Ana içeriğe geç
Sözlük

konserve ile cümle

konserve kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bazen bir konserve açacağı olarak makas kullanırım.I sometimes use scissors as a can opener.
Armutlar bu fabrikada konservelenir.Pears are canned in this factory.
Konserveler hava geçirmez bir conta ile kavanozda saklanmalıdır.Preserves must be stored in a jar with an airtight seal.
Konserve açacağı olan biri var mı?Does anybody have a can opener?
Konserve meyveleri seviyorum.I like canned fruits.
İki kutu konserve domates istiyorum.I'd like two cans of tomatoes.
O bir konserve fabrikasında çalışıyor.He works in a cannery.
Tom her gün konserve ton balığı yediği için civa zehirlenmesi oldu.Tom got mercury poisoning because he ate canned tuna every day.
Toptan konserve ürünler alırım.I buy canned goods in bulk.
Konserve açacağının nerede olduğunu biliyor musun?Do you know where the can opener is?
Tom elektrikli konserve açacağını çalıştıramadı.Tom wasn't able to get the electric can opener to work.
Mağazada konserve balık al.Buy canned fish at the store.
Tom her gün konserve ton balığı yemekten civa zehirlenmesi oldu.Tom got mercury poisoning from eating canned tuna every day.
Yemek yapmaya vakit kalmadığından ton balığı konservesi yedik.Since we didn't have any time to prepare food, we ate a can of tuna.
Bu kullanımı kolay tasarım, en popüler konserve açacağı modellerinden biri haline gelmiştir.This easy-to-use design has become one of the most popular can opener models.
London 1889 yılında Hickmott konserve fabrikasında günde 12-18 saat çalışmaya başladı.In 1889, London began working 12 to 18 hours a day at Hickmott's Cannery.
Kimin babası John Eckart, 1868'den beri konserve balık ve konserve et üretiyordu.Whose father, John Eckart, had been producing preserves since 1868.
Elektrikli konserve açacakları 1950'lerin sonlarında tanıtıldı ve başarıyla karşılandı.Electric can openers were introduced in the late 1950s and met with success.
Gürcistan, birçok Japon konserve kahve markasından biridir.Georgia is one of many brands of Japanese canned coffee.
1800'den önce, Hollanda'da zaten küçük de olsa bir konserve somon endüstrisi vardı.Before 1800, there was already a small industry of canned salmon in the Netherlands.
Şirket konserve meyve ve sebze üretmiştir.The company produced canned fruits and vegetables.
Bunu müteakip babası, tuzlu morina konserveleri satan bir dükkânda ona iş buldu.His father then found him a job in a shop that sold cans of salted cod.
Papağanınıza konserve mısır vermezseniz daha iyi olur.(You are doing it deliberately) You are not having chocolate with your sausages!
1980'lerde yeni bir konserve açacağı tarzı ortaya çıktı.A new style of the can opener emerged in the 1980s.
Konserve fabrikaları yok oluyor.The canneries are gone.
Köpekler için koku konservesi.The preserved scent for the dogs.
Hayatým, konserve açacađýna gerek yok.Darling, you don’t need a tin opener.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.And I say this as a man who has eaten a fair share of corned beef in his life.
Alaska'daki bir konserve fabrikasında çalıştı, sonra güneydeki eyaletlere gelerek, VaşingtonWorked in a cannery in Alaska, then came down to the lower 48, attended the
Karışım hazır olduğunda konserveleyip kiler gibi serin yerlerde saklıyorlar.When the mixture is ready, they can and store it in cool places like cellars.
Örneğin bir konserve fabrikası çöpünü nereye dökecek?For example, where does a canning factory haul its trash?
ICAR Konserve Et AnıtıICAR Canned Beef Monument
Şehirde konserve gıda, süt ve asfalt fabrikaları bulunur.There are tinned food, milk and asphalt factories in the city.
Taze, şişelenmiş veya konserve halinde ve sıklıkla olmasa da kurutulurlar.They are sold fresh, bottled, or canned and less often dried.
Aynı zamanda konservelerde satılan ticari bir ürün olarak da görülebilir.It is also a commercially, mass-produced soup, often sold in cans.
Bir konserve fabrikası açmayı ve Spratlys'de guano yataklarını geliştirmeyi istiyordu.He aspired to open a cannery and develop guano deposits in the Spratlys.
Varennya: Çilek ve diğer meyvelerin şeker şurubunda pişirilmesiyle yapılan tam bir meyve konservesi.Varennya: a whole fruit preserve made by cooking berries and other fruits in sugar syrup.
Meyveler mevsiminde taze olarak yenir ve kışın kurutulur veya konserve edilirdi.Fruit was eaten fresh when in season, and dried or preserved over winter.
Endüstri: Süt ürünleri, konserve ve cajeta gibi gıda işleme tesisleri.Industry: food processing plants such as dairy products, canned food and cajeta.
Kimin babası John Eckart, 1868'den beri konserve balık ve konserve et üretiyordu.Bereits sein Vater Johannes Eckart war seit 1868 Konservenfabrikant.
Kimin babası John Eckart, 1868'den beri konserve balık ve konserve et üretiyordu.Son père, Johannes Eckhart, était déjà fabricant de conserves depuis 1868.
Eti konservecilikte kullanılır.Il s'utilise en menuiserie.
Yemek yapmaya vakit kalmadığından ton balığı konservesi yedik.Como no teníamos tiempo para hacer la comida nos comimos una lata de atún.
Limanın yakınında tarihi bir konserveleme müzesi bulunmaktadır.Cerca de la escuela existe un museo de historia local.
Canlı, taze, donmuş ve konserve edilerek değerlendirilirler.Se comercializa fresco, ahumado, enlatado y congelado.
Nohut bugün genelde kuru halde ya da konserve olarak satılır.Suelen ser comercializados al natural o en conserva.
Taze tüketime uygunluğu kadar konserve içinde uygun olan bu çeşidin meyveleri etli, ancak çok çekirdeklidir.I frutti spesso rilasciano i semi (generalmente sprovvisti di endosperma) con facilità (sono fragili).
Bunlar konserve balık ve konserve sebzeleri içerir.Queste comprendono il pesce in salamoia e le verdure sottaceto.
Bu kullanımı kolay tasarım, en popüler konserve açacağı modellerinden biri haline gelmiştir.Этот простой в использовании дизайн стал одним из самых популярных в моделях консервных ножей.
Balık konservesi ve balık unu fabrikası vardır.Имеются консервный завод и рыбокоптильный цех.
Burada da milli lezzet olarak kabul edilir ve konservelerde satılır.Подобное блюдо может также продаваться в виде консервов.
Balık konservesi henüz iç piyasaya girmiş değildir.البحيرة لم تعد تحتوي سمك السلمون المرقط.
Eti konservecilikte kullanılır.Stosowana w uprawie konserwującej.
Canlı, taze, donmuş ve konserve edilerek değerlendirilirler.Sprzedawany żywy, świeży lub mrożony.
Limanın yakınında tarihi bir konserveleme müzesi bulunmaktadır.W podziemiach jest niewielkie muzeum historyczne.
Avrupa'da ise konserve ve tuzlanmış olarak da tüketilmektedir.I Europa mals det också ner och förpackas på konservburk.
Balık konservesi ve balık unu fabrikası vardır.Det finns fortfarande några fiskare och en fiskberedningsfabrik.
1912 - Deniz kuvvetlerine yiyecek sağlamak için, dünyanın ilk konserve fabrikası İngiltere'de açıldı.1912 — у Великій Британії почав роботу перший у світі консервний завод.
Gıdaların saklanbilmesi için konserve kutularını buldu.Для зберігання сіна будували клуні.
Bonduelle işlenmiş sebze ve konserve ürünleri üreten bir Fransız şirketidir.(Хаме) — чеська компанія, що випускає консервовані та заморожені продукти.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod