konuş ile cümle

konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu denemeyi düzeltmeme yardımcı olabilecek bir yerli konuşmacı arıyorum.I'm looking for a native speaker who could help me correct this essay.
Bu konuda sizinle konuşmaktan usandım.I'm tired of talking to you about this.
Konuşmam gereken kişilerin bir listesini yaptım.I've made a list of people I need to talk to.
Eğer Fransızca çalışacaksam bir yerli Fransızca konuşucusuyla çalışmayı tercih ederim.If I were to study French, I'd prefer to study with a native French speaker.
Bir yerli konuşan gibi ses çıkarmak istiyorsan bu çok iş gerektirir.If you want to sound like a native speaker, it'll take a lot of work.
Bir yerli konuşucu gibi görünmek istiyorsan, mümkün olduğunda yerli konuşucuları dinle.If you want to sound like a native speaker, listen to native speakers whenever possible.
Bu kursta, daha çok bir yerli gibi konuşmanıza yardım ederek zaman geçireceğiz.In this course, we'll spend time helping you sound more like a native speaker.
İletişim kurmak için yerli bir konuşmacı gibi konuşmanız gerekmez.It's not necessary to speak like a native speaker in order to communicate.
Yabancı bir dil öğrenen birçok kişi bir yerli gibi asla konuşanaz.Most people studying a foreign language will never be able to speak like a native speaker.
Kimse olay hakkında konuşmak istemedi.Nobody wanted to talk about the incident.
O psikiyatrist yeme bozuklukları konusunda uzmanlaşmış.That psychiatrist specialized in eating disorders.
Hatalı olduğunu kabul edene kadar, seninle konuşmayacağım.Until you admit that you were wrong, I'm not going to talk to you.
Daha çok yerli bir konuşmacı gibi ses çıkarmak için ne yapabilirim?What can I do to sound more like a native speaker?
Niçin başka bir şey hakkında konuşmuyoruz?Why don't we talk about something else?
Bir avukatla konuşmak ister misin?Would you like to talk to a lawyer?
Yönetici ile konuşmak ister misin?Would you like to talk to the manager?
İngilizce konuşmayı tercih eder misiniz?Would you prefer to speak in English?
Web sitemizde anadil konuşucuları tarafından hazırlanan ses dosyalarını dinleyebilirsiniz.You can listen to audio files by native speakers on our website.
İletişim kurmak için bir anadil konuşuru gibi ses çıkarmak zorunda değilsin.You don't have to sound like a native speaker in order to communicate.
Anlaşılmak için yerli konuşmacı gibi konuşmana gerek yok.You don't need to sound like a native speaker in order to be understood.
Anlaşılmak için bir yerli konuşucu gibi ses çıkarmana gerek yok.You don't need to sound like a native speaker to be understood.
Bütün bu şikayetten ne kadar usandığım konusunda bir fikrin yok.You have no idea how tired I am of all this complaining.
İngilizceyi gerçekten oldukça iyi konuşuyorsun.You really do speak English quite well.
Hey, Ayako! Lütfen daha yüksek sesle konuş.Hey, Ayako! Please speak louder.
Hey, Ayako. Lütfen yüksek sesle konuş.Hey, Ayako. Please speak up.
İspanyolca konuşmam.I don't speak Spanish.
İngilizce konuşmak kolay değildir ama ilginçtir.Speaking English isn't easy, but interesting.
Bütün akşamı onlarla konuşarak harcadık.We spent the whole evening talking to them.
Onun konuşma tarzı benim sinirimi bozuyor.The way she talks gets on my nerves.
Bizim sütümüz Piyemontece konuşuyor.Our milk speaks Piedmontese.
Ailenin içinde genellikle nasıl konuşursun?How do you usually speak in your family?
Biraz yüksek sesle konuşmanızda bir sakınca var mı?Would you mind speaking a little louder?
Biraz daha yüksek sesle konuşur musunuz?Would you mind speaking a little louder?
Konuşacak birisine ihtiyacım var.I need someone to talk to.
Biraz Slovence konuşuyorum.I speak a little Slovenian.
Kırık bir İngilizceyle konuştu, onu anlamak zordu.He spoke in a broken English that was hard to understand.
O on dil konuşuyor.He speaks ten languages.
O kötü Fransızca konuşur.He speaks poor French.
Amacım konuşmanıza kulak misafiri olmak değildi.I didn't mean to eavesdrop on your conversation.
Giysiler hakkında Aki'yle biraz konuştum.I talked a little to Aki about clothes.
O, yüksek sesle konuşuyor.She speaks loudly.
O başka bir kızla konuştuğunda kıskanıyordu.She was jealous from him talking to another girl.
Çince konuştuğumda içim rahat hissetmeye başlıyorum.I'm beginning to feel at ease when I speak in Chinese.
Konuştuğun bayan benim kız kardeşimdir.The lady, whom you talked to, is my sister.
Hepiniz aynı zamanda konuşmayın.Don't all speak at the same time.
Mandarin dili iyi konuşamıyorum.I cannot speak Mandarin well.
Eliana ile konuşmak bir duvarla konuşmak gibi.Talking to Eliana is like talking to a wall.
Hayır, İngilizce konuşamıyorum.No, I can't speak English.
Sana Tom'un bir anadil konuşuru olmadığını düşündüren nedir?What makes you think Tom isn't a native speaker?
Tom'un konuşma şekli sinirlerime dokunuyor.Tom's way of talking gets on my nerves.
Tom'un konuşması oldukça ilginçti.Tom's speech was quite interesting.
Keşke Tom daha iyi bir Fransızca konuşanı olabilse.Tom wishes that he could be a better French speaker.
Tom bazı komşularla konuşuyordu.Tom was speaking to some neighbors.
Tom bir yerli Japonca konuşuru ile Japonca çalışmak istedi.Tom wanted to study Japanese with a native Japanese speaker.
Tom yaşlı bir adam gibi konuşur.Tom talks like an old man.
Tom okul hakkında konuştu.Tom talked about school.
Tom ailesi hakkında konuştu.Tom talked about his family.
Tom Fransızcayı o kadar kötü konuşuyor ki çoğunlukla yanlış anlaşılıyor.Tom speaks French so badly that he is often misunderstood.
Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşur değil mi?Tom speaks French fairly well, doesn't he?
Tom Fransızcayı benden daha iyi konuşur.Tom speaks French better than I do.
İlgili Sayfalar