Bu negatif geribesleme hücredeki ATP konsantrasyonunun istikrarlı kalmasını sağlar.这种负反馈控制有助于维持细胞中ATP的稳定浓度。
Ancak kulüp takımına konsantre olacağı gerekçesiyle kadroya dahil olmayı redetti.但他因個人性格關係而堅持留在劇團。
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.因此,能知道這些系統間是如何關連的將會很有用。
Enzim hızları solüsyon şartlarına ve substrat konsantrasyonuna bağlıdır.酶催化速率依赖于反应条件和底物浓度。
I2O5, SO3 ve S2O6F2 ile iyodil tuzları oluşturur, konsantre sülfürik asit ile ise iyodosil tuzları oluşturur.I2O5与SO3和S2O6F2反应得到碘酰基离子,与浓硫酸反应生成亚碘酰盐。
Atmosferin aşağı kısmındakı metan konsantrasyonu, üst kısmına göre daha yüksektir.低层大气中的甲烷含量比高层大气高。
Konsantre edilmiş gün ışığı daha sonra klasik enerji santrallerine gereken ısıyı üretmekte kullanılmış olur.然後將集中的熱量用作常規發電廠的熱源。
Bazen müzikle beraber çalışırım bazen de konsantrasyonumu bozabilir.樂曲多為和諧的音樂,但偶爾也有不協調音。
Ortalama kan şekeri konsantrasyonları da ölçülebilir.可以用平均細胞血紅蛋白濃度測出濃度。
Genelde 150mM veya daha fazla konsantrasyonda kullanılır.通常15mm以上比较合适。
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.杜尔迦(Durga):意为“难以接近的”。
Konsantrasyonun en derin halinde konsantre olunan obje, konsantrasyon işlemi ve konsantre olan birleşir.相對貢獻逕流面積越大,滲透越集中。
Böylece sürücü gerçekten dikkat etmesi gereken şeylere konsantre olur.故而須有監督之員吏,以正視聽。
Konsantre güneş ışığı, antik Çin döneminden beri birçok yararlı işte kullanılmıştır.집결된 햇빛은 고대 중국 때부터 쓸모있는 일들을 수행하는 데 사용되어 왔다.
Sonuçta tamburun altından, malzemenin beslendiği noktaya yakın olan açıklıktan konsantre alınır.삼국지연의에서는 동탁이 채옹을 등용한 것이 이유의 머리에서 나온 것으로 서술하였다.
Bu, onların konsantrasyonlarının eşit olduğu manasına gelmez.이러한 접근법은 분점의 세차운동과는 일치하지 않는다.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.도를 얼마나 이해하여 수행에도 영향을 준다.
Bu negatif geribesleme hücredeki ATP konsantrasyonunun istikrarlı kalmasını sağlar.בקרת משוב שלילי זו מסייעת בתחזוקת ריכוז יציב של ATP בתא.
Ancak, basit yarışmalı inhibitör olan ilaçların hücredeki yüksek ATP konsantrasyonu ile yarışması gerekir.תרופות שהן מעכבים תחרותיים פשוטים יצטרכו להתחרות בריכוזים גבוהים של ATP בתא.
Bazen müzikle beraber çalışırım bazen de konsantrasyonumu bozabilir.אני חולם על מוזיקה, ולעתים מתעורר עם מנגינה בראשי.
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.דהיאנה (Dhyana) - התעמקות באובייקט אחד.
İlaç tasarımında hedef enzimin gördüğü substrat konsantrasyonunu göz önüne almak önemlidir.בתכנון תרופות חשוב לשקול את ריכוזי הסובסטרטים שאליהם נחשפים אנזימי המטרה.
Yüksek konsantrasyonlarda nitrit de balıklar için toksiktir.במצב טהור, הניקוטין הוא סם רעיל.
Ringa konsantrasyonu en yüksek seviyededir.המגדלור הוקם בנקודה הגבוהה ביותר באי.
Caesar'ın hükümranlığı altında sesini çıkarmadı, yazılarına konsantre olmuştu.הוא זייף את הצוואה של הקיסר והחל בהקראתו.
Bu, dişlerin emayesindeki florür konsantrasyonunu azaltır.ולכן מומלץ להתאים את ריכוז הפלואוריד במשחת השיניים לגיל הילד.
Genellikle "konsantrasyon," "meditasyon," veya "meditatif istikrar" olarak çevrilir.Обикновено е определено като "концентрация", "медитация" или "медитативна стабилност".
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.Дарана (Dharana), акцентира върху концентрацията над мисълта.
Elde edilen balın miktarı getirilen nektarın şeker konsantresine bağlıdır.Типът на тихите вина се определя от съдържанието на остатъчна захар.
Tipik reaksiyon şartları pH 4,0-4,5, 60 °C ve %30-35 oranında karbonhidrat konsantrasyonudur.Типичните условия за реакцията са pH 4.0 – 4.5, 60°C и въглехидратна концентрация от 30 – 35 тегловни %.
Sekiz Aşamalı Asil Yol’un belirttiği şekliyle, samyaksamādhi "doğru konsantrasyondur".В езика на Благородния Осмократен Път, самяксамади е „правилна концентрация“.
Film çekimleri yıldızların konsantre olamaması nedeniyle aksamaktadır.Процесите в тях не могат да се обяснят с концентрирането на звезди.
Cyclamate şekerden 30-50 kat(konsantrasyona bağlı olarak) daha tatlıdır.Листата на растението стевия са 30 – 45 пъти по-сладки от захарозата (обикновената трапезна захар).
Bazen müzikle beraber çalışırım bazen de konsantrasyonumu bozabilir.Същото чувствам и по отношение на музиката: понякога искам да се загубя в дадена пиеса.
Bu şekilde elde edilen konsantre >%99,99 saftır.Така се получава метал с чистота 99,99%.
Nadir toprak elementleri yerkürde düşük konsantrasyonlarda geniş bir alana yayılmış durumdadırlar.Гоцев обектите са събрани на изключително малка площ със голяма концентрация.
İçerdiği tuz konsantrasyonu 17-20 g/litre.Дневната му дажба храна е 70 – 130 грама.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.Ne zna se koliki je bio Karkaroffov utjecaj na to.
Böylece sürücü gerçekten dikkat etmesi gereken şeylere konsantre olur.Zato bi dizajneri trebali pripaziti i na materijal koji koriste.
Heyecan vardı üzerimde ama oyuna girerken maça konsantre oldum.Prije finala bio sam nervozan, ali meč sam odigrao kao u transu.
Oral uygulamadan 1-3 saat sonra maksimum plazma konsantrasyona ulaşır.Najviša se koncentracija u plazmi postiže dva do tri sata nakon oralne primjene.
Ringa konsantrasyonu en yüksek seviyededir.Jeho pozícia je v hierarchii najvyššie.
Uyuşturucu etkisi yüksek olduğundan düşük konsantrasyonlarda kullanılır.Tieto látky účinkujú už vo veľmi nízkych koncentráciách.
Bunun sebebi çoğu MS' in yanıtı yüksek konsantrasyon aralıklarında lineerden daha düşüktür.Väčšina z nich je ale kvôli svojej nízkej jasnosti mimo dosahu amatérskych ďalekohľadov.
Siyah çöl verniğinin önemli bir özelliği manganezin yüksek konsantrasyonuna sahip olmasıdır.Pomembna značilnost črnega puščavskega laka je, da ima nenavadno visoko koncentracijo mangana.
Çok düşük amphiphile konsantrasyonlarda moleküller herhangi bir sıraya girmeden rastgele dağılacaklardır.Pri zelo nizkih koncentracijah amfofilne snovi so molekule razpršene brez reda.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.Izvemo pa tudi za koliko je to delo zahtevnejše.
Bu şekilde elde edilen konsantre >%99,99 saftır.Tako prečiščen aluminij je 99,99 %.
Sıvı alımının azaltılması idrarın konsantrasyonu üzerinde çok az etkiye sahiptir.Zmanjšanje vnosa tekočine ima le majhen vpliv na koncentracijo seča.
Sekiz Aşamalı Asil Yol’un belirttiği şekliyle, samyaksamādhi "doğru konsantrasyondur".V jeziku plemenite osemčlene poti sanskrtski izraz samyaksamādhi pomeni »pravilno zbranost«.
Bu şekilde toksinler okyanustaki besin zinciri boyunca yukarıya doğru konsantrasyonları artarak ilerler.Na ta način se toksini koncentrirano premikajo navzgor v prehranjevalni verigi.
Ticari "konsantre" hidroiodik asit genellikle kütlece % 48-57 HI içerir.Trgovinska "koncentrirana" jodovodikova kislina običajno vsebuje 90-98% mase HI.
Oral uygulamadan 1-3 saat sonra maksimum plazma konsantrasyona ulaşır.Po peroralni aplikaciji se najvišja koncentracija v plazmi doseže po 1-2 urah.
Renk değişimi protein konsantrasyonu ile değişir.Fosforilacija hidroksilne skupine spremeni aktivnost tarčnega proteina.
Ringa konsantrasyonu en yüksek seviyededir.Cerkvica se nahaja na najvišji točki otočka.
Mağaranın doğal ayrışma ana kaya içinde bulunan alüminosilikatların konsantrasyonlarda geride bırakılabilir.Naravno preperevanje jame lahko za seboj pusti koncentrat alumosilikatov, ki jih je vsebovala osnovna kamnina.
Genelde 150mM veya daha fazla konsantrasyonda kullanılır.Ji naudojama 50 mm ar didesniam ilgiui matuoti.
Amonyum klorür ağırlıklı olarak yüzde 8'e kadar konsantrasyonlarda tuzlu meyankökü şekerinde kullanılır.Amonio chloridas daugiausiai yra naudojamas sūrioje lakricoje, kurioje jo koncentracija yra iki 8 procentų.
İşte bu süre oyuncunun konsantrasyonu için çok önemlidir.Žaidime ypač daug dėmesio skirta veikėjo kūrimui.
Samadhi hali üstün konsantrasyon halidir.Medsukių veikimas pagrįstas išcentrine jėga.