Bu araba kolay kullanılır.This car handles well.
Bu arabanın kullanımı kolay.This car is easy to handle.
Bu bisikleti sürmesi kolaydır.This bike is easy to ride.
Bu çocuk karmaşık matematik problemini kolaylıkla çözdü.This child solved the complicated mathematics problem easily.
Bu iş hiç de kolay değil.This work is anything but easy.
Bu iş hiçbir şekilde kolay değildir.This work is by no means easy.
Bu havaalanına otobüsle kolayca ulaşılabilir.This airport is easily accessible by bus.
Bu makineyi idare etmek kolaydır.This machine is easy to handle.
Bu şarkıyı öğrenmesi kolaydır.This song is easy to learn.
Bu ev kolayca kiraya verilir.This house will let easily.
Bu dersi kolay bulacaksınız.You will find this lesson easy.
Böyle hatalar kolayca gözden kaçırılırlar.Mistakes like these are easily overlooked.
Bu tavanın sapını tutmak kolaydır.The handle of this pan is easy to hold.
Çanta kolaylıkla bir hafta boyunca yeterli giysileri taşıyacak.The bag will easily carry enough clothes for a week.
Bu naylon çoraplar kolay yıkanır.These nylon socks wash well.
Olduğu gibi, kolay İngilizce ile yazılırsa, kitap yeni başlayanlar için uygundur.Written, as it is, in easy English, the book is suitable for beginners.
Bu teyp İngilizce öğrenmemizi kolaylaştıracaktır.This tape recorder will make it easier for us to learn English.
Bu fermuar kolayca kapanmıyor.This zipper doesn't zip smoothly.
Bu bilgisayar güçlü, verimli ve kullanımı kolaydır.This computer is powerful, efficient, and easy to use.
Bu yeni kameranın kullanımı kolaydır.This new camera is a snap to use.
Onu bir kez anlarsan o çok kolay.It's a snap once you get the hang of it.
Kolayı kahveye tercih ederim.I prefer coke to coffee.
Ken öfkesini kolayca kaybeden insan tipi değildir.Ken is not the type of person who loses his temper easily.
Cam kolayca kırılır.Glass breaks easily.
Para harcamak çok kolay.Spending money is as easy as pie.
Pirinç lapasının sindirimi kolaydır.Rice gruel is easy to digest.
Elektrikli ev aletleri ev işini daha kolay yaptı.Electrical appliances have made housework easier.
Her zaman dürüst olmak kolay değildir.To be always honest is not easy.
Her zaman dürüst olmak kolay değil.It's not easy being honest all the time.
Bir kere kötü bir alışkanlık sahibi olunca ondan kurtulmak kolay olmaz.Once you have formed a bad habit, you can't get rid of it easily.
Kötü bir alışkanlık edindin mi kolay kolay ondan kurtulamazsın.Once you have formed a bad habit, you can't get rid of it easily.
Ne kadar çok denersen dene çok kolay bir şekilde başarılı olamayacaksın.No matter how hard you may try, you won't succeed so easily.
O, kolayca öfkelenir.He easily gets angry.
O onlar için oldukça kolaydı.It was rather easy for them.
O kokteyl tatlı ve içmesi kolay.That cocktail is sweet and easy to drink.
Senin araban kolayca işler.Your car handles easily.
10'a 5 eklemek kolaydır.It is easy to add 5 to 10.
Bu arabayı sürmek kolaydır.This car is easy to drive.
Yönetimin neden forvetin taleplerine bu kadar kolay bir şekilde girdiğini bilmiyorum.I don't know why the management submitted to the striker's demands so easily.
Planlar yapmak onları uygulamaya koymaktan daha kolaydır.It is easier to make plans than to put them into practice.
Onların tartışmasını durdurmaya çalıştım ama bu kolay değildi.I tried to stop their quarrel, but that was not easy.
Köpekleri eğitmek kolay değil.It is not easy to train dogs.
Orijinal ve kopya kolayca ayırt edilirler.The original and the copy are easily distinguished.
Gerçeklerle yüzleşmek her zaman kolay değildir.It is not always easy to face reality.
Söylemek yapmaktan kolaydır.Easier said than done.
Söylemesi kolay, yapması zor.Easier said than done.
Dile kolay.Easier said than done.
Söylemek yapmaktan daha kolaydır.It's easier said than done.
Bazı çocuklar dilleri kolaylıkla öğrenir ve bazıları da zorluklarla öğrenir.Some children learn languages easily and others with difficulty.
Eski modelle karşılaştırıldığında bunu kullanmak çok daha kolaydır.Compared with the old model, this is far easier to handle.
Klasikleri okumak kolay değil.Reading classics is not easy.
Parka giden yolu bulmak kolay değildir.It is not easy to find the way to the park.
Satır aralarını okumak her zaman kolay değildir.It is not always easy to read between the lines.
Bugün bir hakem olmak kolay değildir.It is not easy to be an umpire today.
Dünkü sınavdaki sorular umduğumdan çok daha kolaydı.The questions in yesterday's examination were far easier than I had expected.
İş ilginç fakat her zaman kolay değil.The job is interesting, but not always easy.
İşim kolay ve bir sürü boş zamanım var.My job is easy and I have a lot of free time.
Ben ilk başta onun kolay olduğunu düşündüm.I thought it easy at first.
O, düşündüğümden daha kolay.It is easier than I thought.
Kesildiğim zaman kolayca kanarım.I bleed easily when I am cut.