İstatistikler kolayca yanlış yorumlanabilir.Statistics are easy to misinterpret.
İşlerin senin için kolay olmadığını biliyorum.I know that things haven't been easy for you.
İlk bakışta bu sorun kolay görünüyor, ama aslında zor.At first sight this problem seems easy, but in fact it's difficult.
Peki, sana kolaylıkla aklına koyacağın bir şey söyleyebilirim.Well, I can tell you something that will put your mind at ease.
Bunun çok kolay görünmesini sağlarsın.You make it look so easy.
Çok harcamak biraz biriktirmekten daha kolay.It's easier to spend a lot than to save a little.
Onu öldürmek en kolay çözümdür.Killing him is the easiest solution.
Maria'nın babası kolayca etkilenir.Maria's father is easily influenced.
Ben bunun kolay olmayacağını biliyordum.I knew it wouldn't be easy.
Tom'u bulmak kolay olmalı.Tom should be easy to find.
Çevirmek her zaman kolay değil.It's not always easy to translate.
İnsanların Tom'u neden sevdiğini anlamak kolay.It's easy to see why people like Tom.
Bu benim için kolay değildi.This hasn't been easy for me.
Hadi, bu kolay.Come on, it's easy.
Karakalem çizimi yağlıboyadan daha kolay, ama ikisi de düşündüğümden daha zor.Charcoal drawing is easier than oil painting, but both are harder than I thought.
Onu kolayca onarabilirim.I could fix that easily.
Hayatta kalmam, insan vücudunun kolay kolay yok edilemezliğinin eseridir.The fact that I survived is a tribute to the indestructibility of the human body.
Yağ kolayca sürülür.The butter spreads easily.
Düşündüğümden kolaydı.That was easier than I thought.
O kadar kolay olmayabilir.That may not be so easy.
Böyle kolay olmayabilir.That may not be so easy.
Bu kolayca kontrol edilecek bir salgındır.This is an easily controlled epidemic.
Tüm yorumlarınızı Standart Almancaya çevirmek kolay değildir.It isn't easy to translate all your comments into Standard German.
Rahat bir sandalyede otururken çalışmak daha kolaydır.It is easier to study when you are sitting in a comfortable chair.
Söylenmesi yapılmasından biraz daha kolaydır.It's a little easier said than done.
Tom her zaman geçinmesi çok kolay biri olmuştur.Tom has always been a very easy person to get along with.
Senin için mümkün olduğu kadar kolay şeyler yapmaya çalışacağım.I'll try to make things as easy as possible for you.
Senin için mümkün olduğu kadar kolay şeyler yapmaya çalışacağıma söz veriyorum.I promise I'll try to make things as easy as possible for you.
Kolay olacağından eminim.I'm sure it'll be easy.
O kadar kolay olacağını düşünmüyorum.I don't think it's going to be that easy.
Ne yazık ki o kadar kolay olmayacak.I'm afraid it's not going to be that easy.
O kadar kolay olmayacağına dair içimde bir his var.I have a feeling it's not going to be that easy.
Hatırlaması kolay ama tahmin etmesi zor bir şifre seç.Choose a password that is easy to remember but difficult to guess.
Tom'u bulmak kolay değildi.Tom wasn't easy to find.
Bu kolay bir seçim.It's an easy choice.
Açıklaması kolay.It's easy to explain.
Bu şekilde daha kolay.It's easier this way.
Çalışırsan kolaydır.It's easy if you try.
Tom'un çok açık bir teni var ve güneşte kolayca yanar.Tom has a very fair complexion and burns easily in the sun.
Bu, yapılması kolay bir hatadır.This is an easy mistake to make.
Bu, senin için kolay bir iş.This is an easy task for you.
İnterlingue kolay ve güzel bir dildir.Interlingue is an easy and beautiful language.
Tom kolayca etkilendi.Tom was easily influenced.
Tom'un tutumunu anlamak oldukça kolaydır.Tom's attitude is quite simple to understand.
Tom'un horlaması ile düşünmek kolay değil.It's not easy to think with Tom snoring.
O kolay bir iş değil.That's no easy task.
Benden o kadar kolay kurtulmuyorsun, Tom.You're not getting away from me that easily, Tom.
Bu Tom için kolay olmayacak.It's not going to be easy for Tom.
Bu Tom için kolay değildi.It hasn't been easy for Tom.
Bu, Tom'un yapması için kolay bir şey değil.This isn't an easy thing for Tom to do.
Sırlarını paylaşmak kolay değil.It's not easy sharing your secrets.
Kolay olsaydı, herkes onu yapabilirdi.If it was easy, anybody could do it.
Senin söylemen yeterince kolay.That's easy enough for you to say.
Ben bu kararı kolay bir biçimde vermedim.I didn't make this decision lightly.
Bunu çok kolay yapıyorsun.You're making this too easy.
Hayat bu kadar kadar kolay olabilirdi.Life could be so easy.
Bunu çok kolay yaptığın için teşekkür ederim.Thank you for making it so easy.
Bunu kolaylaştırmıyorsun.You're not making this easy.
Tom öyle kolay kurtulamayacak.Tom isn't getting off that easy.
Tom bu kadar kolay kurtulamaz.Tom isn't getting off that easy.