konuşan ile cümle
konuşan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bilmediği dilde konuşan, insanlarla değil, Tanrıyla konuşur. Kimse onu anlamaz. O, ruhuyla sırlar söyler.那 說 方 言 的 、 原 不 是 對 人 說 、 乃 是 對 神 說 . 因 為 沒 有 人 聽 出 來 . 然 而 他 在 心 靈 裡 、 卻 是 講 說 各 樣 的 奧 秘
Bilmediği dilde konuşan, insanlarla değil, Tanrıyla konuşur. Kimse onu anlamaz. O, ruhuyla sırlar söyler.那 說方言 的 、 原 不 是 對人說 、 乃是 對神說 . 因 為沒 有 人 聽出來 . 然而 他 在 心靈裡 、 卻是 講說 各 樣 的 奧秘
Bir çok çağdaş İngilizce konuşan insan gibi, aslında belki biraz daha fazla.Então como eram estas cidades-estado?
Bir çok çağdaş İngilizce konuşan insan gibi, aslında belki biraz daha fazla.Ik hou van je.
Bir çok çağdaş İngilizce konuşan insan gibi, aslında belki biraz daha fazla.나는 당신을 사랑합니다. 대부분의 영어를 사용하는 사람들이 당신을 사용하기를 좋아할테니지만, 저는 그 보다 더 사랑합니다.
Bir çok çağdaş İngilizce konuşan insan gibi, aslında belki biraz daha fazla.Te amo.
Bir çok çağdaş İngilizce konuşan insan gibi, aslında belki biraz daha fazla.אני מת עליך. כמו מרבית דוברי האנגלית המודרניים. למעשה, אני כנראה אוהב אותך קצת יותר מדי.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.유치원부터 고등학교 과정과 대학 과정의 많은 학생들이 단지 교실에 앉아 누군가가 얘기하는 것을 듣고 싶어하는게 아닙니다.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Mange studerende, i grundskolen og på universiteterne, ville ikke bare sidde der og høre på nogen tale.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Muchos estudiantes de educación básica y universitarios, no quieren solo sentarse ahí y escuchar a alguien.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Muitos alunos, no ensino básico e nas universidades, não querem sentar-se ali e ouvir alguém falar.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Wielu studentów, w szkole i na uczelni, nie chce tylko siedzieć i słuchać.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Многие школьники и студенты не хотят просто сидеть и слушать лектора.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.סטודנטים רבים, בבתי הספר ובאוניברסיטאות, לא רוצים סתם לשבת שם ולהקשיב למישהו מדבר.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.العديد من الطلاب في مراحل التعليم العام وفي الجامعات، لا يرغبون فقط بالجلوس والاستماع الى شخص ما يتحدث.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.学生は 受け身な座学では 物足りないのです もっと授業に参加したいのです
Böyle konuşan biri ruhanilikle neyi kastediyor?Винаги ги питайте какво имат предвид под "духовност"? Когато някой ми каже:
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Bo ci, którzy tak mówią, jawnie okazują, iż ojczyzny szukają.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Cei ce vorbesc în felul acesta, arată desluşit că sînt în căutarea unei patrii.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Ceux qui parlent ainsi montrent qu`ils cherchent une patrie.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Chi dice così, infatti, dimostra di essere alla ricerca di una patria
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Denn die solches sagen, die geben zu verstehen, daß sie ein Vaterland suchen.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.De som så tala giva ju därmed till känna att de söka efter ett fädernesland.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.De, som sige sådant, give jo klarlig til Kende, at de søge et Fædreland.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.En wie dat zeggen, maken daarmee duidelijk dat zij uitkijken naar een vaderland.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.For de som sier slikt, gir derved til kjenne at de søker et fedreland;
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Kateri namreč tako govore, kažejo, da iščejo domovine.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.이같이 말하는 자들은 본향 찾는 것을 나타냄이라
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Lebo tí, ktorí hovoria také veci, zjavne ukazujú, že hľadajú vlasť.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Los que así hablan, claramente dan a entender que buscan otra patria
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Mert a kik így szólnak, nyilván jelentik, hogy hazát keresnek.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Nebo ti, kteříž tak mluví, zjevně to prokazují, že vlasti hledají.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Những kẻ nói như thế, tỏ rõ rằng mình đương đi tìm nơi quê hương.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Những kẻ nói như_thế , tỏ rõ rằng mình đương đi tìm nơi quê_hương .
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Ora, os que tais coisas dizem, mostram que estão buscando uma pátria.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Sillä jotka näin puhuvat, ilmaisevat etsivänsä isänmaata.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Διοτι οι λεγοντες τοιαυτα δεικνυουσιν οτι ζητουσι πατριδα.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.Бо которі таке говорять, виявляють, що отчини шукають.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.ибо те, которые так говорят, показывают, что они ищут отечества.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.הלא המדברים כזאת יודיעו כי הם מבקשי ארץ מושב׃
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.فان الذين يقولون مثل هذا يظهرون انهم يطلبون وطنا.
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.說 這 樣 話 的 人 、 是 表 明 自 己 要 找 一 個 家 鄉
Böyle konuşanlar bir vatan aradıklarını gösteriyorlar.說這樣話 的 人 、 是 表明 自己 要 找 一 個家鄉
Bu ben ve sizinle daha önce konuşan kardeşim Esther.2人ともコンピューターの誕生に立ち会ったわけです
Bu ben ve sizinle daha önce konuşan kardeşim Esther.Das bin ich und das ist meine Schwester Esther, die zuvor zu Ihnen sprach.
Bu ben ve sizinle daha önce konuşan kardeşim Esther.이게 저이고, 이것은 전에 이곳에서 강연했던 제 누나인 Esther입니다.
Bu ben ve sizinle daha önce konuşan kardeşim Esther. Gördüğünüz gibi ilk bilgisayarın doğuşunda oradaydık.Ăsta-s eu, asta-i soră-mea Esther, ea v-a vorbit anterior, aşa că noi eram pe colo la naşterea acestui lucru.
Bu ben ve sizinle daha önce konuşan kardeşim Esther.J'étais alors enfant. C'est moi là, avec ma soeur qui vous a parlé tout à l'heure.
Bu ben ve sizinle daha önce konuşan kardeşim Esther.,זה אני, זאת אחותי, אסתר, שהרצתה לפניכם קודם
Bu ben ve sizinle daha önce konuşan kardeşim Esther.هذا أنا، تلك أختي إسثر، والتي تحدثت معكم مسبقا
Bu devlet sadece Almanca konuşan federal hanedanlıkların oluşturduğu bir topluluktu. .Duitssprekende staten.
Bu devlet sadece Almanca konuşan federal hanedanlıkların oluşturduğu bir topluluktu. .Era davvero solo un insieme di Stati in cui si parlava tedesco.
Bu devlet sadece Almanca konuşan federal hanedanlıkların oluşturduğu bir topluluktu. .그냥 단지 독일어를 말하는 주 (states) 의 사람들 무리 였을 뿐입니다.
Bu devlet sadece Almanca konuşan federal hanedanlıkların oluşturduğu bir topluluktu. .To był tak naprawdę tylko zbiór
Bu devlet sadece Almanca konuşan federal hanedanlıkların oluşturduğu bir topluluktu. .Ve skutečnosti to byl jen spolek německy mluvících zemí.
Bu devlet sadece Almanca konuşan federal hanedanlıkların oluşturduğu bir topluluktu. .Це були всього-на-всього німецькомовні землі.
Bu devlet sadece Almanca konuşan federal hanedanlıkların oluşturduğu bir topluluktu. .集まりとしてはやってきたのですが、 これで正式に終止符が打たれました。
Bu konuşan bir at.C'est un cheval qui parle.
Bu konuşan bir at.Det er en talende hest.
Bu konuşan bir at.Đó là một con ngựa biết nói.
İlgili Sayfalar