konuşma ile cümle
konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Asosyal olabilirim , ama bu insanlarla konuşmadığım anlamına gelmez.I may be antisocial, but it doesn't mean I don't talk to people.
Antisosyal olabilirim fakat bu insanlarla konuşmadığım anlamına gelmez.I may be antisocial, but it doesn't mean I don't talk to people.
Sadece "evet" ve "hayır" diyen biriyle bir konuşmayı sürdürmek zor.It is difficult to keep up a conversation with someone who only says "yes" and "no".
Bir konuşma yapsan ve hiç kimse gelmese ne olur?What if you gave a speech and nobody came?
Biri nerede bir telefon konuşması yapabilir?Where can one make a phone call?
O, o konu hakkında konuşmak istemiyor.She doesn't want to talk about it.
Konuşma gümüştür ama susma altındır.Speech is silver, but silence is golden.
Yakında herkesin içinde konuşmaya alışacaksın.You will soon get used to speaking in public.
Başkalarının hakkında kötü konuşmaya gereğinden fazla hazırsın.You are too ready to speak ill of others.
Senin geleceğin hakkında ciddi bir konuşma yapalım.Let's have a serious talk about your future.
Senin konuşman tarihte kaydedileck.Your speech will be recorded in history.
Neredeyse seninle konuşmaya korkuyordum.I was almost afraid to talk to you.
Çok hızlı konuşma eğiliminiz var.You have a tendency to talk too fast.
Ben sizinle özel olarak konuşmak istiyorum.I'd like to talk with you in private.
Seninle konuşmak için daha fazla zamanım yok.I have no more time to talk with you.
Öğretmenle kendiniz konuşmalısınız.You should talk to the teacher yourself.
Bugünkü kızların sanki erkekmiş gibi konuşmaları nadir değildir.It is not rare for girls today to talk as if they were boys.
Şaşkınlık beni konuşmamdan mahrum etti.Astonishment deprived me of speech.
Profesör İngilizce konuşmayı öğretir.The professor teaches English conversation.
Profesörün konuşması mizah doluydu.The professor's speech was full of humor.
Lütfen izinsiz konuşmaktan sakının.Please refrain from speaking without permission.
Kumi kulübü hakkında konuşmadı.Kumi did not talk about her club.
Onlar tartıştıktan sonra bir hafta birbirleriyle konuşmadılar.After they argued, they didn't speak to each other for a week.
Tören onun konuşmasıyla başladı.The ceremony began with his speech.
İnce espri konuşmaya lezzet verir.Wit gives zest to conversation.
Hata yapmaktan korkan kişiler İngilizce konuşmada gelişme kaydedemez.People who are afraid of making mistakes will make no progress in English conversation.
Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.The student center is a good place to strike up conversations.
Her konuşmacıya beş dakika ayrıldı.Each speaker was allotted five minutes.
Genel olarak konuşursak, biz Japonlar yabancı dilleri konuşmaktan çok çekiniyoruz.Generally speaking, we Japanese are a little too timid in speaking foreign languages.
Yabancı öğrencilerin İngilizceyi iyi konuşması zordur.It is difficult for foreign students to speak English well.
Yabancı dilleri konuşmak kolay değildir.Speaking foreign languages is not easy.
Bir yabancı dili iyi konuşmak zaman alır.To speak a foreign language well takes time.
Açılış konuşması tek başına bir saat sürdü.The opening address alone lasted one hour.
Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır.Mr Kaifu is used to making speeches in public.
Eski güzel günler hakkında konuşmak istiyorum.I like to talk about the good old days.
Konuşma yeteneğini tazelemek için Fransa'ya gitti.He went to France to brush up on his speaking ability.
İyi bir hoşsohbet olmak sadece İngilizcede iyi bir konuşmacı olmak anlamına gelmez.Being a good conversationalist does not just mean being a good speaker of English.
Bir konuşmaya girdiğinde söyleyecek bir şeyin olmalı.When you enter a conversation, you should have something to say.
Konuşmamıza katılmaz mısın?Won't you join our conversation?
Toplantıda konuşmak isterseniz elinizi kaldırmak zorundasınız.You have to raise your hand if you want to speak at the meeting.
Ciddi bir konuşmaya girdik.We entered into a serious conversation.
Sadece konuşmak için gece yarısına kadar uyanık kaldık.We sat up half the night just talking.
Onların niçin konuşmaktan vazgeçtiklerini biliyor musun?Do you know why they stopped talking?
Müzikte veya konuşmada, bir duraklama sık sık dramatik bir etki için kullanılmaktadır.In music or speaking, a pause is frequently used for dramatic effect.
Sen benimle öyle konuşma.You don't... you don't talk to me like that.
Eğer başbakan olsam Clinton'la iyi bir konuşma yaparım.If I were prime minister, I'd give Clinton a good talking to.
Evin hanımıyla konuşmak istiyorum.I'd like to speak to the lady of the household.
Öğretmenle konuşmaktan çekinme, eğer anlamazsan biraz girişken ol!Don't be shy about talking to the teacher; if you don't understand, use some initiative!
Konuşmacı insanları isyana teşvik etmeye çalıştı.The speaker tried to incite the people to rebellion.
François bir konuşma yaptı.François gave a speech.
Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.I had little time to prepare the speech.
Konuşma yapan biri herkesin onu görebileceği yerde durmalı.A person giving a speech should stand where everyone can see him.
Konuşmacı herkesin onu görebileceği bir yerde durmalı.The speaker should stand where everyone can see him.
İngilizce konuşmak benim için zordur.Speaking English is very difficult for me.
İngilizce konuşmak zor değildir.It is not difficult to speak English.
İngilizce konuşmayı kolay buldum.I found it easy to speak English.
İngilizce konuşmak kolay değildir.Speaking English is not easy.
İngilizce konuşmak faydalılar.Speaking English is useful.
İngilizce konuşmak faydalıdır.Speaking English is useful.
İngilizce konuşmak zordur.Speaking English is difficult.