konuşabilir ile cümle

konuşabilir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
CA: Aslında, hadi şu videoyu gösterelim ve sen de bunun hakkında konuşabilirsin, burada neler oluyor?크리스 앤더슨 : 사실, 이 비디오를 보면서 무슨 일이 일어나는지 직접 설명해 주시면 좋겠습니다.
CA: Aslında, hadi şu videoyu gösterelim ve sen de bunun hakkında konuşabilirsin, burada neler oluyor?כ"א: בעצם, הבה נקרין את הסרטון ותוכל להסביר במהלכו מה קורה בו.
CA: Aslında, hadi şu videoyu gösterelim ve sen de bunun hakkında konuşabilirsin, burada neler oluyor?ك أ: بالحقيقة، دعنا نشغل ذلك الفيديو وبإمكانك التحدث إلينا خلاله عمَّا يحدث هناك.
CA: Aslında, hadi şu videoyu gösterelim ve sen de bunun hakkında konuşabilirsin, burada neler oluyor?ロケットの問題が 何かというと
Canın sıkılınca gelip benimle konuşabilirsin.Ha össze vagy zavarodva, mondd el nekem.
Canın sıkılınca gelip benimle konuşabilirsin. Ne zaman istersen omuzlarımı sana ödünç veririm.اذا كنت مستأة تعالي وتحدتي الي , سأعيرك كتفي
Canın sıkılınca gelip benimle konuşabilirsin.Si vous êtes frustrée, racontez-moi tout.
Cathy: Bobby, biraz konuşabilir miyiz?Bobby, können wir reden?
Cathy: Bobby, biraz konuşabilir miyiz?Bobby, on peut se parler ?
Cathy: Bobby, biraz konuşabilir miyiz?캐시: 바비야, 엄마랑 얘기 좀 할까?
Cathy: Bobby, biraz konuşabilir miyiz?كاثي: بوبي، هل يمكننا التحدث؟
Cathy: Bobby, biraz konuşabilir miyiz?お願い ボビー: うーん
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Erre azt mondta, "Rendben, beszélhetünk róla, de nézze meg ezt a börtönt.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.A on na to: "OK, możemy o tym porozmawiać, ale spójrz na moje więzienie.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak."Bueno, podemos hablar de eso, pero mire mi prisión.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Dan dia menjawab, "Baiklah, kita bisa membahasnya, tapi lihatlah penjara ini.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.E lui rispose: "Sì, ne possiamo parlare, ma guardi la mia prigione.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Er sagte: "Okay, wir können darüber reden, aber schauen Sie sich mein Gefängnis an.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Et il a dit : " Bon, nous pouvons en parler, mais regardez ma prison.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Hij zei: "We kunnen erover praten, maar kijk naar mijn gevangenis.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Iar el a răspuns: "Bine, putem discuta dar uită-te la închisoarea mea.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.In rekel je: "Prav, lahko se pogovoriva o tem, ampak poglejte tale zapor.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.그래서 그가 말하길, "좋아요, 우리가 그것에 대해 말할 수는 있어요,
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Og han sagde, "Okay, vi kan tale om det, men se på mit fængsel.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak."Ok, podemos falar sobre isso, "mas olhe para a minha prisão.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Và ông ta nói, " Được thôi, chúng ta có thể nói về chuyện này, nhưng nhìn tù nhân của tôi xem.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.И той каза: "Добре, може да обсъдим това, но погледнете затвора ми.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.І він відповів: "Добре, можемо поговорити про це, але гляньте на мою в'язницю.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.Он ответил: "Хорошо, мы можем это обсудить, но посмотрите на мою тюрьму.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.והוא אמר, "אוקיי, אנחנו יכולים לדבר על זה
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.قال لي، " حسناً، يمكننا الحديث حول الأمر لكن أنظري الى السجن.
Cevap verdi: " Tamam bu konuyu konuşabiliriz, ama hapishaneme bak.でもこの刑務所にいる2,000人のうち
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Bo tylko wtedy będziemy mogli rozmawiać o tym... (Śmiech)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Denn nur so können wir darüber reden... (Lachen)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --왜냐하면, 이러한 일을 해야만.. (웃음)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Parce que c'est seulement lorsque vous faites cela que vous pouvez discuter de... (Rires)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Pentru că doar atunci când faci asta poți vorbi despre (Râsete)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Perché è solo facendo questo che si può parlare di... (risate)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Want alleen als je dat doet, kun je praten over ... (Gelach)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Διότι μόνο τότε μπορούμε να μιλάμε για... (Γέλια)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Оскільки тільки тоді ми зможемо говорити про... (Сміх)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --Потому что только тогда мы сможем говорить... (Смех)
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --כי רק אז אפשר לדבר על... [צחוק]
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --لأنه فقط عندما تفعل ذلك يمكنك الحديث عن كيف كنا نبدو وكيف تصرفنا في أوقات مختلفة،
Çünkü sadece bunu yaptığınız zaman, konuşabilirsiniz -- (Gülüşmeler) --(笑) これでようやく別々の時間に
Daha dirençliler. Daha az sayıda gruplar. Ancak belki onlarla oturup konuşabiliriz.De bliver mere robuste, men der er færre af grupper, og måske kan du sætte dig ned og forhandle med dem.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Če lahko vi izgovorite, lahko oponašalec to zavrešči.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Chci říct, že pokud to jde vyslovit, drozd to umí zaskřehotat.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Ik bedoel als jij het kan zeggen kunnen zij het nazeggen.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Jadi, kalau kau bisa mengatakannya, seekor mockingbird bisa menirukannya.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Jeśli wy możecie to wypowiedzieć, przedrzeźniacz może to wyskrzeczeć.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Je veux dire, si vous pouvez le dire, un oiseau moqueur peut le fredonner.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.우리가 말 할 수 있는거면, 걔네들은 따라서 꽥꽥거릴 수 있는거죠.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.O sea, que lo que tú puedas decir, un sinsonte puede imitarlo con un graznido.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Se riesci a pronunciarlo, un tordo può imitarlo.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Vreau să spun că, dacă tu poţi să o spui, o pasăre cântătoare poate să o ciripească.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Was ich meine: Alles, was man sagen kann, kann eine Spottdrossel quäken.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Ý tôi là nếu các bạn có thể nói được cái gì thì chim nhại có thể kêu lên được cái đó.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Ако можете да изречете нещо, един присмехулник може да го изграчи.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.Я имею в виду, если слово обронил - пересмешник повторил.

İlgili Sayfalar