Konseyin yöneticisi şöyle dedi:و كان رئيس المجلس قد صرّح،
Konseyin yöneticisi şöyle dedi:「移行政策がなかったら 私たちは
Konseyin yüzde 20'si.20% din Consiliu.
Konseyin yüzde 20'si.위원회의 20% 입니다.
Konseyin yüzde 20'si.20 % Koncilu.
Konseyin yüzde 20'si.20% koncilu.
Konseyin yüzde 20'si.20 persen dari dewan.
Konseyin yüzde 20'si.20 por cento do Conselho.
Konseyin yüzde 20'si.20 procent van de Raad.
Konseyin yüzde 20'si.20 Prozent des Rates.
Konseyin yüzde 20'si.20% Rady.
Konseyin yüzde 20'si.20 אחוז מהמועצה.
Konseyin yüzde 20'si.20 بالمائة من المجلس.
Konseyin yüzde 20'si. (Alkış)20 per cento del Consiglio. <br/> (Applausi)
Konseyin yüzde 20'si. (Alkış)20 % Совета.(Аплодисменты)
Konseyin yüzde 20'si. (Alkış)(Vỗ tay)
Konseyin yüzde 20'si. (Alkış)(Χειροκρότημα) 20 τοις εκατό του συμβουλίου.
Konseyin yüzde 20'si. (Alkış)そして この評議会は
Konseyin yüzde 20'si.Un 20 % del Consejo.
O M ED önlemlerin alınması için Avrupa Birliği Parlemontosu ile Avrupa Birliği Konseyine gönderilir.delos resultados de sus auditorías tras confirmar los hechos con la entidad auditada.
O M ED önlemlerin alınması için Avrupa Birliği Parlemontosu ile Avrupa Birliği Konseyine gönderilir.M E D zawierającezaleceniacodo poprawy sytuacji,jest publi-kowanei przekazywane Parlamentowi Europejskiemu
Rektörler konseyin görev gereðiüyesidir.Die Rektoren sind kraft ihres Amtes Mitglied im Conseil interuniversitaire.
Rektörler konseyin görev gereðiüyesidir.Les recteurs y siègent de droit.
Rektörler konseyin görev gereðiüyesidir.Los rectores son miembros del consejo por derecho propio.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Celebraremos consejo por la mañana.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Chodźmy znaleźć wam miejsce na spoczynek.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Keresünk egy helyet, ahol pihenhettek.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Lad os finde et sted I kan hvile jer.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Lasst uns morgen beratschlagen.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Laten wij u een rustplaats vinden.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Nous poursuivrons cette conversation demain.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Permetteteci di trovarvi un posto dove riposare.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Poďme vám nájsť nejaké miesto na odpočinok.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Teď vám najdeme nějaké místo, kde si budete moci odpočinout.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Vamos achar onde descansar.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Ας βρούμε ένα μέρος για να ξεκουραστείτε.
Sabahleyin konseyin toplanmasını sağlayın.Мы найдем, куда устроить вас на ночлег.
San Francisco'daki elçilik konseyinde çalıştım,Ik werk bij de internationale Design Council voor burgemeesters, San Francisco.
San Francisco'daki elçilik konseyinde çalıştım,전 San Francisco의 고문으로 있는데요
San Francisco'daki elçilik konseyinde çalıştım,אני עובד במועצת העיר בסן פרנסיסקו,
San Francisco'daki elçilik konseyinde çalıştım,أنا أعمل في مجلس العمدة في سان فرانسيسكو
San Francisco'daki elçilik konseyinde çalıştım,国際デザインコンサルタントを していますが
Şura Konseyine sunulan resmi bir çalışma vardı.Det hade gjorts en studie som presenterats inför Shura-rådet
Şura Konseyine sunulan resmi bir çalışma vardı.슈라 위원회에 제출된 공식적인 연구가 있는데 -
Şura Konseyine sunulan resmi bir çalışma vardı.היה איזה מחקר רשמי שהוצג למועצת השורא --
Şura Konseyine sunulan resmi bir çalışma vardı.هنالك هذه الدراسة الرسمية والتي قُدّمت لمجلس الشورى
Şura Konseyine sunulan resmi bir çalışma vardı.諮問評議会へ提出されました 諮問評議会とは立法府であり
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.Abbiamo spedito al Consiglio della Shūra
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.우리는 슈라 위원회에 사우디 여성에 대한 규제를 해제해 달라고 탄원서를 보냈습니다.
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.Poslali jsme na Shura koncil petici za zrušení zákazu u Saúdských žen.
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.Wysłaliśmy wniosek do Rady Szury na rzecz zniesienia zakazu dla Saudyjek.
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.Изпратихме петиция до съвета Шура за отмяна на тази забрана
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.שלחנו עצומה למועצת השורא לטובת הרמת המחסום על נשות ערב הסעודית,
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.وقمنا بإرسال إلتماس إلى مجلس الشورى من أجل أن يرفعوا هذا الحظر عن النساء السعوديات،
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.女性の運転の解禁を求めるものです この時は 3500人ほどの賛同者が
Ýdari bir yönetici kuruluþu yönetir ve ayný zamanda konseyin de bir üyesidir.El órgano está presidido por un director ejecutivo que es también uno de sus miembros.
Ýdari bir yönetici kuruluþu yönetir ve ayný zamanda konseyin de bir üyesidir.Geleitet wird das Organ von einem Geschäftsführer, der auch Mitglied des HEFCW ist.
Ýdari bir yönetici kuruluþu yönetir ve ayný zamanda konseyin de bir üyesidir.Le Conseil est piloté par un directeur général, qui est aussi l’un de ses membres.
Ýlgili konuya baðlý olarak, konseyin tavsiyede bulunmak ve ayný zamanda onaylamak yetkisi de bulunabilir.Er hat das Recht, Stellungnahmen zu formulieren und kann zum Teil auch Vorschläge annehmen.
Yüzde yirmi gibi. Konseyin yüzde 20'si.20% av det rådet.