Ana içeriğe geç
Sözlük

koku ile cümle

koku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Batı kültüründe de soyut tasarımların kökü eskilere dayanır.Maar in de westerse cultuur komt ook hersenspoeling voor.
Kokuların ruhsal durumumuzu etkilediği hepimiz tarafından bilinir.Elk karakter wordt hierin vergezeld door de geestverschijning van hun jongere ik.
Bunların her biri aortanın başlama noktasından (kökünden), aorta kapağının hemen üstünden çıkarlar.De neusbeenderen hebben ieder een gladdere lagere kam die naar achteren toe zijwaarts loopt.
Duş jeli farklı renk ve kokularda mevcuttur.Het poeder is in vele verschillende kleuren en smaken te verkrijgen.
Kim olursan ol tek isteğin şu kokuyu duymak olacak.Met het nummer Anyone I want to be wist ze deze muziekcompetitie te winnen.
Bu sayede çöplerin kokusunu alırlar ve insanlarla karşılaşırlar.Ze ruiken aan het water en merken dat het stinkt.
Kuşkonmaz tüketimi bazı insanlarda idrar kokusuna sebep olur.Lichaamsgeur is de geur die bij een bepaald persoon hoort.
Bu ünsüz değişmeleri sözcük kökünde olabileceği gibi, eklerde de görülebilir.Het werkwoord voor zijn verandert naar getal zoals hier te zien is:
Ayrıca koku ve tat alma duyuları da hassastır.Ook zijn geur en smaak minder intensief.
Ayrıca tiner kokusuna alerjisi vardır.Bovendien is het een sterk allergeen.
İnsanın kokusunu elde etmiştir.De geur trekt mannetjes aan.
Gece kelebeklerinin işitme ve koku alma duyuları da çok hassastır.Waterbuffels horen en ruiken ook goed.
Amorphophallus titanum veya Ceset Çiçeği, Dünya'nın en kötü kokusuna sahip olan bitkidir.Amorphophallus titanum heeft de grootste onvertakte bloeiwijze van alle planten.
Ayçiçek yağı neredeyse kokusuzdur.De geur doet inderdaad enigszins aan knoflook denken.
Bez çok pis kokuyor.De luier stinkt vreselijk.
Bir baş soğan bir kazanı kokutur.Eén rotte appel in de mand maakt al het fruit te schand.
Sarımsak kokusu alıyor musun?Ruik je de knoflook?
Git bir banyo yap. Çok pis kokuyorsun.Ga je maar wassen. Je stinkt vreselijk.
Odada tütün kokuyordu.In de kamer stonk het naar tabak.
Leyla alkol kokuyordu.Leyla rook naar alcohol.
Sihir Arapça سحر (sahara) kökünden türemiştir.W Dżaradzie (arab.
Yazdak (Yaylak): (Yaz) kökünden türemiştir.A Book of Verses (ang.).
Bu sayede daha iyi bir hava akımı sağlanır ve tuvalet kokusu azalır.Usprawnia to przepływ powietrza i ogranicza nieprzyjemny zapach toalety.
(Gey/Gez) kökünden türemiştir.Seiyū: Satomi Koroogi Akio Ōtori (jap.
Koku duyulmaz.Nie ma zapachu.
İlk G1, 7 ve 11 Ağustos 1991 arasında Tokyo'nun Ryōgoku Kokugikan stadyumunda gerçekleştirildi.Pierwszy G1 Climax trwał od 7 do 11 sierpnia 1991 w hali Ryōgoku Kokugikan w Tokio.
Keskin bir anason kokusu yayar.Posiada zapach kojarzący się z ananasem.
Kokura, 9 Ağustos 1945 tarihinde ABD'nin atom bombası Fat Man'in birincil hedefiydi.Kokura była pierwotnym celem, na który 9 sierpnia 1945 roku miała być zrzucona druga bomba atomowa (Fat Man).
Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder.Ich trzonowce nie mają korzeni i rosną ciągle jak kły.
Ned Maddrell adındaki son konuşanının da 1974 yılında ölümü üzerine kökü tükenen diller arasına karıştı.Ostatnia osoba, która używała go jako języka ojczystego, Ned Maddrell, zmarła w roku 1974.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.Lokatorzy kamienicy wezwali straż miejską z powodu roznoszącego się smrodu.
Sözcük, "Doğmak" kökünden gelir.Wywodzi się od słowa oznaczającego "urodzony na nowo".
Aynı yıl insanları güzel kokuya teşvik etmek için "Clinique" parfümü ile de anlaştı.W tym samym roku za wystawione w Zachęcie „Klony” artysta uzyskał Zaszczytne wyróżnienie.
Sözcük, (Uç/Uc) kökünden türemiştir.Wywodzą ją od słowa mierny (słaby).
Kelime (Şın/Çın) kökünden türemiştir.Pochodzi od słowa huczeć (słow. hučať).
Birbirlerinin tükürüklerini koku yoluyla tanıyabilmektedirler.Zwierzęta rozpoznają się wzajemnie po zapachu.
Ayçiçek yağı neredeyse kokusuzdur.Rafinowany olej nie ma prawie w ogóle zapachu.
Ramazan, "Ramaza" (çok sıcak olma) kökünden gelir.Kaerson) "Mam dosyć" (gościnnie: Ramzes; prod.
Birçok farklı koku çeşidi bulunur.Niektórych gatunków są pachnące.
Pek iyi göremezler, ama çok iyi koku alır ve duyarlar.Słabo widzą, ale mają dobry słuch i doskonały węch.
Sürekli Koku Atar.Często wydzielają zapach.
Koku alma duyuları çok gelişmiştir.Mają dobrze rozwinięty zmysł węchu.
Saldırganı (insan derisinde yanma yapar) etkisiz kılan bu silahı pis bir kokuya dönüşür.W miejscu gdzie używało się tego ataku strasznie śmierdzi.
Çok iyi koku alır.Ma bardzo dobry węch.
(Ker/Kir/Gir) kökünden türemiştir.Ma Y(skrót od yellow) na głowie.
O köye gittim, kan barut kokusu vardı her tarafta.Wszędzie była krew, koń nawet poślizgnął się na własnej krwi.
Paranın kokusunu 10.000 fersahtan bile alabilir.Parą stempli można było wybić do 10 000 monet.
Fakat Pan'ın yarı keçi olmasından kaynaklanan kötü bir kokusu vardır.Albo wujek, który śmierdzi jak koza.
Olay yerindeki delilleri topladıktan sonra görevlilerden birisi sigara dumanı kokusu alır.Po zabiegu u osób palących widoczne mogą być siniaki w miejscu zabiegu.
Mülk kökünden türemiştir.Jego majątek został zajęty.
Duş jeli farklı renk ve kokularda mevcuttur.Pachną charakterystycznie mydłem i farbą.
Kloroform benzeri bir kokudadır.Ma ostry zapach zbliżony do chloru.
Meow; armut, hanımeli ve vanilya kokuları içerir.Wyczuwalny może być zapach cytrusów i wanilii.
İstasyona giren personel dumanlı ve yanık kokulu bir havayla kaşılaştı.Uszkodzony samolot ciągnął za sobą smugę dymu i płomieni.
Büyük karıncayiyenler avlarını koku yoluyla izlerler.Bohaterowie wyruszają w poszukiwaniu źródła zapachu.
Söğök: (Söğ/Sök) kökünden türemiştir.Podbeskidzie: Pachnie przełomem (pol.).
Güzel kokuludur.Piękne Sacrum.
Bulca: (Bul) kökü.Пролом), Rozino (bułg.
Meyvesi iri, güzel kokulu ve lezzetlidir, üstünde bir demet yaprak vardır.Grzyby nadrzewne, saprotrofy o owocniku rozpostartym, cienkim i przylegającym do podłoża.
Tarçın Kokulu Kız (Gabriela, Cravo e Canela), Brezilyalı yazar Jorge Amado tarafından yazılan roman.Gabriela, cravo e canela) – modernistyczna powieść brazylijskiego pisarza Jorge Amado, wydana w 1958 roku.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod