Ana içeriğe geç
Sözlük

kola ile cümle

kola kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kuzenimin okulu benimkinden çok daha kolaydır.My cousin's school is much easier than mine.
Daha kolay bir şey ister misiniz?Would you like something easier?
Hatalı olduğumu kabul etmem kolay değildi.It wasn't easy for me to admit that I was wrong.
Bunu yapmak için daha kolay bir yol var.There's an easier way to do it.
Esperanto telaffuzu kolaydır.Esperanto pronunciation is easy.
Kolay bir soru ile başlayalım.Let's start with an easy question.
Sahile kolay erişim var.There is easy access to the beach.
Amerika'daki herkes, isterse kolayca silah sahibi olabilir.Everyone in America can easily have a gun if he wants it.
Biz kolayca vazgeçemeyiz.We can't give up that easily.
Tom o kadar kolay pes etmeyebilir.Tom might not give up so easily.
Bu kadar kolayca vazgeçeceğimi mi düşündün?Did you think I'd give up so easily?
Gelecek sefer böyle kolayca vazgeçme.Next time don't give up so easily.
Tom bana daha önce bu kadar kolay pes etmedi.Tom never gave in to me that easily before.
Her zaman bu kadar kolay vazgeçtin mi?Have you always given up so easily?
Bu kolay bir tane.This is an easy one.
Bu ev için bir kiracı bulmak kolay olur.It will be easy to find a tenant for this house.
Tom konuşması kolay bir kişi.Tom is an easy person to talk to.
Tom bunun kolay olduğunu düşündü.Tom thought it was easy.
Bu, Tom'un düşündüğü kadar kolay değil.It's not as easy as Tom thinks.
Bu, düşündüğünüzden daha kolay.It's easier than you might think.
Sağlıklı kalmak her zaman kolay değil.It's not always easy to stay healthy.
Doğru şeyi yapmak her zaman o kadar kolay değildir.It's not always so easy to do the right thing.
Tom bana onun kolay olacağını söyledi.Tom told me it would be easy.
Tom'a söylemek kolay olmayacak.It won't be easy telling Tom.
Tom'a anlatması kolay olmayacak.It won't be easy telling Tom.
Tom'a bundan bahsetmek kolay olmayacak.It won't be easy telling Tom about that.
Onun kolay olacağını sana hiç söylemedim.I never told you it was going to be easy.
Farkı söylemek her zaman o kadar kolay değildir.It's not always so easy to tell the difference.
Doğru ile yanlışı ayırt edebilmek her zaman çok kolay değildir.It's not always so easy to tell right from wrong.
Onlara söylemek zorunda olduğum şeyi herkese söylemek kolay değildi.It wasn't easy to tell everybody what I had to tell them.
Tom bana Mary'yi biraz para bağışlaması için ikna etmenin kolay olacağını söyledi.Tom told me it would be easy to persuade Mary to donate some money.
İsveççe kolaydır.Swedish is easy.
Tom'un sınavı kolay geçti.Tom breezed through the exam.
Sen onu kolay görünür yapıyorsun.You make it look easy.
Esperantoca cümleleri uygun bir klavye olmadan yazmak kolay değildir.It isn't easy to write sentences in Esperanto without the proper keyboard.
Bu problemi çözmek kolay değildi.It wasn't easy to solve this problem.
Bu kolay bir soru değil.This is not an easy question.
Bu soba kullanımı kolaydır.This stove is easy to use.
Bu Fransızca alıştırmalar kolay değil.These French exercises are not easy.
Metro haritasını izlemek kolaydır.The Metro map is easy to follow.
Ben bu testi kolayca geçebileceğimi düşündüm.I thought I would easily pass this test.
Hiçbir şey kolay gelmez.Nothing comes easy.
İyi şeyler kolayca bozulur.Good things are easily spoiled.
Ben kolay olacağını düşünmüyorum.I don't think it's going to be easy.
Çeviri neredeyse birçok insanını düşünebileceği kadar kolay değildir.Translating is not nearly as easy as many people might think.
Bu kolayca taşımak için sadece çok büyük.This is just too big to easily carry.
Bu kolayca taşımak için çok büyük.This is too big to easily carry.
Bunun kolay olacağını söylemedim.I didn't say it was going to be easy.
Bunun kolay olacağını asla söylemedim.I never said it was going to be easy.
Kolay kurtuldun.You got off easy.
Onu kolaylaştırdın.You made it easy.
Onu çok kolay yaptın.You made it so easy.
Onu kolaylıkla yapabilmelisin.You should be able to do that easily.
Bunun çok kolay olduğunu söyledin.You said it was too easy.
Bu çok daha kolay.This one is a lot easier.
Tom kolayca korkar.Tom scares easily.
Bu gerçekten kolay.This is real easy.
Kolay korkmazsın, değil mi?You don't scare easy, do you?
Kolayca etkilenmem.I'm not easily impressed.
Kuzey yıldızını bulmak çok kolaydır.The North Star is very easy to find.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod