konuşma ile cümle

konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
İngilizce konuşmak zor mu?Is it hard to speak English?
İngilizce konuşmak çok eğlenceli.Speaking English is a lot of fun.
İngilizce konuşmalı mıyım?Must I speak English?
İngilizce konuşma yarışmasına katılacak mısın?Are you going to take part in the English speech contest?
İngilizceni geliştirmek istiyorsan mümkün olduğu kadar sık İngilizce konuşmaya çalış.Try to speak English as often as possible if you want to improve your English.
Ya İngilizce ya da Japonca konuşmamıza izin verildi.We were allowed to speak either in English or in Japanese.
Başkaları hakkında arkalarından kötü konuşmamalıyız.We must not speak ill of others behind their backs.
Jack'in arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about Jack behind his back.
O araba sürerken onunla konuşma.Don't speak to him while he is driving.
Otobüs hareket halindeyken yolcular şoförle konuşmamalıdır.Passengers shall not converse with the driver while the bus is in motion.
O, arabayı kullanırken sürücüyle konuşmayın.Don't speak to the driver while he is driving.
Direksiyon başındaki kişiyle konuşmayacaksın.You are not to speak to the man at the wheel.
Onun yokluğunda onun hakkında kötü konuşma.Don't speak badly of him in his absence.
İnsanların arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about people behind their backs.
Yaşlı bir adam konuşmamıza girdi.An old man broke into our conversation.
Biz şirket başkanı ile konuşmak istedik, ama o bizimle konuşmayı reddetti.We wanted to speak to the president of the company, but he refused to speak to us.
Konuşmaya katılmadım.I didn't take part in the conversation.
Robert telefon konuşmasının ortasında kırılıp ayrıldı.Robert broke off in the middle of his phone call.
Robert, kız arkadaşı ile konuşmaktan keyif aldı.Robert enjoyed talking with his girlfriend.
Bayan Richards'la şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Mrs. Richards.
Bayan Lee büyük bir konuşmacı.Mrs. Lee is a great talker.
Radyoda doğal olarak konuşmak kolay değil.It is not easy to speak naturally on the radio.
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin?How dare you speak like that to me?
Yavaş konuşma o adamın özelliğidir.Slow speech is characteristic of that man.
Eğer uzun süre İngilizce konuşmadıysan, körelirsin.You get rusty if you haven't spoken English for a long time.
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Keşke onunla konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with her.
Daha kibarca konuşmalıydın.You should have talked more politely.
Daha yavaş konuşmaz mısın?Won't you speak more slowly?
O, bana daha yavaş konuşmamı rica etti.He asked me to speak more slowly.
O yarın gelse konuşmak için daha fazla zamanım olur.If he came tomorrow, I would have more time to talk.
Artık onunla konuşmayacağım.I won't talk with him anymore.
Sizinle tekrar konuşmak istiyorum.I would like to talk with you again.
Artık onun hakkında konuşmayalım.Let's not talk about it any more.
Mary konuşmamıza karıştı.Mary broke in on our conversation.
Mary konuşması hoş olan bir kızdır.Mary is a girl who is pleasant to talk with.
Dolaylı konuşmayı kes.Stop beating around the bush.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrendi.Soon, he learned how to speak English.
Henüz İngilizce konuşmada iyi değilim.I'm not good at speaking English yet.
Seninle tekrar konuşmak için geldim.I've come to talk with you again.
Her şeyden önce onu ebeveynlerinle konuşmalısın.First of all, you should talk it over with your parents.
Mike'ın Yumi ile konuşması keyifliydi.It was pleasant for Mike to talk to Yumi.
Bay White konuşmamla ilgili birkaç yorum yaptı.Mr White made a few comments on my speech.
Bob Anne ile konuşmaya çalıştı, ama yapamadı.Bob tried to speak to Anne, but he couldn't.
Otel müdürü ile konuşmak istiyorum.I'd like to talk to the hotel manager.
Herkesin önünde konuşmaktan hoşlanmam.I don't like to speak in public.
Bayan Pate yüz kişinin önünde bir konuşma yapma hakkında çekingen hissetti.Miss Pate felt timid about making a speech before a hundred people.
Fransızca konuşmak zordur.To speak French is difficult.
Hiç kimse Fransızca konuşmada onunla eşleşemez.No one can match her in speaking French.
Çok fazla Fransızca konuşmam.I don't speak French very much.
Fransızca konuşmadığım için huzursuzdum.I was ill at ease because I didn't speak French.
Benim fikrim, Bay Brown'la konuşmamız gerektiğidir.My idea is that we should talk to Mr Brown.
Başkan Bush dün televizyon ve radyoda önemli bir konuşma yaptı.President Bush gave an important address on TV and the radio yesterday.
O ilk başta konuşma yarışmasını kazandığını fark etmedi.At first he did not realize that he had won the speech contest.
Boş konuşma.Don't talk nonsense!
Parti onun konuşmasıyla başladı.The party opened with his speech.
Parti ev sahibinin konuşması ile sona erdi.The party ended with a speech by the host.
Benimle ne hakkında konuşmak istiyorsun?What do you want to talk to me about?
Niçin onun konuşma şeklinden hoşlanmıyorsun?Why do you dislike his way of speaking?
Tom, bütün gece konuşmayı sürdürdü.Tom kept talking all night.
İlgili Sayfalar