kontrolü ile cümle

kontrolü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bilinçli olmak üzerinde bir kontrolün var mı?Do you have any control over being conscious?
O nedenle çok sadıklar ... Patronun üzerlerinde mutlak kontrolu varThat's why the boss has a lot of power over them... and the men in turn are absolutely loyal
Ve hatta, kredi sicili kontrolü bile yapılmamaya başlandı.And they didn't even do a credit check.
Suyun içinden giderek kontrolu elde tutabiliyor.And then by moving through the water it's able to take that control.
Küçük dijital nükleer başlığı çark kontrolü ile ilişkilendirebildik.So we were able to associate the small digital warhead with the rotor control.
Çünkü beynin yaşamının çoğunda bu, davranışsal bağlamın kontrolü altındadır.Because in most of the life of the brain this is under control of behavioral context.
O kadar kontrolümüz de yok.We are not so much in control.
Onu açıp kapamak ile ilgili hiç bir kontrolüm yok. Onlar kendiliğinden oluyor.I have no controls to turn up, turn up, it's happening by itself.
Bazen Control-Z yerine, aslında sıfır kontrolümüz oluyor.Sometimes instead of Control-Z, we actually have zero control.
Ben zaman içerisinde kontrolü sınıfa bırakmayı öğrendim. Kontrolü öğrencilere bırakmayı.I've learned to cede control of the classroom over to the students over time.
Sınıfın kontrolünü kaybetmiştim.I'd lost control of my classroom.
Bugün polis kontrolü olacak.There'll be an inspection today.
Olabildiğinin en iyisi olmayı denemeyi asla bırakma -- bu senin kontrolünde olan bir şeydir.Never cease trying to be the best you can be -- that's under your control.
"Anne her gün doğum kontrolü hapı alıyor.Like, "Mother takes the pill every night.
Günümüzde karşılaştığımız büyük sorunlar, bizim kontrolümüz dışında olaylar değil.The big problems facing the world today are not at all things beyond our control.
Onlar bunu yapmak istemediler. Birden oluverdi. Kontrolü kaybettiler.They did not want to do this, it just happened -- they lost control.
Kelimenin tam anlamıyla kontrol için mi, el ve baget kontrolü için mi?Is it just literally for control, for hand-stick control?
Gerçekten onun kontrolünde tam bulunamadım.I wouldn't really be directly in control of it.
Dİkkat edin, o zamandaki Kutsal Roma İmparatorluğu Roma'nın hiçbir kontrolüne sahip değildi.Notice, nothing in the Holy Roman Empire at that time, it had no control of Rome.
Ve şimdi daha çok Fransa'nın kontrolu altında bulunuyor.çHoly Roman Empire no longer exists. And it now becomes kind of a satellite region of France.
Direk ya da dolaylı yollardan Avrupa'nın önemli bir bölümü onun kontrolü altındadır. .I have, I'm in either direct control or indirect control of a significant part of Europe.
Kontrolü ele alabilirsiniz.You take control.
Sonuç olarak siz artık iflas mahkemesinin kontrolü altındasınız.But anyway, the bankruptcy court will take hold of you.
Daha doğrusu kontrolü kaybettiğim bir gün geçirdim.Or rather, a day I lost control of.
İşte bu tam da benim yaptığım şey - optik zihin kontrolü.That's exactly what I do -- optical mind control.
Hastanelerde, yeni medikal cihazlar için; sokaklarda trafik kontrolü için.In hospitals, for new medical instruments; in streets for traffic control.
Birçok hüküment, sanal alemi, devlet kontrolünde olması gereken bir egemenlik alanı olarak görüyor.Many governments see cyberspace as a sovereign territory that should be under state control.
Siber alemin kontrolü için kime güveneceğiz?Who shall we trust to control cyberspace?
Fakat silahların kontrolu konusuyla ilgilenen bilimcilere ilham veren bir moral faktördü.But he was a moral compass -- an inspiration to scientists who were concerned with arms control.
Toprak erozyonunun kontrolü ve önlenmesi.Ways of controlling, preventing soil erosion.
Bu yüzden bir şey var ki o da gerçekten onun kontrolü eline geçirmesi.So one of the things is that it really takes over.
Herşey kontrolümüz altında ! Ayrıca o kıza gerçekten aşık zarar gelmemesi için herşeyi yapacaktırEverything is our under control! also he really loves that girl, he never want her to dead!
Kontrolü akıllı parçalara dağıtmamız gerektiğini öğrendik.We've learned we should distribute control to smart parts.
1966 ile 1990 arasında, ABD ve Sovyet çıkarları ülkemin kontrolünü ele geçirmek için savaştı.Between 1966 and 1990, the U.S. and Soviet interests fought for control over my country.
(su sesi) ve mutlaka bahçemizde bir sürü şey olacaktır. kontrolümüzün dışında.(water sound) And obviously there are a lot of things in our garden beyond our control.
Ufak bir sunucu kontrolu ve bu sonra bu kısa videoyu yaptım:It's just a little server control and I made a little video going:
"Güzel, kontrolu sen al ve o dağa doğru uç." dedi.And he said, "Well, you take the controls, and you fly towards that mountain."
Kontrolü aldım ve uçuyordum.And I took the controls, and I was flying.
Şundan emin olabilirsiniz: nükleer silahlı bir İran, kontrolümüz altında olan bir sorun değildir.Make no mistake: a nuclear-armed Iran is not a challenge that can be contained.
Bu yüzden grubumla yapmaya çalıştığımız tersine mühendislikle insanların hareket kontrolünü çözmek.So in my group, what we try to do is reverse engineer how humans control movement.
Durumun kontrolünü almanı istiyorum Ofisimle sürekli ve düzenli iletişimde olacaksın. Anlaşıldı mı?I expect you to step up. <i>You're to maintain constant communication with my office.
Buradaki pozitif kontrolü nasıl yapalım?And how do we do the positive control here?
Şimdi kendi kaderiniz üzerinde kontrolünüz var.You now have control over your own destiny.
Tüm bu haberlerin en kötüsü ise, çocuklarımızın, bizim kontrolü kaybettiğimizi düşünmeleri.And here's the worst news of all. Our children sense we're out of control.
Ameliyat bittiğinde, işlerimin kontrolünü sana vereceğim.Once the surgery's over, I'll hand over control of my organization to you.
Kas kontrolü çok ama çok önemli biliyorsunuz hepimizin refleksleri vardır.This control of muscle is very, very important, because, you know, there can be reflexes.
Bilinçli nefes kontrolü, konuşma için mecburi bir ön şart.It was an absolute precondition for our being able to speak.
İnsanlar kendi devletlerinin kontrolünü alıyorlar, bazen daha iyi oluyor, bazen daha kötü.People are taking control of their own states, sometimes for the better and sometimes for the worse.
Söyler misin kontrolün sen de olması neden bu kadar önemli?Tell me why is it so damned important for you to be in control all the time?
Kim her zaman bir hayli karmaşık CNC kontrolü hakkında bilmiyorWho doesn't always know a great deal about the complex CNC control
Gittikçe kontrolü kaybettiğimin farkındayım.I know that I am losing my grip.
Donanmanın araştırma şefi Amiral Bolster'a kontrolü neden vermiyoruz? Calvin Bolster:Calvin Bolster:
Ve işte büyük internet ana hattım da kontrolünkinden iki kat büyük.And my great big internet trunk line is twice as big as the control's.
Kırmızı çizgiler benim, mavi çizgiler de cinsiyet ve yaş uyumlu kontrolümün.The red lines there are me, and the blue lines are the sex and age-matched control.
Bu Japonya'da bir primatin beyin aktivitesinin kontrolüyle gerçekleşen bir rüyadır.This is CB1 fulfilling its dream in Japan under the control of the brain activity of a primate.
Fakat bir çocuk hiçbir yetki belgesi olmadan araç sistemimin kontrolünü alabilir.But I will let a kid with no license take over control of my vehicle system.
Bu kontrolünüz var. Ve bunları, beraberce, bir araya getirdiğinizde en iyi müzik ortaya çıkıyor.And all you put together, in partnership, brings about the best music.
Bizim kontrolümüzde değilmiş gibilerdir.They don't seem to be under our control.
Onlar üzerinde bir kontrolü yoktu.She had no control over them.
Eski kolonileri üzerindeki kontrolü tekrar ele almak isterler.They want to re-assert their control over their former colony.
İlgili Sayfalar