komutanı ile cümle
komutanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Ona, ‹‹Gel, komutanımız ol, Ammonlularla savaşalım›› dediler.ויאמרו ליפתח לכה והייתה לנו לקצין ונלחמה בבני עמון׃
Ona, ‹‹Gel, komutanımız ol, Ammonlularla savaşalım›› dediler.وقالوا ليفتاح تعال وكن لنا قائدا فنحارب بني عمون.
Ona, ‹‹Gel, komutanımız ol, Ammonlularla savaşalım›› dediler.對 耶 弗 他 說 、 請 你 來 作 我 們 的 元 帥 、 我 們 好 與 亞 捫 人 爭 戰
Ona, ‹‹Gel, komutanımız ol, Ammonlularla savaşalım›› dediler.對耶弗 他說 、 請 你 來作 我 們 的 元帥 、 我們好 與亞捫 人 爭戰
Onlara ulaşamıyorum çavuşum. Komutanım, gidelim buradan! -Gidelim.اركب
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.A dal ich pod stráž do domu náčelníka kráľovskej stráže, do žalára, na miesto, kde bol Jozef uväznený.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.A dal je do vězení v domě nejvyššího nad drabanty, do věže žalářné, v místo, v němž Jozef vězněm byl.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.A dał je do więzienia w dom hetmana żołnierzów, na miejsce, gdzie był Józef więźniem.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.bèn đem họ cần ngục tại dinh quan thị vệ, là nơi đương cầm Giô-sép.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.bèn đem họ cần ngục tại dinh quan thị_vệ , là nơi đương cầm Giô-sép .
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.e mandou detê-los na casa do capitão da guarda, no cárcere onde José estava preso;
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.Et il les fit mettre dans la maison du chef des gardes, dans la prison, dans le lieu où Joseph était enfermé.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.in dene ju v zapor v hišo načelnika telesne straže, v stolp, tja, kjer je bil zvezan Jožef.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.ja panetti heidät vankeuteen henkivartijain päämiehen taloon, samaan vankilaan, jossa Joosef oli vankina.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.그들을 시위대장의 집 안에 있는 옥에 가두니 곧 요셉의 갇힌 곳이라
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.lalu mereka dimasukkannya ke dalam penjara di rumah kepala pengawal istana, di tempat Yusuf ditahan
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.och lät sätta dem i förvar i drabanthövitsmannens hus, i samma fängelse där Josef satt fången.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.og lod dem sætte i Forvaring i Livvagtens Øverstes Hus, i samme Fængsel, hvor Josef sad fængslet;
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.og satte dem fast hos høvdingen over livvakten, i fengslet hvor Josef var fange.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.Şi i -a pus subt pază în casa căpeteniei străjerilor, în temniţă, în locul unde fusese închis Iosif.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.und ließ sie setzen in des Hauptmanns Haus ins Gefängnis, da Joseph lag.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.y los puso bajo custodia en la casa del capitán de la guardia, en la cárcel donde José estaba preso
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.и отдал их под стражу в дом начальника телохранителей, в темницу, в место, где заключен был Иосиф.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.ויתן אתם במשמר בית שר הטבחים אל בית הסהר מקום אשר יוסף אסור שם׃
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.فوضعهما في حبس بيت رئيس الشرط في بيت السجن المكان الذي كان يوسف محبوسا فيه.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.把 他 們 下 在 護 衛 長 府 內 的 監 裡 、 就 是 約 瑟 被 囚 的 地 方
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.把 他 們下 在 護衛長 府內 的 監裡 、 就是 約瑟 被 囚的 地方
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.A gdy się starali, jakoby go zabili, dano znać hetmanowi wojska, iż się wzruszyło wszystko Jeruzalem.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.A když jej chtěli zamordovati, povědíno hejtmanu vojska, že se bouří všecken Jeruzalém.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.A kým ho hľadali zabiť, prišla hore tisícnikovi pluku zpráva, že sa vzbúril celý Jeruzalem.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Chúng đương tìm phương giết người , thì tiếng đồn đến quan quản_cơ rằng cả thành Giê-ru-sa lem-đều xôn_xao .
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Chúng đương tìm phương giết người, thì tiếng đồn đến quan quản cơ rằng cả thành Giê-ru-sa lem-đều xôn xao.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Comme ils cherchaient à le tuer, le bruit vint au tribun de la cohorte que tout Jérusalem était en confusion.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.E, procurando eles matá-lo, chegou ao comandante da coorte o aviso de que Jerusalém estava toda em confusão;
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Ja kun he tahtoivat hänet tappaa, sai sotaväenosaston päällikkö sanan, että koko Jerusalem oli kuohuksissa.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.저희가 그를 죽이려 할 때에 온 예루살렘의 요란하다는 소문이 군대의 천부장에게 들리매
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Ko so ga pa že hoteli umoriti, pride glas do tisočnika vojaške trume, da se je vzdignil ves Jeruzalem.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Mientras ellos procuraban matarle, llegó aviso al tribuno de la compañía que toda Jerusalén estaba alborotada
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Mikor pedig meg akarák õt ölni, feljuta a hír a sereg ezredeséhez, hogy az egész Jeruzsálem felzendült.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Pe cînd cercau să -l omoare, s'a dus vestea la căpitanul oastei că tot Ierusalimul s'a turburat.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Когда же они хотели убить его, до тысяченачальника полка дошла весть, что весь Иерусалим возмутился.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.Та, як хотїли вбити його, дойшла вістка до тисячника роти, що ввесь Єрусалим збунтував ся.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.והמה מבקשים להמיתו והשמועה באה אל שר האלף של הגדוד כי כל ירושלים נבוכה׃
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.وبينما هم يطلبون ان يقتلوه نما خبر الى امير الكتيبة ان اورشليم كلها اضطربت.
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.他 們 正 想 要 殺 他 、 有 人 報 信 給 營 裡 的 千 夫 長 說 、 耶 路 撒 冷 合 城 都 亂 了
Onlar Pavlusu öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalimin karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.他 們 正 想要 殺 他 、 有 人 報信給營裡 的 千 夫 長說 、 耶路撒冷 合 城都亂了
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.A Banaiáš syn Joiadův nad vojskem, Sádoch pak a Abiatar kněžími,
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.A Banajas, syn Jojady, był hetmanem; Sadok zaś i Abijatar kapłanami.
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Bê-na-gia , con_trai Giê-hô-gia-đa , làm tổng_binh , Xa-đốc và A-bia-tha làm thầy tế_lễ .
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Bê-na-gia, con trai Giê-hô-gia-đa, làm tổng binh, Xa-đốc và A-bia-tha làm thầy tế lễ.
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaià, figlio di Ioiadà, capo dell'esercito. Zadòk e Ebiatàr, sacerdoti
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaías, filho de Jeoiada, estava sobre o exército; Zadoque e Abiatar eram sacerdotes;
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaías hijo de Joyada estaba al mando del ejército. Sadoc y Abiatar eran los sacerdotes
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaiáš, syn Jehojadov, bol nad vojskom, a Cádok a Ebiatár boli kňazi.
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaja, der Sohn Jojadas, war Feldhauptmann. Zadok und Abjathar waren Priester.
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaja, de zoon van Jojada, was opperbevelhebber van het leger; Zadok en Abjathar waren priesters;
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaja, fils de Jehojada, commandait l`armée; Tsadok et Abiathar étaient sacrificateurs;
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaja, Jojadas sønn, var høvding over hæren; Sadok og Abjatar var prester;
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaja, Jojadas Søn, stod i Spidsen for Hæren; Zadok og Ebjatar var Præster;
Ordu komutanı: Yehoyada oğlu Benaya. Kâhinler: Sadok ve Aviyatar.Benaja, Jojadas son, var överbefälhavare; Sadok och Ebjatar voro präster;