Ana içeriğe geç
Sözlük

kolay ile cümle

kolay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O kolayca vazgeçmeyecek.She won't give up easily.
O kolayca pes etmeyecek.She won't give up easily.
O kolayca anlaşılmak için yeterince açık konuşur.She speaks clearly enough to be easily understood.
İşi kolaylıkla yaptı.She did the job with ease.
O, kolaylıkla işi bitirdi.She finished the job with ease.
Sınavı kolaylıkla geçti.She passed the examination with ease.
Kolayca sorunu çözdü.She solved the problem with ease.
Onun sınavı kolaylıkla geçmesini umuyorum.I expect her to pass the examination easily.
Problemi kolaylıkla çözebildi.She could solve the problem with ease.
O, kolayca gözyaşlarına boğulur.She is easily moved to tears.
Maliyeti hesaplamak kolay değil.It's not easy to figure out the cost.
Uçak kolaylıkla geç kalabilir.The plane could easily be late.
Uçak kolayca kalkış yaptı.The plane took off easily.
Odada hava karanlık olmasına rağmen kitabı kolayca buldum.I found the book easily though it was dark in the room.
Eğer soğuk algınlığına yakalanırsan, bundan kolay kolay kurtulamazsın.If you catch a cold, you cannot easily get rid of it.
Eğer soğuk algınlığına yakalanırsanız, bundan kolay kolay kurtulamazsınız.If you catch a cold, you cannot easily get rid of it.
Fizik öğrenmek kolay değildir.Physics is not easy to learn.
Sade bir İngilizceyle yazılmış bu kitabı okumak kolay.Written in plain English, this book is easy to read.
Büyük Ayıyı kolayca bulabilirsin.You can find the Big Dipper easily.
Çeviri kesinlikle kolay değil.Translation is by no means easy.
Çeviri hiç bir şekilde kolay değil.Translation is by no means easy.
Ahşap evler kolayca tutuşurlar.Wooden houses catch fire easily.
Ahşap kolaylıkla yanar.Wood burns easily.
Ahşap bir bina kolayca yanabilir.A wooden building can easily catch fire.
Ahşap evler kolayca yanar.Wooden houses easily catch fire.
Gözlerim çok kolay yorulur.My eyes get tired very easily.
Sorunu beklediğimden daha kolay buldum.I found the problem easier than I had expected.
Bir insanı birinin arkadaşı yapmak kolaydır fakat onu öyle sürdürmek zordur.It is easy to make a man one's friend, but hard to keep him so.
Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı.The noted diplomat readily participated in the committee.
Güzel konuşan bilim adamı kolayca tartışmaya katıldı.The eloquent scholar readily participated in the debate.
Kolayca anlaşılabilir olduğu için bu tür kitapları okuyun.Read such books as can be easily understood.
Bir yumurta kabuğu kolayca kırılır.The shell of an egg is easily broken.
Akıllı bir öğrenci böyle bir soruyu kolayca cevaplayabilir.A clever student can answer such a question easily.
Kalkış inişten daha kolaydır.Taking off is easier than landing.
Seyahat ederken, kaybolmak kolaydır.When traveling, it is easy to get lost.
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
Pek çok şey sözde kolaydır, fakat gerçekleştirmesi aslında zordur.Many things are easy to talk about, but difficult to actually carry out.
Bu elektronik sözlük hakkında iyi şey taşımasının kolay olmasıdır.The good thing about this electronic dictionary is that it's easy to carry.
Yağmur yağarsa ve toprak nemli olursa, otları çekmek daha kolay olur.When rain's fallen and the soil is moist, it becomes easier to pull out weeds.
Ahşap inşaatlar kolayca alev alabilir.Wooden buildings catch fire easily.
Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.She managed to get what she desired easily.
Kitap kolay.The book is easy.
Elli yaşından sonra yeni bir dil öğrenmek o kadar kolay değil.It's not that easy to learn a new language after fifty.
Benim için Japonca konuşmak cidden kolay.It's really easy for me to speak Japanese.
Beklentilerin tersine onlar kolaylıkla kazandı.Contrary to expectations, they won with ease.
Onun ofisini bulmak kolaydı.It was easy to find his office.
İngilizce konuşmak kolay değil ama eğlencelidir.Speaking English isn't easy, but it's fun.
Ben kolayca ağlamam.I don't cry easily.
Karım soğuk algınlığına kolayca yakalanır.My wife catches colds easily.
Peyniri bıçakla kesmek kolaydır.It's easy to cut cheese with a knife.
O kolay bir zafer.It's an easy victory.
Ahşap kolayca yanar.Woods burn easily.
Bu soru kolay değil.This question is not easy.
Tren gezin için en iyi fiyatları kolayca bulursun.Easily find the best prices for your train trip.
Yabancı bir dil öğrenmek kolaydır.It is easy to learn a foreign language.
İngilizce kolay değil ama enteresan.English is not easy, but it is interesting.
Yabancı dildeki bir şiiri çevirmek kolay değildir.It's not easy to translate a poem in a foreign language.
Yunanca kolay bir dil değildir.Greek is not an easy language.
Çocuklar kolaylıkla üşütürler.Children catch colds easily.
O kolayca soğuk algınlığına yakalanır.He catches colds very easily.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod