konuş ile cümle

konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'yi hatalı olduğu konusunda ikna etti.Tom convinced Mary that she was wrong.
Tom bunun kendi hatası olmadığı konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that it wasn't his fault.
Tom Fransızca konuşamaz. Mary de Fransızca konuşamaz.Tom can't speak French. Mary can't speak French either.
Tom neredeyse Mary kadar iyi Fransızca konuşabilir.Tom can speak French almost as well as Mary.
Tom neredeyse Mary iyi kadar Fransızca konuşabilir.Tom can speak French almost as well as Mary.
Tom neredeyse Mary'nin konuşabildiği kadar Fransızcayı iyi konuşabilir.Tom can speak French almost as well as Mary can.
Tom her gece Mary'yi arar ve onunla en az 45 dakika konuşur.Tom calls Mary every night and talks with her for at least 45 minutes.
Tom, mutfağın tavanını boyaması için yardımcı olacağı konusunda Mary'ye güvence verdi.Tom assured Mary that he'd help her paint the ceiling of her kitchen.
Tom Mary'nin daha yavaş konuşmasını rica etti.Tom asked Mary to speak more slowly.
Tom Mary'nin bir konuşma yapmasını rica etti.Tom asked Mary to give a speech.
Tom Mary'nin onun okulunda bir konuşma yapmasını rica etti.Tom asked Mary to give a speech at his school.
Tom Mary'ye üç dilden daha fazla konuşup konuşmadığını sordu.Tom asked Mary if she spoke more than three languages.
Tom ve Mary birkaç dakika önce mutfakta sessizce konuşuyorlardı.Tom and Mary were talking quietly in the kitchen a few minutes ago.
Tom ve Mary evde Fransızca konuşmazlar.Tom and Mary don't speak French at home.
Tom ve Mary her ikisi de aynı anda konuşmaya başladı.Tom and Mary both started talking at the same time.
Hem Tom hem de Mary aynı zamanda konuşmaya başladı.Tom and Mary both started talking at the same time.
Tom ve Mary birbirleriyle konuşmuyorlar.Tom and Mary aren't speaking to each other.
Tom ve Mary Sevgililer Günü'nde ne yapacakları hakkında konuşuyor.Tom and Mary are talking about what they'll do on Valentine's Day.
Tom ve Mary artık konuşmuyor.Tom and Mary are no longer on speaking terms.
Tom ve Mary para konusunda her zaman tartışıyorlar.Tom and Mary are always arguing about money.
Tom ve Mary çocuklarını nasıl yetiştirecekleri konusunda her zaman tartışıyorlar.Tom and Mary are always arguing about how to raise their children.
Ben Tom. Mary ile konuşmak istiyorum.This is Tom speaking. I'd like to speak to Mary.
Mary ile konuşan adam Tom'dur.The man Mary is talking with is Tom.
Tom'la konuşan kız Mary'dir.The girl talking with Tom is Mary.
Tom John'un evliliğinden dolayı Mary ile konuşamadı.Tom was unable to talk Mary out of marrying John.
Tom Mary'yi John'la konuşmaktan vazgeçirmeye çalıştı.Tom tried to stop Mary from talking to John.
Tom Mary'ye John'la konuşmasını söyledi.Tom told Mary to talk to John.
Tom Mary'nin John hakkında konuştuğunu duydu.Tom heard Mary talk about John.
Tom, John'un masum olduğu konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that John was innocent.
Konuşmasan iyi olur.You'd better not speak.
Bir süredir seninle konuşmadım.I haven't talked to you in a while.
Thomas'la telefonda konuşuyorum.I'm talking on the phone with Thomas.
İngilizce konuşan biri var mı?Is there anyone who speaks English?
Tom özellikle konuşkan hissetmiyordu.Tom wasn't feeling particularly talkative.
Tom Boston'da çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeliydi.Tom needed to decide whether he would continue working in Boston.
Merhaba. Bay Johnson'la konuşabilir miyim lütfen?Hello. May I talk to Mr Johnson, please?
Artık seninle konuşmak için zamanım yok.I don't have time to talk with you anymore.
Herkes gittikten sonra biz konuşabilelim diye neden bir süre oyalan mıyorsun?Why don't you hang around a while after everyone else leaves so we can talk?
Benimle ne hakkında konuşmak istiyordun?What did you want to talk to me about?
Kimle konuştun?Who did you talk to?
İş hakkında konuşma! tatildeyiz.Don't talk about work, we're on vacation.
Tom bir yerli gibi İngilizce konuşabilir.Tom can speak English like a native.
Bay Smith çok hızlı konuştu, bu nedenle ne dediğini anlayamadım.Mr. Smith spoke so quickly that I couldn't understand what he was saying.
Bay Smith o kadar çabuk konuştu ki onun ne dediğini anlayamadım.Mr. Smith spoke so quickly that I couldn't catch what he said.
Bizden biri Tom'la konuşmalıdır.One of us should talk to Tom.
Ben kalpten konuştum.I spoke from the heart.
Şimdi ne yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yok.I have no idea what I need to do now.
Benimle konuşmak istemediği açık.It's clear that he doesn't want to talk to me.
Üzgünüm dün seninle konuşmak için bir şans yakalamadım.I'm sorry I didn't get a chance to talk with you yesterday.
Yarın Tom'la telefonda konuşmayı ve ondan yardım istemeyi planlıyorum.I plan to get a hold of Tom by phone tomorrow and ask him to help.
Çok iyi Rusça konuşan birini tanıyorum.I know a person who speaks Russian very well.
Onunla konuştun mu?Have you spoken with him?
Yabancı, anadiliymiş gibi Japonca konuşuyor.The foreigner speaks Japanese as if it were his native language.
Michael az konuşan bir adam ama konuştuğunda insanlar onu dinler.Michael is a man of few words, but when he speaks, people listen.
Gerçekten benimle konuşmak istiyorsan, şimdi ya da asla.If you really want to speak to me, it's now or never.
Bu cümle yerli bir konuşmacının söylediği bir şey gibi geliyor mu?Does this sentence sound like something a native speaker would say?
Bu bir ya ya da konusu.It's a matter of either-or.
Bu bir ya ya da konusu değil.It's not an either/or matter.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Japonca konuşamam.I can't speak Japanese.
İlgili Sayfalar