konuşabilmek ile cümle
konuşabilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.47
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Sirius, aynı kitapta Harry ile konuşabilmek için Ağı kullanır.Sirius Black je u istoj knjizi koristio mrežu kako bi komunicirao s Harryjem.
Akıcı şekilde İngilizce ve İspanyolca konuşabilmektedir. ^ Fransa'nın Arjantin Büyükelçiliği'ndeki özgeçmişiTečno govori engleski i španjolski, koji je usavršavao tijekom studija na Sveučilištu u Belgranu u Argentini.
İtalyancayı da akıcı bir şekilde konuşabilmektedir.Plynule hovorí taliansky.
Değişik şiveleri rahatlıkla konuşabilmekteydi.Ten predtým písal pomerne konvenčnú poéziu.
Ayrıca akıcı bir şekilde Almanca konuşabilmekteydi.Rovnako ako nemecky hovorila plynule anglicky.
Bu sayede Japon kültürünü öğrenmiştir ve akıcı bir şekilde Japonca konuşabilmektedir.Vie plávať, hrať na klavír a pochopiteľne hovoriť po kórejsky.
Ayrıca akıcı bir şekilde Almanca konuşabilmekteydi.Tekoče je govoril nemško.
Bugün İtalkian anlayan 4.000'den az insan bulunur ve bunların sadece 200'u akıcı olarak konuşabilmektedir.V Čilu naj bi bilo le še okoli 200.000 ljudi, ki ju znajo tekoče govoriti.
Bunun bir sonucu olarak çocuklarımız bu iki dili çok iyi seviyede öğrenip konuşabilmektedirler.Jais remdamiesi, galime susekti giminingus šių dviejų kalbų žodžius.
Nüfusun %56'sı ana dillerinden başka bir dili konuşabilmektedir.57 % gyventojų moka bent vieną užsienio kalbą.
Dünya çapında 320,830 kişi Lüksemburgca konuşabilmektedir.Maždaug 128 380 gyventojai vartoja turkų kalbą.
6 dili iyi dercede konuşabilmektedir.Puikiai mokėjo 6 kalbas.
Aile içinde uyuşmazlıklar konusunda konuşabilmek önemlidir.Det är viktigt att kunna diskutera konflikterna inom familjen.
Aile içinde uyuşmazlıklar konusunda konuşabilmek önemlidir.Es importante poder hablar de esos conflictos en el seno de la familia.
Aile içinde uyuşmazlıklar konusunda konuşabilmek önemlidir.Il est important de pouvoir parler des contradictions dans la famille.
Aile içinde uyuşmazlıklar konusunda konuşabilmek önemlidir.On tärkeää, että ristiriidoista voidaan puhua perheessä.
Aile içinde uyuşmazlıklar konusunda konuşabilmek önemlidir.Важно, чтобы конфликтные ситуации обсуждались в семье.
Aile içinde uyuşmazlıklar konusunda konuşabilmek önemlidir.من المهم أن يكون ممكناً الحديث عن التناقضات داخل العائلة.
Ancak sevgili kardeşler, sizlerle konuşabilmekten dolayı memnuniyet duyuyorum.그러나, 형제와 자매, 당신에 게 말하기의 몇 분 나이 주셔서 감사 합니다.
Bence disiplinlerarası konuşabilmek için bu alanda haritalar geliştirmeye ihtiyacımız var.우리들은 학문분야들에 걸쳐서 이러한 이야기가 가능하도록 이 영역의 지도를 발전시켜나가기 시작할 필요가 있다고 생각합니다.
Bence disiplinlerarası konuşabilmek için bu alanda haritalar geliştirmeye ihtiyacımız var.Myslím, že potřebujeme začít vyvíjet mapy tohoto území, abychom o tom mohli začít mluvit napříč disciplínami.
Bence disiplinlerarası konuşabilmek için bu alanda haritalar geliştirmeye ihtiyacımız var.Tôi nghĩ chúng ta cần bắt đầu bản đồ phát triển của lãnh thổ này để ta có thể bàn về nó qua những luật lệ.
Bence disiplinlerarası konuşabilmek için bu alanda haritalar geliştirmeye ihtiyacımız var.Uważam że powinniśmy zacząć rozwijać mapy tego terytorium tak byśmy mogli mówić o tym w poprzek dyscyplin
Bence disiplinlerarası konuşabilmek için bu alanda haritalar geliştirmeye ihtiyacımız var.אני חושב שאנחנו צריכים להתחיל לפתח מפות של השטח הזה כך שנוכל לדבר על זה בכל התחומים.
Bence disiplinlerarası konuşabilmek için bu alanda haritalar geliştirmeye ihtiyacımız var.أعتقد أننا بحاجة للبدء في وضع خرائط لهذه الأرضيّة حتى نتمكن من الحديث عنها من خلال مختلف التخصصات.
Bence disiplinlerarası konuşabilmek için bu alanda haritalar geliştirmeye ihtiyacımız var.地図を開発し始める必要があると思います 私は 協力することの意義を理解することで
Bizim için aslolan insanların içtenlikle bahsetmekte zorlandığı konuları gayet dürüstçe konuşabilmekti.이것은 사실상 그 보다는 매우 정직하게 말하고자 하는 우리의 욕구에 관한 것이었고 사람들이 정직하게 말하기 어려운 주제에 관한 것이었습니다.
Bizim için aslolan insanların içtenlikle bahsetmekte zorlandığı konuları gayet dürüstçe konuşabilmekti.זה היה יותר קשור לרצון שלנו לדבר בכנות על נושאים שאנשים מתקשים לדבר עליהם בכנות.
Bizim için aslolan insanların içtenlikle bahsetmekte zorlandığı konuları gayet dürüstçe konuşabilmekti.ولكنه كان في الاساس متصلاً في يخص رغبتنا في التحدث بصراحة عن المواضيع التي يصعب التحدث فيما يخصها بصراحة
Bizim için aslolan insanların içtenlikle bahsetmekte zorlandığı konuları gayet dürüstçe konuşabilmekti.人が避けたがる話題こそ 人々は率直に話し合いたいという強い願望を持っていることです 思うに
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekAtt jag kunde prata med någon om det här....
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekDas ich mit jemanden darüber reden kann...
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekDat ik met iemand hierover kon praten...
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekFaptul ca pot vorbi cu cineva despre asta...
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmek Rahatlatıcı.Che io possa parlare di questo con qualcuno... è un sollievo.
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmek Rahatlatıcı.J'ai pu en parler avec quelqu'un, ça me soulage.
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekTelah menjadi orang yang dapat kuajak bicara tentang ini...
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekZa to, że mogłem z kimś o tym porozmawiać...
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekŽe som to mohol niekomu povedať...
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekΠου μπορώ να μιλήσω με κάποιον γι'αυτό...
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekЗа то, что могу поговорить с кем-нибудь об этом...
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmek...في أنه كان بإستطاعتي التحدث عن هذا الأمر مع شخص ما
Bu konu hakkında biriyle konuşabilmekよかった
Herneyse, teşekkürler He Ra. Bu konu hakkında biriyle konuşabilmek Rahatlatıcı.Dù gì cũng cám ơn cậu Hea Ra. nhờ cậu mà mình có thể nói ra... thật là thoải mái.
Seninle konuşabilmek için... ...gerçekten çok uğraştık.Az is mennyi időbe telt, hogy magával fel tudtuk venni a kapcsolatot.
Seninle konuşabilmek için... ...gerçekten çok uğraştık.Παρκ Χε Γιουνγκ ή κάτι τέτοιο... μπορέσαμε να έρθουμε σε επαφή μαζί σου.
Seninle konuşabilmek için... ...gerçekten çok uğraştık.لقد كان الامر عسيرا