konuş ile cümle

konuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Direksiyon başındaki kişiyle konuşmayacaksın.You are not to speak to the man at the wheel.
Neyse ki, seni konuşturdum.Fortunately, I've got you to talk to.
Hiç kimse arkasından kötü konuşulmasını sevmez.Nobody likes being spoken ill of behind his back.
Onun yokluğunda onun hakkında kötü konuşma.Don't speak badly of him in his absence.
İnsanların arkasından konuşmamalısın.You shouldn't talk about people behind their backs.
Genel olarak konuşursak, haziran ayında burada biraz yağmur var.Generally speaking, there is little rain here in June.
Genel olarak konuşursak, Japon kadınları mütevazıdır.Generally speaking, Japanese women are modest.
Genel olarak konuşursak, erkekler kadınlardan daha uzundur.Generally speaking, men are taller than women.
Genel olarak konuşulursa, bir kadın bir erkekten daha uzun yaşayacaktır.Generally speaking, a woman will live longer than a man.
Genel olarak konuşursak, Japonlar sıkı işçilerdir.Generally speaking, the Japanese are hard workers.
Genel olarak konuşursak, bugünkü gençler akıllıdırlar.Generally speaking, the young people of today are clever.
Hiç İngilizce konuşabiliyor musun?Can you speak English at all?
Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.You'll be able to speak English better if you practice hard.
Yaşlı bir adam konuşmamıza girdi.An old man broke into our conversation.
Doktor hastanın çok dinlenmesi konusunda ısrar etti.The doctor insisted that the patient get plenty of rest.
Doktor onun yatakta kalması konusunda ısrar etti.The doctor insisted that he stay in bed.
Tıbbi olarak konuşursak, sana kilo vermeni öneririm.Speaking medically, I advise you to lose weight.
Müşteri avukatla konuştu.The client talked with the lawyer.
Biz şirket başkanı ile konuşmak istedik, ama o bizimle konuşmayı reddetti.We wanted to speak to the president of the company, but he refused to speak to us.
Japoncayı çok iyi konuşan bir Amerikalı kız tanıyorum.I know an American girl who speaks Japanese very well.
Konuşmaya katılmadım.I didn't take part in the conversation.
Biz hepimiz profesörün İngilizce konuşabileceğine kesin gözüyle baktık.We all took it for granted that the professor could speak English.
Robert telefon konuşmasının ortasında kırılıp ayrıldı.Robert broke off in the middle of his phone call.
Robert, kız arkadaşı ile konuşmaktan keyif aldı.Robert enjoyed talking with his girlfriend.
Rusça'yı iyi konuşabilen bir adam tanıyorum.I know a man who can speak Russian well.
Bayan Richards'la şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Mrs. Richards.
Lisa, sadece İngilizce değil, aynı zamanda Fransızca da konuşur.Lisa speaks not only English but also French.
Bayan Lee büyük bir konuşmacı.Mrs. Lee is a great talker.
Radyoda doğal olarak konuşmak kolay değil.It is not easy to speak naturally on the radio.
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin?How dare you speak like that to me?
Ne cüretle benimle öyle konuşursun!How dare you talk to me like that!
İyi bir mektup yazmanın gerçek sırrı sanki konuşuyormuşsun gibi yazmaktır.The true secret of writing a good letter is to write as if you were talking.
Yavaş yavaş ve net bir şekilde konuşun.Speak slowly and clearly.
Yavaş konuşma o adamın özelliğidir.Slow speech is characteristic of that man.
Eğer uzun süre İngilizce konuşmadıysan, körelirsin.You get rusty if you haven't spoken English for a long time.
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Artık hiç kimse bu dili konuşmuyor.No one speaks this language anymore.
Keşke onunla konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with her.
Daha kibarca konuşmalıydın.You should have talked more politely.
Daha yavaş konuşun.Speak more slowly.
Daha yüksek sesle konuşun lütfen.Speak louder, please.
Lütfen daha sessiz konuşun.Speak more quietly, please.
Daha yavaş konuşmaz mısın?Won't you speak more slowly?
O, bana daha yavaş konuşmamı rica etti.He asked me to speak more slowly.
Lütfen daha yavaş konuşabilir misin?Could you speak more slowly, please?
O yarın gelse konuşmak için daha fazla zamanım olur.If he came tomorrow, I would have more time to talk.
Yeterli zamanım olsa, seninle konuşurum.If I had enough time, I would talk with you.
Merhaba. Bay Johnson'la konuşabilir miyim, lütfen?Hello. May I speak to Mr Johnson, please?
Merhaba. Ben Joe Carlton. Michael ile konuşabilir miyim?Hello. This is Joe Carlton. May I speak to Michael?
Merhaba. Ogawa konuşuyor.Hello. This is Ogawa speaking.
Artık onunla konuşmayacağım.I won't talk with him anymore.
Birkaç ay içerisinde İngilizceyi akıcı olarak konuşabileceksin.You will be able to speak fluent English in another few months.
Lütfen biraz daha yavaş konuşun.Please speak a little more slowly.
Lütfen biraz daha yavaş konuşur musun?Would you speak more slowly, please?
Biraz daha yavaş konuşur musun?Would you mind speaking more slowly?
Sizinle tekrar konuşmak istiyorum.I would like to talk with you again.
Biraz daha yavaşça konuşabilir misin?Could you please speak a little bit more slowly?
Biraz daha yavaş konuşabilir misiniz?Could you please speak a little bit more slowly?
Artık onun hakkında konuşmayalım.Let's not talk about it any more.
İlgili Sayfalar