Ana içeriğe geç
Sözlük

konuşma yapmak ile cümle

konuşma yapmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
14
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bayan Richards'la şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Mrs. Richards.
Konuşma yapmak zorunda mıyım?Do I have to make a speech?
Bir konuşma yapmak zorunda mısın?Do you have to make a speech?
Acilen bir konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech at short notice.
Metin yazıp konuşma yapmakla meşgulüm.I'm busy with writing letters and giving speeches.
Japonya ile şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Japan.
Partide bir konuşma yapmak zorunda.He has to make a speech at the party.
Zaman zaman daha akademik biriyle detaylı bir konuşma yapmak istiyorum.I like to have a deep conversation with a more academic person from time to time.
Kısa sürede konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech on short notice.
Tom geniş kitlenin önünde konuşma yapmaktan hoşlanmaz.Tom really does detest giving speeches in front of large audiences.
Bir konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a speech.
Ben konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to give a speech.
Konuşma yapmak zorunda olmamalıyım.I shouldn't have to give a speech.
Ben gerçekten konuşma yapmak zorunda mıyım?Do I really have to give a speech?
Bu telefonla bir şehirler arası konuşma yapmak imkansızdır.It's impossible to make a long-distance call with this phone.
Bir konuşma yapmak zorunda kalabilirim.I may have to give a speech.
Tom konuşma yapmaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't enjoy giving speeches.
Tom bir konuşma yapmak zorunda değildi.Tom didn't have to make a speech.
Tom konuşma yapmak zorunda değildi.Tom didn't have to give a speech.
Konuşma yapmak hoşuma gitmiyor.I don't enjoy giving speeches.
Fransızca bir konuşma yapmak istemiyorum.I don't want to give a speech in French.
Gelecek pazartesi günü Fransızca olarak konuşma yapmak zorundayım.I have to give a speech in French next Monday.
Kalabalık önünde konuşma yapmaktan gerçekten nefret ediyor.He really does detest giving speeches in front of large audiences.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.I had been brought in to talk to these kids for an hour.
O zaman ona konuşma yapmak için denemek istedim.She always wanted to try to make him talk to her.
Konuşma yapmakta iyi değilim gerçekten.I'm not really good with speaking.
Oyunun geliştiricisi, CDC'de bir konuşma yapmak üzere davet edilmiştir. [1]The developer of the game was invited to give a talk at the CDC.[3]
Baltimore'daki Johns Hopkins Üniversitesi'nin açılışına konuşma yapmak üzere ABD'ye gitti.Fields ging in die USA, um an der Johns Hopkins University in Baltimore zu promovieren.
Partide bir konuşma yapmak zorunda.Tiene que dar un discurso en la fiesta.
Bundan önce Meclis üyeleri konuşma yapmak için sınırsız süreye sahipti.Местные жители вплоть до недавнего времени имели цокающий говор.
Bundan önce Meclis üyeleri konuşma yapmak için sınırsız süreye sahipti.Até aquela época, é provável que as autoridades locais tivessem um poder sem limites de coercitio.
Bundan önce Meclis üyeleri konuşma yapmak için sınırsız süreye sahipti.Od tej pory uczestnicy mieli określony limit czasu na udzielenie odpowiedzi.
Bundan önce Meclis üyeleri konuşma yapmak için sınırsız süreye sahipti.Senatet kan før en debat enstemmigt beslutte, at der gælder en begrænset taletid.
Karara cevaben konuşma yapmak için fırsat verildiğinde ise sessiz kaldı.会話の選択肢を選ばない場合沈黙となる。
Bundan önce Meclis üyeleri konuşma yapmak için sınırsız süreye sahipti.その為、司会の黒柳は喋る時間を限定されてしまっていた。
Ama görüşmede ne soracaklar? Konuşma yapmakta iyi değilim gerçekten.Ma cosa chiederanno ai colloqui? in realtà non sono molto brava a parlare.
Ama görüşmede ne soracaklar? Konuşma yapmakta iyi değilim gerçekten. Yetenek sınavımda var.근데 면접 때 뭐 몰어 볼까?
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.Den øverstkommanderende sagde, at han ville tale med ham.
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.El comandante supremo dijo que le gustaría hablar con él larga y tendidamente.
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.Il Comandante Supremo ha detto che vorrebbe fare una lunga chiacchierata con lui.
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.Najwyższy Dowódca mówi, że chciałby przeprowadzić z nim długą rozmowę.
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.O Comandante Supremo disse que queria ter uma longa conversa com ele.
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.Överbefälhavaren sa att han ville prata med honom.
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.Ylipäällikkö sanoi haluavansa puhua Mustangin kanssa.
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.Ο Ανώτατος Διοικητής είπε ότι θα ήθελε να συζητήσει μαζί του.
Başkumandan onunla uzun bir konuşma yapmak istediğini söyledi.Верховный Главнокомандующий сказал, что хотел бы подольше с ним побеседовать.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.11歳の子どもたちが 半円状に座り
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Egy egy órás előadást kellett tartanom nekik.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Ero stato invitato a parlare a questi bambini per un'ora.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Fusesem adus să vorbesc acelor copii timp de o oră.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Ich kam rein, um eine Stunde zu den Kindern zu sprechen.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Ik kwam voor een lezing van een uur.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Je devais parler à ces enfants pendant une heure.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.이 아이들에게 한시간동안 이야기를 하기로 되어 있었죠.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Me convocaron para hablarles durante una hora.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Moja przemowa miała trwać godzinę.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Saya sudah memberikan presentasi selama satu jam.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Tôi được mời đến nói chuyện với chúng trong vòng 1 giờ.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Týmto deťom som mal prednášať hodinu.
Bu çocuklara konuşma yapmak için 1 saatliğine oraya götürülmüştüm.Με είχαν φέρει να μιλήσω σε αυτά τα παιδιά για μια ώρα.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod