Çok seven kişi kolay affetmez.He who loves much does not forgive easily.
Planlanması kolay, gerçekleştirilmesi zor.Easy to plan, hard to realize.
Sigarayı bırakmak kolay, seni bırakmak çok zor.Quitting smoking is easy, quitting you is too hard.
Emily kola içiyor.Emily is drinking cola.
Söylemesi kolay ama yapması zor.It's easy to say, but not to do.
Kolaysa sen yap.It's easy to say, but not to do.
Bekara karı boşamak kolaydır.It's easy to say, but not to do.
Ben kolayca sinirlenirim.I anger easily.
O soruyu yanıtlamak kolaydır.Answering that question is easy.
Konuşmacının sesi kolayca tüm salon boyunca duyulur.The lecturer's voice is easily heard throughout the entire hall.
Kolay olmayacak ama idare edeceğim.It won't be easy, but I'll manage.
O kadar kolay olmayacak.It won't be that easy.
Çocuklar çok kolay incinir.Children are so vulnerable.
Tom'u bulmak kolay olmayacak.Finding Tom isn't going to be easy.
Tom işin kolayına bakıyor mu?Is Tom taking it easy?
Bu çok kolay olurdu.It would've been so easy.
Kolay değil ama yine de onu yapacağız.It's not easy, but we're going to do it anyway.
Bu onu kolaylaştırır.That makes it easier.
Bu kolay olmaz.That would not be easy.
Bu neden daha kolay olurdu?Why would that be easier?
Bu düşündüğünüzden daha kolay.It's easier than you think.
Aslında yapmak çok kolay.It's actually very easy to do.
Eşyaları sökmek geri toparlamaktan daha kolaydır.It's easier taking things apart than putting them back together.
Öğrenmesi en kolay dil hangisidir? Esperanto!Which is the easiest language to learn? Esperanto!
Bunun kolay olacağını kim söyledi?Who said that it would be easy?
Bana bir şavurma ve bir diyet kola ver.Give me a shawarma and a diet cola.
Bir prens olmak o kadar kolay değil.Being a prince is not that easy.
Oldukça kolay görünüyor.It seems pretty easy.
Bu yetişmesi kolay bir bitki.It's an easy plant to grow.
Tom'un el yazısı çok iyi değil ama okuması kolay.Tom's handwriting isn't very good, but it's easy to read.
Tom, elyazın çok iyi değil fakat okuması kolay.Tom, your handwriting isn't very good, but it's easy to read.
Bu diferansiyel denklemler Laplace dönüşümüyle kolayca çözülebilir.This differential equation can be easily solved by Laplace transform.
Tom'a ev ödevini yaptırmak gerçekten o kadar kolay değil.It's just not that easy to get Tom to do his homework.
Bu gerçekten o kadar kolay değil.It's just not that easy.
Hepimiz artık biraz daha kolay nefes alabiliriz.We can all breathe a little easier now.
Tom bütün soruları kolayca cevapladı.Tom answered all the questions easily.
Tom hiçbir şeyi kolay yolla yapmaz.Tom never does anything the easy way.
Kızlar erkeklerden daha kolay ağlarlar.Girls cry more easily than boys.
Tom duygusal bir çocuktu ve kolayca ağladı.Tom was a sensitive child and he cried easily.
Tom o kadar kolay vazgeçmeyecektir.Tom won't give up so easily.
Kimse bunun kolay olacağını söylemedi.Nobody said this would be easy.
Bu cümleyi ben bile anlayabiliyorum. Anlaşılması çok kolay.Even I can understand this sentence. It's very easy to understand.
Kolanı içmek zorundayım.I've got to drink your cola.
Bunu anlaması kolay.It's easy to understand.
Buradaki iş oldukça kolaydı.The work here is fairly simple.
Bunun kolay olduğunu biliyorum ama bunu hiç yapmadım.I know it's easy, but I've never done it.
Kolay etkilenirim.I'm easily influenced.
Endişelenme! Test kolaydır.Don't worry! The test is easy.
Test kolaydı.The test was easy.
Test olacağını düşündüğümden daha kolaydı.The test was easier than I thought it would be.
Esrar Kolarado'da artık yasaldır.Marijuana is now legal in Colorado.
Tom'un burada bir yabancı olduğunu anlamak kolay.It's easy to see Tom is a stranger here.
İyi ile kötü arasındaki farkı anlatmak her zaman kolay değildir.It's not always easy to tell the difference between good and bad.
Arabayı geriye doğru park etmek neden ileriye doğru park etmekten daha kolaydır?Why is it easier to park the car backwards than forwards?
Para kazanmak için kolay bir yol.It's an easy way to make money.
İnterlingua dilini öğrenmek kolaydır.Interlingua is easy to learn.
Tom ayrılmadan önce odayı kolaçan etti.Tom took one last look around the room before he left.
Sen kolayca arkadaşlar edinir gibi görünüyorsun.You seem to make friends easily.
İşimi kolaylaştırıyorsun.You make my job easy.
Ben senin kadar kolay şekilde etkilenmem.I'm not as easily impressed as you are.