konsensüs ile cümle
konsensüs kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Alternatif konsensüs yöntemleri proof-of-stake içerir.Alternative consensus methods include proof-of-stake.
Genelde denetmenlerin konsensusa ulaşma zorunluluğu yoktur.Obtaining informed consent is not always required.
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.Unless that kind of compact is entered into, you will not be able to sustain the consensus.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.And so basically, this has been the Copenhagen Consensus' process.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.I see the Copenhagen Consensus as a process.
Başbakan, "Bir konsensüs cumhurbaşkanını destekliyoruz, ama dayatmayı kabul etmeyeceğiz." dedi."We support a consensual president, but we don't accept imposition," he said.
NATO'nun kuruluş belgesinde, İttifakın kararları konsensüs yoluyla aldığı belirtiliyor.The founding document of NATO stipulates that the Alliance makes decisions by consensus.
NATO konsensüs yoluyla işler." sözleriyle açıkladı.NATO works by consensus," NATO General-Secretary Jaap de Hoop Scheffer explained.
Diziler bir konsensüs dizisine ne kadar benzerse, bağlanma o kadar güçlü olur.The more similar the sequences are to a consensus sequence, the stronger the binding is.
Konsensüs ve DOT TokeniConsensus and the DOT token
Genelde denetmenlerin konsensusa ulaşma zorunluluğu yoktur.En general no es necesario lograr consenso.
Bilimsel konsensüs, bilimsel bir konuda, bilim insanlarının kolektif görüşü, fikri ve yargısı.الإجماع العلمي أو الاتفاق العلمي هو الموقف والرأي والحكم الجماعي للمجتمع العلمي في مجال علمي ما.
Alternatif konsensüs yöntemleri proof-of-stake içerir.Ne käyttävät Proof-of-Stake -nimistä konsensusalgoritmia.
Alternatif konsensüs yöntemleri proof-of-stake içerir.Metode konsensus alternatif lainnya termasuk proof-of-stake.
Bireyler benzer değildir ve farklı oldukları için bir konsensüs oluşturmak zorunda kalırlar.Sức lực của mỗi người không giống nhau nên kết quả cũng khác nhau.
Karşılaştırmalı anatomi temelinde yılanların kertenkelerin soyundan geldiğine dair konsensus bulunmaktadır.Въз основа на сравнителната анатомия днес има консенсус, че змиите произхождат от гущери.
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.Hacsak egy ilyen fajta megegyezés meg nem születik, nem fogják tudni fentartani az együtműködést.
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.북 아프간의 문맹 여인과 나눈 이야기를전해 드리도록 하지요. 그여인은 식탁에 음식이 없어도
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.Numai dacă acest tip convenţie este integrată (în progres) nu veţi fi în măsură să susţineţi acest consens.
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.Ohne dass diese Art von Abkommen eingegangen wird, wird man den Konsensus nicht aufrechterhalten können.
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.Tot dat soort contract is gesloten, zal je de consensus niet kunnen bewaren.
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.Ако не се сключи подобно споразумение не бихте могли да поддържате консенсуса.
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.Если такого рода соглашение не будет заключено, поддерживать единодушие будет невозможно.
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.אז אני אספר על שיחה שהיתה לה עם אישה אנאלפבית בצפון אפגניסטן. והאשה אמרה כי לא אכפת לה
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.الاقتصاد .ما لم يحدث هذا ا لنوع من ا لتنظيم ، لن تكونوا كلكم قادرين علي ا لبقاء في حا لة اجماع .
Böyle bir anlayış metni oluşturulmaksızın, konsensus sağlanması mümkün olmayacaktır.女の人と話したことをここで引用させてもらいます -- その女の人は、テーブルに食べ物が あるかはもう気にしていないと言いました。
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.A Koppenhágai Konszenzust egy folyamatként látom,
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Eu văd Consensul de la Copenhaga ca şi un proces.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Eu vejo o consenso de Copenhaga como um progresso.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Ich sehe den Kopenhagener Konsens als einen Prozess.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Ik zie de Kopenhagen-Consensus als een proces.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Jeg ser Copenhagen Consensus som en proces.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Je vois le Consensus de Copenhague comme un processus.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.저는 코펜하겐 컨센서스를 하나의 과정으로 봅니다.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Tôi cho rằng Hiệp ước Copenhagen là một quá trình.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Uważam, że Porozumienie Kopenhaskie to proces.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Vedo il vertice di Copenhagen come un processo
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Vidím Kodaňský konsensus jako postup.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Yo veo el Consenso de Copenhague como un proceso.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Виждам Копенхагенския консенсус като процес.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum."Копенгагенський консенсус" - це процес.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.Я считаю, что Копенгагенский консенсус — это процесс.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.לדעתי קונצנזוס קופנהגן הוא תהליך.
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.وانا ارى اجتماع كوبنهاجن هو تقدم .
Kopenhag Konsensus'unu bir süreç olarak düşünüyorum.まず 2004年に行いました
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.기본적으로, 코펜하겐 컨센서스의 진행과정은 이런 식이었습니다. (*2009년의 코펜하겐 회의와는 다름)
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.A to je v zásadě proces Kodaňského konsensu.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Cam asta a fost abordarea Consensului de la Copenhaga.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Donc en gros, il y a eu ce processus du Consensus de Copenhague.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.É este, essencialmente, o processo do Consenso de Copenhaga.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.En dat is vooral het proces van de Kopenhagen-Consensus geweest.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.E quindi, questo è stato il processo del vertice di Copenhagen.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Im Wesentlichen war das der Prozess des Kopenhagener Konsens.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Lényegében erről szól a Koppenhágai Konszenzus folyamata.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Og helt grundlæggende har det været Copenhagen Consensus' arbejde.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Pada dasarnya, ini merupakan proses Konsensus Kopenhagen.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Tak właśnie wyglądały prace nad Porozumieniem Kopenhaskim.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Và cơ bản, đó cũng là quá trình của Hiệp ước Copenhagen.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.Y entonces básicamente, esto ha sido el proceso del Consenso de Copenhague.
Ve en temel hatlarıyla, Kopenhag Konsensus'unun işlevi de budur.В двух словах, вот как мы в Копенгагенском консенсусе работаем.