konuşma ile cümle
konuşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşma diğer konulara geçti.The conversation moved on to other topics.
Bir yerli gibi yabancı bir dili konuşmayı gerçekten öğrenebilir miyiz?Can we really learn to speak a foreign language like a native?
Benim bir yerli konuşmacı gibi ses çıkarmamın mümkün olacağını hiç düşünüyor musun?Do you think it's possible for me to ever sound like a native speaker?
Bir yerli gibi konuşacağımı sanmıyorum ve gerçekten konuşmam gerektiğini sanmıyorum.I don't think I'll ever sound like a native speaker and I don't really think I need to.
Bir yerli gibi konuşmama gerek yok, ben sadece akıcı olarak konuşabilmeyi istiyorum.I don't need to sound like a native speaker, I just want to be able to speak fluently.
Ben seninle konuşmak istemiyorum.I don't want to talk to you.
Seninle konuşmak istemiyorum.I don't want to talk to you.
Sadece seninle biraz konuşmak istiyorum.I just want to talk with you a little while.
Kaza hakkında konuşmanın hoş olmayacağını biliyorum.I know it's going to be unpleasant to talk about the accident.
Ben konuşma şeklini seviyorum.I like the way you talk.
Yerli bir konuşmacı gibi konuşmayı öğrenmek istiyorum.I want to learn to sound more like a native speaker.
Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend.
Bu denemeyi düzeltmeme yardımcı olabilecek bir yerli konuşmacı arıyorum.I'm looking for a native speaker who could help me correct this essay.
Bu konuda sizinle konuşmaktan usandım.I'm tired of talking to you about this.
Konuşmam gereken kişilerin bir listesini yaptım.I've made a list of people I need to talk to.
Bu kursta, daha çok bir yerli gibi konuşmanıza yardım ederek zaman geçireceğiz.In this course, we'll spend time helping you sound more like a native speaker.
İletişim kurmak için yerli bir konuşmacı gibi konuşmanız gerekmez.It's not necessary to speak like a native speaker in order to communicate.
Kimse olay hakkında konuşmak istemedi.Nobody wanted to talk about the incident.
Hatalı olduğunu kabul edene kadar, seninle konuşmayacağım.Until you admit that you were wrong, I'm not going to talk to you.
Daha çok yerli bir konuşmacı gibi ses çıkarmak için ne yapabilirim?What can I do to sound more like a native speaker?
Bir avukatla konuşmak ister misin?Would you like to talk to a lawyer?
Yönetici ile konuşmak ister misin?Would you like to talk to the manager?
İngilizce konuşmayı tercih eder misiniz?Would you prefer to speak in English?
Anlaşılmak için yerli konuşmacı gibi konuşmana gerek yok.You don't need to sound like a native speaker in order to be understood.
İspanyolca konuşmam.I don't speak Spanish.
İngilizce konuşmak kolay değildir ama ilginçtir.Speaking English isn't easy, but interesting.
Onun konuşma tarzı benim sinirimi bozuyor.The way she talks gets on my nerves.
Biraz yüksek sesle konuşmanızda bir sakınca var mı?Would you mind speaking a little louder?
Amacım konuşmanıza kulak misafiri olmak değildi.I didn't mean to eavesdrop on your conversation.
Hepiniz aynı zamanda konuşmayın.Don't all speak at the same time.
Eliana ile konuşmak bir duvarla konuşmak gibi.Talking to Eliana is like talking to a wall.
Tom'un konuşma şekli sinirlerime dokunuyor.Tom's way of talking gets on my nerves.
Tom'un konuşması oldukça ilginçti.Tom's speech was quite interesting.
Tom seninle konuşmam gerektiğini söyledi.Tom said I was supposed to talk to you.
Tom yapacak önemli bir telefon konuşması olduğunu söyledi.Tom said he had an important call to make.
Tom geniş kitlenin önünde konuşma yapmaktan hoşlanmaz.Tom really does detest giving speeches in front of large audiences.
Tom Fransızca konuşmayı tercih eder.Tom prefers speaking French.
Tom konuşulmadıkça asla konuşmaz.Tom never speaks unless spoken to.
Tom'un konuşmak için birine ihtiyacı var.Tom needs someone to talk to.
Tom iyi bir konuşma yaptı.Tom made a good speech.
Tom Fransızca konuşmada iyidir.Tom is good at speaking French.
Tom'la konuşmak kolaydır.Tom is easy to talk to.
Tom çok etkili bir konuşmacıdır.Tom is a very effective speaker.
Tom yumuşak bir konuşmacıdır.Tom is a smooth talker.
Tom'un Fransızcayı konuşmayı öğrenme arzusu yok.Tom has no desire to learn how to speak French.
Tom'un çok yüksek sesle konuşma eğilimi var.Tom has a tendency to talk too loudly.
Tom dün çok uzun bir konuşma yaptı.Tom gave a very long speech yesterday.
Tom konuşmayı sürdürmeyi zor buldu.Tom found it difficult to keep the conversation going.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tom finds it much easier to speak English than French.
Tom o konu hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to talk about it.
Tom konuşmadan önce düşünmez.Tom doesn't think before he speaks.
Tom Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French.
Tom evde Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French at home.
Tom topluluk önünde konuşmayı sevmez.Tom doesn't like to speak in public.
Tom Fransızca konuşmayı sevmez.Tom doesn't like speaking French.
Tom Fransızcayı adam akıllı konuşmayı bilmez.Tom doesn't know how to speak French properly.
Tom'un şu anda konuşmayı canı çok istemiyor.Tom doesn't feel much like talking right now.
Tom topluluk önünde konuşmayı sevmiyor.Tom dislikes speaking in public.
Tom kimseyle konuşmak istemiyordu.Tom didn't want to speak to anyone.
Tom konuşmamıza katılmadı.Tom didn't take part in our conversation.