Bir kitap yazmak için zaman bulmak kolay değildir.Finding time to write a book is not easy.
Tom'u bize yardım etmesi ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to help us.
Tom'u kolayca yenebileceğini biliyordum.I knew you could beat Tom easily.
Benden bu kadar kolayca kurtulacağını sanma.Don't think you're gonna get rid of me that easily.
Hamile olup olmadığınızı öğrenmek günümüzde kolaydır.It's easy nowadays to find out if you're pregnant or not.
Artık onu yapmayı çok kolay bulmayacaksın.You won't find it so easy to do that anymore.
Bu kolay olmayacak. Seni uyarıyorum.It's not gonna be easy. I warn you.
Hayatta hiçbir şey kolay değildir.Nothing in life is easy.
Sizin durumunuzdaki bir kadın kolayca bir ülser geliştirebilir.A woman in your situation could easily develop an ulcer.
Tom sadece bunun çok kolay görünmesini sağlıyor.Tom just makes it look so easy.
Tom'u ayrılmaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to leave.
Tom, değişimin kolay olmayacağını biliyor.Tom knows change won't be easy.
Kolayca hayal kırıklığına uğrar mısın?Are you easily frustrated?
Tom kolayca mahcup olur.Tom gets embarrassed easily.
İhtiyacımız olan şeyi satın almak ne kadar kolay olacak?How easy will it be to buy the stuff we need?
Tom'u para bağışı yapmaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to donate money.
Tom'u onu yapmamaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom not to do that.
Tom'u bulmak bizim için kolay olmayacak.It won't be easy for us to find Tom.
Bunu yapmak bizim için kolay olmayacak.It won't be easy for us to do this.
Onu yapmak bizim için kolay olmayacak.It won't be easy for us to do that.
Avustralya'da bir silah satın almak ne kadar kolaydır?How easy is it to buy a gun in Australia?
Tom'dan yardım almak kesinlikle kolay değildi.It certainly wasn't easy to get Tom to help.
İnsanlar Tom'un yaşında kolayca yeni arkadaşlar edinmezler.People Tom's age don't make new friends easily.
Fransızca, öğrenmek için kolaydır.French is easy to learn.
Kolay bir yarış değildi.It wasn't an easy race.
Onu yapmak kolaydır.It's easy to do that.
Böyle bir günde mutlu olmak çok kolay, değil mi?It's so easy to be happy on a day like this, isn't it?
Ben kolayca yorulurum.I tire easily.
Vücut buğdayı diğer karbonhidratlardan daha kolay sindirir.The body digests wheat more easily than other carbohydrates.
Tom birlikte yaşamak için en kolay kişi değildir.Tom isn't the easiest person to live with.
Düşündüğün kadar kolay kandırılır değilim.I'm not as gullible as you think I am.
Kolayca yorulurum.I get tired easily.
Kolayca sinirlenirim.I get angry easily.
İlk yerleşimciler için hayat kolay değildi.Life wasn't easy for the early settlers.
Fadıl polisin işini kolaylaştırmaya çalıştı.Fadil tried to make the police's work easy.
Tom kolay anlaşılır açıklamalar vermede iyidir.Tom is good at giving easy-to-understand explanations.
Tom'la iyi geçinmek eskisi kadar kolay değil.Tom isn't as easy to get along with as he used to be.
Mary'yi ona yardım etmesi için ikna etmek Tom için kolaydı.It was easy for Tom to convince Mary to help him.
Tom'un Mary'yi onu yapması için ikna etmesi kolaydı.It was easy for Tom to convince Mary to do that.
Fransızcayı iyi bir şekilde konuşmak kolay değildir.It's not easy to speak French well.
Fransızcayı iyi konuşmak kolay değildir.It isn't easy to speak French well.
Tom'la iyi geçinmek çok kolay değil.Tom is not so easy to get along with.
Tom'la anlaşmak çok kolay.Tom is very easy to get along with.
Seninle konuşmak kolay.You're easy to talk to.
Tom'un onu yapması kolaydı.It was easy for Tom to do that.
Bu, Tom'un beklediğinden daha kolaydır.This is easier than Tom expected.
"Fransızca öğrenmek kolay mı?" "Şey, Keltçe'den daha kolay.""Is it easy to learn French?" "Well, it's easier than Gaelic."
En kolay dil nedir?What's the easiest language?
Bir yalana inanmak genellikle doğruya inanmaktan daha kolaydır.A lie is often easier to believe than the truth.
Sen her zaman anlaşılması çok kolay biri oldun.You've always been a very easy person to get along with.
Tom gibi birini kolayca değiştiremezsin.You can't easily replace someone like Tom.
Seninle iyi geçinmek her zaman kolaydı.You've always been easy to get along with.
Seninle konuşmak çok kolay.You're very easy to talk to.
Çevirmek, ters çevirmekden daha kolaydır.Translation is easier than reverse translation.
Yaşam kolay değil.Life is not easy.
Devler kolayca düşerler.Giants fall easily
Söylemeye çalıştığı şeyi anlamak kolay.What he is trying to say is easy to understand.
O dallar kolayca kırılır.Those branches break easily.
Ben kolayca sıkılırım.I get bored easily.
Beni memnun etmek kolaydır.I'm easy to please.