyledim.I told Tom I'd talk to Mary.
Tom'a Mary'yle konuşmamasını söyle.Tell Tom not to talk to Mary.
Tom bana, kiminle konuşmam gerektiğini söyledi.Tom told me who I should talk to.
Tom, Mary'ye John'la konuşmaya gitmesini söyledi.Tom told Mary to go talk to John.
Tom'a kimle konuşması gerektiğini söyledim.I told Tom who he should talk to.
Tom'a onunla konuşmak istediğimi söyledim.I told Tom I'd like to talk to him.
Bana Tom'la konuşmadığını söyleme.Don't tell me you didn't talk to Tom.
Tom bana Mary ile hiç konuşmadığını söyledi.Tom told me he's never talked to Mary.
Sana benimle asla tekrar konuşmamanı söyledim.I told you never to speak to me again.
Kiminle konuşmam gerektiğini bana söyleyebilir misin?Can you tell me who I need to talk to?
Tom bana Fransızca konuşmayı bildiğini söyledi.Tom told me he knew how to speak French.
Tom'a benimle konuşmamasını söyledin, değil mi?You told Tom not to talk to me, didn't you?
Bana Tom'la konuşmanın zor olacağı söylendi.I was told Tom would be difficult to talk to.
Lütfen Tom'a onunla konuşmam gerektiğini söyleyebilir misin?Could you please tell Tom I need to talk to him?
Tom bana Fransızca konuşmayı bildiğini hiç söylemedi.Tom never told me that he knew how to speak French.
Fransızca konuşmayı bildiğini neden bana söylemedin?Why didn't you tell me you knew how to speak French?
Tom'un gerçekten Mary ile konuşmak istemediğini söyleyebilirim.I could tell that Tom didn't really want to talk to Mary.
Tom Mary'ye Fransızca konuşmayı gerçekten bilmediğini söyledi mi?Has Tom told Mary that he doesn't really know how to speak French?
Tom ve Maria Fransızca konuşmadı.Tom and Maria did not speak French.
Bunu yaparken Tom'un benimle konuşmasına izin vermemeliydim.I should never have let Tom talk me into doing this.
Konuşma zamanı bitti.The time for talking is over.
Lobideki herkes Tom'la konuşmak için bekliyor.Everybody in the lobby is waiting to talk to Tom.
Bu Tom'la konuşmak için son şansımız olabilir.This may be our only chance to talk to Tom.
Daha sonra Tom'la konuşmak için bir şansımız olabilir.We might have a chance to talk to Tom later.
İngilizce konuşmayı tercih eder misin?Would you rather speak English?
O, konuşmak üzereydi.He was about to talk.
Hemen avukatımla konuşmak istiyorum.I want to talk to my lawyer straight away.
Kaptanı görmeye gitti ama onunla konuşmasına izin verilmedi.He went to see the captain, but he wasn't allowed to speak to him.
Bu pazartesi sabahı aşk hakkında bu kadar çok şey konuşmamızı beklememiştim.I hadn't expected us to speak so much about love this Monday morning.
Bu olay hakkında konuşmak istiyor musun?You want to talk about this event?
Onlar, insanlar siyaset hakkında konuşmaya başladıklarında söyleyecek bir şeyleri vardır.They always have something to say when people start talking about politics.
O bu konuda benimle konuşmak zorundaydı. Yaptığı iyi.She didn't have to talk to me about it. It's good that she did.
Başka bir şey hakkında konuşmak daha iyi olurdu.It would be better to talk of something else.