Grateful Dead'in 1988'de yağmur ormanlarındaki yardım konserinde idim.وإذن كنت في حفل خيري لصالح الغابات المطيرة نظمته قريتفل ديد في 1988.
Grateful Dead'in 1988'de yağmur ormanlarındaki yardım konserinde idim.グレイトフル・デッドの チャリティコンサートに行きました そこで1人の男に出会いました この写真の左の彼です
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.C'est toi le cadeau. Et je vais t'autoriser à enregistrer le concert, et je vais te donner la musique.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.Jij bent het cadeau. Je mag het concert opnemen. Ik geef je de muziek.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim."내 공연을 녹음할 수 있게 할 참일쎄." "자네한테 내가 음악을 줄테니까"
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim."Nem, te vagy az ajándék, és hozzájárulok, hogy felvedd a koncertet, és neked adom a zenét.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.To ty jesteś darem. Zamierzam pozwolić ci nagrać ten koncert i ofiaruję ci prawa do mojej muzyki.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.Tú eres el regalo. Y te voy a permitir grabar el concierto y te voy a dar la música.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.Tu eşti cadoul. Îţi ofer posibilitatea să înregistrezi concertul, şi îţi voi da muzica.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.Подарок — это вы.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.Ти си подаръка. и ти имаш моето позволение да запишеш концерта и аз ще ти дам музиката.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim."ואני מרשה לך להקליט את הקונצרט, "ואתן לך את המוזיקה.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.و ساسمح لك بتسجيل الحفل الموسيقي، وساقدم لك الموسيقى.
Hediye sensin. ve senin bu konseri kaydetmene de izin veriyorum, ve sana müziği vereceğim.それを君にプレゼントするよ それを売るなら 同意書にサインしなくちゃだめだよ
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Après le concert de M. Heifetz's une dame est venue et l'a complimenté,
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Depois do concerto de Mr. Heifetz, uma senhora foi cumprimentá-lo: "Oh, Mr.
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Después del concierto del Sr. Heifetz una señorita se acercó a hacerle un cumplido.
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Dopo il concerto del Maestro Heifetz, una signora si fece avanti e si congratulò:
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,După concertul domnului Heifetz o doamnă a venit şi l-a complimentat,
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Heifetz úr egyik koncertje után odament hozzá egy hölgy és megdícsérte,
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,하이페츠씨의 콘서트 후에 한 여성이 다가와 칭찬했습니다.
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Nach einem Konzert von Herrn Heifetz kam eine Dame auf ihn zu und gratulierte ihm:
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Na het concert van mijnheer Heifetz kwam een dame hem complimenteren.
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Po koncercie podeszła do niego pani, komplementując:
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Po koncertu pana Heifetze přišla dáma a udělila mu kompliment,
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Sau buổi trình diễn của ngài Heifetz một quý bả đi đến và khen ngợi,
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Setelah konser Tuan Heifetz usai seorang wanita datang dan memujinya.
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,Μετά από το κονσέρτο του Γιάσα Χάϊφετς μια κυρία πήγε και τον φιλοφρόνησε,
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,После концерта мистера Хейфеца к нему подошла дама,чтобы сделать ему комплимент,
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,След концерт на г-н Хайфец, една жена се приближила към него и го поздравила.
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,אחר קונצרט של מר חפץ אישה באה והחמיאה,
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,بعد حفل السيد هيفيتز جاءت فتاة وأثنت ..،
Heifetz'in konserinden sonra bir bayan yanına gelip kendisini tebrik etmiş,ご婦人がやってきて 絶賛したそうです 「ハイフェッツさん 今夜のあなたのバイオリンは 素晴らしい音がしましたわ」
İlki şuydu: Konserin sonunda terlemişsen bu yanlış bir şeyler yaptığın anlamına gelir.Det första var: om du svettas efter konserten betyder det att du har gjort något fel.
İlki şuydu: Konserin sonunda terlemişsen bu yanlış bir şeyler yaptığın anlamına gelir.첫째는 이겁니다. 콘서트가 끝났을 때
İlki şuydu: Konserin sonunda terlemişsen bu yanlış bir şeyler yaptığın anlamına gelir.Prima era: dacă transpiri în timpul concertului înseamnă că trebuie să fi făcut ceva greșit.
İlki şuydu: Konserin sonunda terlemişsen bu yanlış bir şeyler yaptığın anlamına gelir.První bylo: pokud jste na konci koncertu zpocení, znamená to, že jste někde museli udělali chybu.
İlki şuydu: Konserin sonunda terlemişsen bu yanlış bir şeyler yaptığın anlamına gelir.Первая заповедь гласит: если ты вспотел к концу концерта, значит, ты что-то делаешь неправильно.
İlki şuydu: Konserin sonunda terlemişsen bu yanlış bir şeyler yaptığın anlamına gelir.הראשונה הייתה: אם בסוף הקונצרט אתה מזיע
İlki şuydu: Konserin sonunda terlemişsen bu yanlış bir şeyler yaptığın anlamına gelir.الاولى كانت: ان عرقت بنهاية الحفلة
İlki şuydu: Konserin sonunda terlemişsen bu yanlış bir şeyler yaptığın anlamına gelir.何かやり方が間違っているということだ」というのです
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Aceasta este adevărata experiență a unui concert live.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.A v tom je ten pravý zážitek z živého koncertu.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.C'est ce que l'on vit vraiment en concert.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Das ist das wirkliche Erlebnis an einem Live-Konzert.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Dat is de ware ervaring van een live concert.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Det är den sanna upplevelsen i en livekonsert.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Está es la experiencia real en un concierto en directo.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Ezért igazán élmény az élő koncert.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Ini adalah pengalaman yang sebenarnya dalam suatu pertunjukan konser.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.이것이 연주를 직접 들을 때의 진정한 경험입니다.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Questa è la vera esperienza di un concerto dal vivo,
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.To jest prawdziwe doświadczenie koncertu na żywo.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Αυτή είναι η αληθινή εμπειρία ενός ζωντανού κονσέρτου.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.В этом истинное наслаждение от живого концерта.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.Това е истинското преживяване от един концерт на живо
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.זו החוויה האמיתית של קונצרט חי.
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.هذه هى التجربة الحقيقية للعروض الموسيقية المباشرة
İşte canlı bir konserin asıl deneyimi budur.それがわざわざ出かけていく理由なのです
Kendi stilinde Bluegrass çaldı bize, ama konserin sonlarına doğru, parmaklarıyla eski usül banjo da çaldı.그는 블루그래스 기법의 음악을 연주했는데, 콘서트가 막바지에 이르자, 그는 아프리카에서 배운