konuş ile cümle
konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Latince konuşur musun?Do you speak Latin?
Kitabı okumuş gibi konuşuyor.He talks like he'd already read the book.
Lola'yı hiç bilmeyen sen, nasıl aşktan konuşmaya cüret ediyorsun?How dare you speak of love, you who never knew Lola?
Çinceye ek olarak, teyzem İngilizce konuşabilir.In addition to Chinese, my aunt can speak English.
Teyzem hem Çince hem de İngilizce konuşabilir.My aunt can speak both Chinese and English.
Halam hem Çince hem de İngilizce konuşabilir.My aunt can speak both Chinese and English.
Ben seninle konuşurken bana bak, seni korkak!Look at me when I talk to you, you coward!
Artık benimle konuşma.Don't talk to me anymore.
Onun konuşması bizi harekete geçirdi.His speech moved us.
Bir an için, Tom konuşamayacak kadar şaşırmıştı.For a moment, Tom was too surprised to speak.
İnsan konuşmaya yeteneğine sahiptir.The man has the capability to talk.
John çok iyi Fransızca konuşamaz.John can't speak French very well.
Kız İngilizceyi çok iyi konuşuyor.The girl speaks English very well.
Latince konuşan bir adam tanıyorum.I know a man who speaks Latin.
Çince konuşabilir misin?Can you speak Chinese?
Onun en büyük hayali bir yerli gibi konuşabilmek.His biggest dream is being able to speak like a native speaker.
Tom'un konuşabileceği iki dil sadece Fransızca ve İngilizcedir.The only two languages Tom can speak are French and English.
Şimdiye kadar bir yabancıyla konuşmadım.Until now, I've never been spoken to by a foreigner.
Tom'la konuşmalısın.You should talk to Tom.
Senin Tom ile konuşman gerekir.You should talk to Tom.
Tom ile konuşmalısın.You should talk to Tom.
Tom ile konuşman gerek.You should talk to Tom.
Tom'la konuşman gerek.You should talk to Tom.
Tom'la en son ne zaman konuştun?When was the last time you talked to Tom?
Tom Mary'nin niçin konuştuğundan daha iyi İngilizce konuşamadığını merak etti.Tom wondered why Mary couldn't speak French any better than she did.
Tom konuşacak birine sahip olmayı diledi.Tom wished he had someone to talk to.
Tom Mary ile konuşacak durumda değildi.Tom was in no mood to talk to Mary.
Tom, John'un ondan ödünç para almaya çalışacağı konusunda Mary'yi uyardı.Tom warned Mary that John would try to borrow money from her.
Mary ayrılmadan önce Tom onunla konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary before she left.
Tom, bir şey hakkında Mary ile konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary about something.
Tom Mary'nin çocuklarıyla ilgili yaşadığı problem hakkında John'la konuşmasını istedi.Tom wanted Mary to talk to John about the problem she was having with his children.
Tom konuşmaya çalıştı, ama yapamadı.Tom tried to speak, but couldn't.
Tom Mary ile konuşman gerektiğini düşünüyor.Tom thinks you should talk to Mary.
Tom çok hızlı konuşur.Tom talks a mile a minute.
Tom Mary ile genellikle kendine sakladığı şeyler hakkında konuştu.Tom talked to Mary about things he usually kept to himself.
Tom Mary'yi işi alması konusunda ikna etti.Tom talked Mary into taking the job.
Tom uzun süre konuştu fakat aslında çok şey söylemedi.Tom talked for a long time, but didn't really say much.
Mary odaya geldiğinde Tom konuşmayı durdurdu.Tom stopped talking when Mary came into the room.
Tom Fransızcayı başka herhangi birinden daha iyi konuşur.Tom speaks French much better than anyone else.
Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy talking with Mary.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to spend the time it takes to do a job well.
Tom, o zaman o ve Mary'nin ne hakkında konuştuklarını hatırlayamadığını söylüyor.Tom says he can't remember what he and Mary were talking about at that time.
Tom yapayalnız oturan bir kız gördü, bu yüzden onunla konuşmaya gitti.Tom saw a girl sitting all alone, so he went over to talk to her.
Tom herhangi birini görmek ya da konuşmak istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to see or speak to anyone.
Tom eline geçecek ilk fırsatta Mary ile konuşmayı planladı.Tom planned to talk to Mary the first chance he got.
Tom Mary'nin onun hakkında konuştuklarına kulak misafiri oldu.Tom overheard Mary talking about him.
Tom asla onun hakkında konuşmak istemedi.Tom never wanted to talk about it.
Tom'un Mary ve John'un birbirleriyle flört ettikleri konusunda hiçbir kuşkusu yok.Tom never had an inkling that Mary and John were dating each other.
Eğer isterse Tom Mary ile konuşabilir.Tom may talk to Mary if he wants to.
Tom bir günde yaklaşık elli telefon konuşması yapar.Tom makes about fifty phone calls a day.
Tom kimle konuşmamamız gerektiğini oldukça netleştirdi.Tom made it quite clear who we weren't supposed to talk to.
Tom onun ne hakkında konuştuğunu biliyor.Tom knows what he's talking about.
Tom Fransızca konuşan bir adam tanıyor.Tom knows a man who speaks French.
Tom müzik söz konusu olduğunda, görünüşe göre bir tür dahidir.Tom is apparently some kind of genius when it comes to music.
Tom hemen konuşmaya başladı.Tom immediately began talking.
Tom yıllarca Mary ile konuşmadı.Tom hasn't talked to Mary in years.
Tom'un doğal bir konuşma yeteneği var.Tom has a way with words.
Tom'un böylesine büyük bir izleyicinin önünde konuşma hakkında hiç endişesi yoktu.Tom had no qualms at all about speaking in front of such a large audience.
Tom hem İngilizce hem de Fransızca konuşarak büyüdü.Tom grew up speaking both English and French.
Tom bir konuşma yaptı.Tom gave a speech.
İlgili Sayfalar