Kolay sorularla başlayalım, olur mu?Let's start with the easy questions, shall we?
Ne daha kolay olabilir?What could be easier?
Tom o kadar kolayca kandırılamaz.Tom can't be so easily fooled.
Tom'un sesi kolay tanınabilir.Tom's voice is unmistakable.
Bu yeterince kolay görünüyor.That sounds easy enough.
Tom geçinmesi kolay bir kişi değildi.Tom wasn't an easy person to get along with.
Tom her zaman geçinmesi kolay bir kişidir.Tom has always been easy to get along with.
Hapishanenin dışında kalmak hapishaneden çıkmaktan daha kolaydır.It's easier to stay out of jail than to get out of jail.
Tom'u ikna etmek kolay olmayacak.It's not going to be easy to convince Tom.
Çok yardım olmadan onu yapmak kolay olmayacak.It's not going to be easy to do that without a lot of help.
Bunu yapmak kolay olmayacak.It's not going to be easy to do this.
Okuduğum dillerden en kolayı Fransızcaydı.Of all the languages I've studied, French was the easiest.
Bunu söylemek kolay.That's easy to say.
Gerisi kolay olacak.The rest will be easy.
Hepsi çok kolaydı.It was all so easy.
Hayat hiç kolay değil.Life is never easy.
Bazen o kolaydır.Sometimes it's easy.
Bu iş kolay değil.This work isn't easy.
Bunu kolaylaştırmazsın.You don't make it easy.
Bunu yapmanın daha kolay bir yolu var mı?Is there an easier way to do this?
Bunu yapmanın daha kolay bir yolu olmadığından emin misin?Are you sure there isn't any easier way to do this?
Bu işin kolay olduğunu düşünüyor musun?Do you think this job is easy?
Bu işin kolay olduğunu mu sanıyorsun?Do you think this job is easy?
İşimin kolay olduğunu düşünüyor musun?Do you think my job is easy?
Esperanto'nun grameri çok kolaydır.The grammar of Esperanto is very easy.
Hayat bugün, geçmişte olduğundan daha kolaydır.Life today is much easier than in the past.
Uyum bizim için kolay olmadı.It hasn't been easy for us to adapt.
Hapı suda kolayca erit ve iç.Simply dissolve the pill in water and drink.
Yanıt kolaydı.The answer was easy.
Seni unutmak kolay olmayacak.It won't be easy to forget you.
Onu bu şekilde yapmanın daha kolay olduğunu düşündüm.I figured it was easier to do it this way.
Tom'a hayır demek kolay değil.Tom isn't easy to say no to.
Bu çok kolay bir iş.It's a snap.
Tom'un Fransızcası Mary'ninkinden anlaması daha kolay.Tom's French is easier to understand than Mary's.
Bu kolay bir soru.This is an easy question.
Gerçekten bu kadar kolay olur muydu?Would it really have been that easy?
Gerçekten o kadar kolay olur muydu?Would it really be that easy?
Sınav çok kolaydı.The exam was very easy.
Çok kolay oldu.It's become very easy.
Bu kolaydı.This was easy.
Her şey kolaydı.Everything was easy.
Neden bu kadar kolay vazgeçiyorsun?Why are you giving up so easily?
Bu kadar kolay vazgeçmeyin.Don't give up so easily.
Bu yapacak kolay bir şey olmayacak.It won't be an easy thing to do.
O kolayca sinirlenir.He has a short fuse.
O kolay öfkelenir.He has a short fuse.
Tom birlikte yaşanacak en kolay insan değildir.Tom's not the easiest person to live with.
Bu düşünebileceğin kadar kolay değil.This is not as easy as you might think.
Hayatı kolay olarak düşünmek zordur ama hayatı zor olarak düşünmek kolaydır.It's hard to think of life as easy, but it's easy to think of life as hard.
Seninle yaşamak kolay değil.Living with you isn't easy.
Onlarla yaşamak kolay değil.Living with them isn't easy.
Onunla yaşamak kolay değil.Living with him isn't easy.
Onlara söylemek kolay olmayacak.It won't be easy telling them.
Ona söylemek kolay olmayacak.It won't be easy telling him.
O bizim için kolay değildi.It hasn't been easy for us.
O onlar için kolay değildi.It hasn't been easy for them.
O benim için kolay değildi.It hasn't been easy for me.
Bu onun için kolay değildi.It hasn't been easy for him.
Onlarla konuşmayı çok kolay buluyorum.I find them very easy to talk to.
Onunla konuşmayı çok kolay buluyorum.I find him very easy to talk to.