Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Efter aftensmaden faldt far i søvn hurtigt i hans arm stol.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Efter kvällsmaten, föll fadern i sömn snabbt i sin fåtölj.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.저녁 식사 후, 아버지는 그의 팔을 의자에 신속하게 잠들.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Kun ilta-aterian, isä nukahti nopeasti hänen nojatuoli.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Miután a vacsorát, az apa elaludt gyorsan karját székre.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Nach dem Abendessen ging der Vater schlief schnell in seinem Sessel.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Na het avondmaal, de vader viel snel in slaap in zijn arm stoel.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Po kolacji, ojciec zasnął szybko w jego fotelu.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Po večeři, otec rychle usnula v jeho křesle.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Po večeri, otec rýchlo zaspala v jeho kresle.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Po večernem obroku, oče zaspal hitro v roko stol.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Sau bữa ăn tối, người cha ngủ thiếp đi một cách nhanh chóng trên ghế cánh tay của mình.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Setelah makan malam, ayah jatuh tertidur dengan cepat di kursi lengannya.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Μετά το βραδινό γεύμα, ο πατέρας αποκοιμήθηκε γρήγορα στην πολυθρόνα του.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.Після вечері, батько заснув швидко в своєму кріслі.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.После ужина, отец уснул быстро в своем кресле.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.След вечеря, баща заспа бързо в ръката му стол.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.אחרי ארוחת הערב, אבא נרדם מהר בכיסא זרועו.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.بعد تناول وجبة المساء ، سقط الأب نائما في المقعد بسرعة ذراعه.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.母と妹は、静けさにお互いに慎重に話を聞いた。
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.De vader zal het zich voor altijd beklagen dat hij niet op de stoel van zijn zoon zat.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.El padre se reprochará toda la vida el no haberse sentado en el otro sitio.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.아버지는 몇 년 동안, 아들의 좌석에 대신 앉지 않았던 운명을 한탄 하며 살아갈 것임니다.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.Ojciec pewnie będzie wypominał sobie przez lata, że nie usiadł na miejscu syna.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.Probabilmente il padre si maledirà per i prossimi anni per non aver preso il posto del figlio.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.Tatăl se va condamna ani în şir că n-a stat în locul băiatului.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.Отец, скорее всего, будет карать себя долгие годы, за то, что не сел на то место, вместо своего ребёнка.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.בשנים הבאות האב ודאי יכה על חטא שלא ישב במושב של בנו.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.الوالد من المتوقع ان يلوم نفسه لسنوات. أنه لم يأخذ ذلك المقعد بدلا من طفله.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.なぜ息子の席にいたのが自分ではなかったのだと 統計によれば 彼はアルコール漬けになり
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Én emelkedett menni, de Holmes elkapott a csuklóját, és lökött vissza a székre.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Eu me levantei para ir, mas Holmes me pegou pelo pulso e me empurrou para trás em minha cadeira.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Ich erhob mich zu gehen, aber Holmes erwischte mich am Handgelenk und schob mich zurück in meinen Stuhl.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Ik stond op om te gaan, maar Holmes ving mij bij de pols en duwde me terug in mijn stoel.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.I ανήλθε σε πάω, αλλά Holmes μου που αλιεύονται από τον καρπό και με έσπρωξε πίσω στην καρέκλα μου.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Jag reste mig att gå, men Holmes fångade mig i handleden och knuffade mig tillbaka in i min stol.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Jaz rose iti, vendar Holmes me ujela v zapestje in me potisnil nazaj v moj stol.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Jeg rejste sig for at gå, men Holmes fangede mig ved håndleddet og skubbede mig tilbage i min stol.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Je me levai pour partir, mais Holmes m'a attrapé par le poignet et m'a poussé sur ma chaise.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.가야 장미지만, 홈즈는 손목으로 나를 잡은 내 의자에 다시 저를 밀었.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.M-am ridicat să plece, dar Holmes ma prins de mână şi ma împins înapoi în scaunul meu.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Me levanté para marcharme, pero Holmes me cogió por la muñeca y me empujó de nuevo en mi silla.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Mi alzai per andare, ma Holmes mi afferrò per il polso e mi ha spinto nella mia sedia.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Nousin mennä, mutta Holmes sai minut kiinni, että ranne ja työnsi minut takaisin tuolini.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Tôi đã tăng lên, nhưng Holmes bắt tôi bằng cổ tay và đẩy tôi trở lại vào chiếc ghế của tôi.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Vstal jsem jít, ale Holmes mě chytil za zápěstí a tlačil mě zpátky do křesla.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Vstal som ísť, ale Holmes ma chytil za zápästie a tlačil ma späť do kresla.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Wstałem do zrobienia, ale Holmes złapał mnie za nadgarstek i pchnął mnie z powrotem w fotelu.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Аз станах да отида, но Холмс ме хвана за китката и ме бутна обратно в стола си.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Я встала, чтобы пойти, но Холмс поймал меня за руку и толкнул меня обратно в кресло.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Я встала, щоб піти, але Холмс зловив мене за руку і штовхнув мене назад в крісло.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.קמתי ללכת, אבל הולמס תפס אותי מפרק היד ודחף אותי בחזרה בכיסא שלי.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.وارتفع أن أذهب ، ولكن هولمز اشتعلت لي من الرسغ ودفعني مرة أخرى إلى مقعدي.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti."それは両方、またはnoneです"と彼は言った。
Ben kendimi bir koltuğa indirdi.Aku merendahkan diriku ke kursi.
Ben kendimi bir koltuğa indirdi.Ich ließ mich in einen Stuhl.
Ben kendimi bir koltuğa indirdi.Ik liet me in een stoel.
Ben kendimi bir koltuğa indirdi.Jag sänkte mig i en stol.
Ben kendimi bir koltuğa indirdi.Jeg sænkede mig selv ind i en stol.
Ben kendimi bir koltuğa indirdi.Je me suis descendu dans un fauteuil.