Ama bu farklı kokulara da sahiptir.これは仲間です
Ama bu "İdeal Evlilik" kitabında, gençlerle reşitlerin semenlerinin kokularını ayırt edebildiğini yazmış.אבל הוא כתב בספרו "נישואים אידיאליים," הוא אמר שניתן לאבחן בניחוחו של זרע של אדם צעיר,
Ama bu "İdeal Evlilik" kitabında, gençlerle reşitlerin semenlerinin kokularını ayırt edebildiğini yazmış.كتب في كتابه أنه يستطيع التفرقة بين السائل المنوي لشخص حديث السن
Ama bu "İdeal Evlilik" kitabında, gençlerle reşitlerin semenlerinin kokularını ayırt edebildiğini yazmış.彼は若い男性と年配の男性の精液をかぎ分けられるそうで 若い男性のそれはさわやかな香りがするが
Bu öncü koku bilgisi özelliğimiz, kullanıcıların kokuları aramasına olanak sağlıyor.Cu această funcție poți căuta mirosuri.
Bu öncü koku bilgisi özelliğimiz, kullanıcıların kokuları aramasına olanak sağlıyor.Google에서 자랑스럽게 내놓은 후각 인지 기능으로 사용자들은 이제 냄새를 검색할 수 있습니다.
Bu öncü koku bilgisi özelliğimiz, kullanıcıların kokuları aramasına olanak sağlıyor.Jest to nasza przełomowa funkcja, która pozwala użytkownikom wyszukiwać zapachy.
Bu öncü koku bilgisi özelliğimiz, kullanıcıların kokuları aramasına olanak sağlıyor.la nostra funzione olfattiva di punta che consente agli utenti di cercare gli odori.
Bu öncü koku bilgisi özelliğimiz, kullanıcıların kokuları aramasına olanak sağlıyor.Sen avulla käyttäjät voivat hakea hajuja.
Bu öncü koku bilgisi özelliğimiz, kullanıcıların kokuları aramasına olanak sağlıyor.ספינת הדגל שלנו בתחום ידע הריחות המאפשרת למשתמשים לחפש ריחות.
Bu öncü koku bilgisi özelliğimiz, kullanıcıların kokuları aramasına olanak sağlıyor.في إصدارها التجريبي والتي تعد بمثابة قاعدة معلوماتية لحاسة الشم يمكن للمستخدمين من خلالها البحث عن الروائح.
Bu öncü koku bilgisi özelliğimiz, kullanıcıların kokuları aramasına olanak sağlıyor.どんなにおいも検索できます Googleが開発した アロマインデックスプログラムにより
Bu yüzden eğer bugünü konuşursak, eşlerimizin kendi vücut kokularını almak için çok az şansımız var.오늘 날에 관해서 얘기하자면, 배우자의 체취를 맡을 기회가 극히 적어요.
Bu yüzden eğer bugünü konuşursak, eşlerimizin kendi vücut kokularını almak için çok az şansımız var.Quindi oggigiorno abbiamo poche possibilità di percepire l'odore di base dei nostri partner.
Çevresinde gezersiniz. Kokularını duyarsınız. Bir şekilde hissedebilirsiniz.W efekcie można pojechać i je zwiedzać, przechadzać się po nich, poczuć ich zapach.
Çevresinde gezersiniz. Kokularını duyarsınız.Poți să te plimbi în jurul lor.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Gli incendi sono frequenti e l'odore di cenere e fumo, la mattina, non è raro.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Het brandt regelmatig en de geur van as en rook in de ochtend is niet ongewoon.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Hỏa hoạn xảy ra thường xuyên, mùi hôi của tro và khói bốc lên vào buổi sáng chẳng phải là chuyện lạ.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Incendiile sunt frecvente şi mirosul de cenuşă şi fum de dimineaţă e obişnuit.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Les incendies sont fréquents et l'odeur de cendres et de fumée le matin n'est aps rare.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Los incendios son frecuentes y no es raro oler ceniza y humo por la mañana.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Os incêndios são frequentes e o cheiro a cinzas e a fumo, de manhã, não são invulgares.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Po częstych pożarach pozostaje popiół i dym.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Sering terjadi kebakaran dan bau debu dan asap di pagi hari sudah biasa.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Οι πυρκαγιές είναι συχνές και η μυρωδιά από στάχτες και καπνό το πρωί δεν είναι ασυνήθιστη.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.Часто случаются пожары, и запах пепла и дыма по утрам не редкость.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.לעיתים תכופות פורצות שרפות, ובבקרים נישא ריח העשן והפיח.
Çok sık yangın çıkıyor ve sabahları kül, duman kokuları oldukça sıradanlaşmış.الحرائق تحدث باستمرار ورائحة الرماد والدخان في الصباح ليست غريبة.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.(14:7) Расширятся ветви его, и будет красота его, как маслины, и благоухание от него, какот Ливана.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Jeg vil være Israel som Dug, han skal blomstre som Liljen, Rod skal han slå som en Poppel
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Jeho mládniky sa rozídu, a jeho nádhera bude jako nádhera olivy, a jeho vôňa bude jako vôňa Libanona.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.그 가지는 퍼지며 그 아름다움은 감람나무와 같고 그 향기는 레바논 백향목 같으리니
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Minä olen oleva Israelille kuin kaste, se on kukoistava kuin lilja ja juurtuva syvälle kuin Libanon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Olyanná leszek Izráelnek, mint a harmat. Virágozni fog, mint a liliom, és gyökeret ver, mint a Libánon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Ramurile lui se vor întinde; măreţia lui va fi ca a măslinului, şi miresmele lui ca ale Libanului.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Razprostro se njegove veje, in lepota njegova bode kakor oljka in duh njegov kakor Libanon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Rozloží se ratoléstky jeho, a bude jako oliva okrasa jeho, a vůně jeho jako Libánská.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Rozrosną się gałęzie jego, a ozdoba jego będzie jako oliwne drzewo, a woń jego jako Libańska.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Sarò come rugiada per Israele; esso fiorirà come un giglio e metterà radici come un albero del Libano
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Ses rameaux s`étendront; Il aura la magnificence de l`olivier, Et les parfums du Liban.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Sus ramas se extenderán. Su esplendor será como el del olivo, y su fragancia como la del Líbano
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Οι κλαδοι αυτου θελουσιν εξαπλωθη και η δοξα αυτου θελει εισθαι ως ελαιας και η οσμη αυτου ως του Λιβανου.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Клоновете му ще се разпространят; Славата му ще бъде като на маслина, И благоуханието му като Ливан.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.ילכו ינקותיו ויהי כזית הודו וריח לו כלבנון׃
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.تمتد خراعيبه ويكون بهاؤه كالزيتونة وله رائحة كلبنان.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.他 的 枝 條 必 延 長 、 他 的 榮 華 如 橄 欖 樹 、 他 的 香 氣 如 利 巴 嫩 的 香 柏 樹
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.他 的 枝條必 延長 、 他 的 榮華 如 橄欖樹 、 他 的 香氣如利巴 嫩的 香柏樹
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.A boltajtókból távoli országok illata áradt.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Aroma dari pintu-pintu toko berasal dari belahan dunia lainnya.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.De geuren van de winkeldeuren waren uit de rest van de wereld.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Die Gerüche aus den Ladentüren kamen aus dem Rest der Welt.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Gli odori che uscivano dai negozi provenivano dal resto del mondo.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.가게에서 흘러나오는 향기조차 다른 세상의 것이었죠.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Les odeurs qui sortaient des portes de magasins venaient du reste du monde.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Los olores que provenían de las tiendas eran del resto del mundo.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Mirosurile din uşile magazinelor veneau din restul lumii.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Mùi từ các cửa hàng đến từ khắp thế giới.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Os cheiros provenientes das portas das lojas vieram do resto do mundo.
Dükkan kapılarından yayılan kokular dünyanın geri kalanından geliyordu.Vonji iz trgovin so bili od drugod.