İlk grup toz kokaini tek başına veya esrar ve/veya alkolle birlikte kullanmaktadır.Si possono individuare consumatori di cocaina in vari gruppi sociali. Per esempio,
İlk grup toz kokaini tek başına veya esrar ve/veya alkolle birlikte kullanmaktadır.Η δεύτερη οάδα κάνει χρήση οpiιοειδών και κοκαΐνη.
İlk grup toz kokaini tek başına veya esrar ve/veya alkolle birlikte kullanmaktadır.Втората група употребява както опиати, така и кокаин.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Die ersten Entdecker rieben sich Kokain in ihre Augen um den Schmerz zu verhindern.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Exploratorii timpurii își frecau cocaină în ochi pentru a le ceda durerea.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.I primi esploratori si cospargevano gli occhi di cocaina per alleviare il dolore.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Kiedyś wcierano kokainę do oczu by powstrzymać ból.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.그래서 초기 탐험가들은 그 고통을 없애기 위해 코카인을 눈에 바르기도 했죠.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Les premiers explorateurs se frottaient les yeux avec de la cocaïne pour ne plus en ressentir la douleur.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Los primeros exploradores se frotaban cocaína en los ojos para calmar el dolor.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Những nhà thám hiểm đầu tiên xoa cô-ca-in vào mắt để cho đỡ đau.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Ontdekkingsreizigers smeerden cocaïne in hun ogen om de pijn te bestrijden.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Penjelajah terdahulu menaruh kokain di mata mereka untuk menghilangkan rasa sakitnya.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Prví prieskumníci si vtierali do očí kokaín, aby utíšili tú bolesť.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.První objevitelé si do očí vtírali kokain, aby bolesti tlumili.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Varhaiset tutkimusmatkailijat hieroivat kokaiinia silmiinsä tukahduttaakseen kivun.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Οι πρώτοι εξερευνητές έβαζαν κοκαΐνη στα μάτια τους για να σταματήσει ο πόνος.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.В началото изследователите търкали кокаин в очите си, за да облекчат болката от нея (светлината).
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.Ранние исследователи втирали кокаин в глаза, чтобы заглушить боль.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.החוקרים הראשונים שפשפו קוקאין לעיניהם כדי להפסיק את הכאב.
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.وقد كان المستكشفون الاوائل يضعون الكوكائين على أعينهم لتخفيف الآلام الناتجة عن تلك الاضواء
İlk kaşifler bu acıyı yok etmek için gözlerine kokain sürüyordu.痛みを和らげました 氷の重さはすさまじく 大陸全体を
İnsana kendini iyi hissettiren sadece kokain ya da aşk ta değildir.Toda ne gre se le za kokain ali ljubezen, da se počutite dobro.
İnsana kendini iyi hissettiren sadece kokain ya da aşk ta değildir.الكوكايين أو الحب الذي يجعلك تشعر بشعور جيد لكن في الحقيقة أن أي شيء
İnsana kendini iyi hissettiren sadece kokain ya da aşk ta değildir.快楽中枢を今まで以上に刺激し いい気分にしてくれます
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››A ryby, ktoré sú v rieke, pomrú, a rieka sa zosmradí, a bude sa hnusiť Egypťanom piť vodu z rieky.
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Cá dưới sông sẽ chết , và sông sẽ hôi thúi đi ; người Ê - díp-tô uống nước sông lấy_làm ghê_gớm .
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Cá dưới sông sẽ chết, và sông sẽ hôi thúi đi; người Ê-díp-tô uống nước sông lấy làm ghê gớm.
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››E os peixes que estão no rio morrerão, e o rio cheirará mal; e os egípcios terão nojo de beber da água do rio.
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Fiskene i Nilen skal dø, og Nilen skal stinke, og Ægypterne skal væmmes ved at drikke Vand fra Nilen."
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Ikan-ikan akan mati, dan sungai ini akan berbau busuk, sehingga bangsa Mesir tak bisa minum airnya.'
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Ja kalat virrassa kuolevat, ja virta rupeaa haisemaan, niin että egyptiläisiä inhottaa juoda vettä virrasta.`"
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››하수의 고기가 죽고 그 물에서는 악취가 나리니 애굽 사람들이 그 물 마시기를 싫어하리라 하라
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Los peces que hay en el Nilo morirán. El Nilo apestará, y los egipcios tendrán asco de beber agua del Nilo.
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››og fiskene i elven skal dø, og elven skal lukte ille, så egypterne skal vemmes ved å drikke vannet.
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Peştii din rîu vor pieri, rîul se va împuţi, aşa că le va fi greaţă Egiptenilor să bea din apa rîului.``
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Ribe pa, ki so v reki, poginejo, in reka se usmradi, in gnusilo se bo Egipčanom piti vodo iz reke.
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››и рыба в реке умрет, и река воссмердит, и Египтянам омерзительно будет пить воду из реки.
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››Рибите, които са в реката ще измрат, и реката ще се усмърди та египтяните ще се гнусят да пият вода от реката.
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››והדגה אשר ביאר תמות ובאש היאר ונלאו מצרים לשתות מים מן היאר׃
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››ويموت السمك الذي في النهر وينتن النهر. فيعاف المصريون ان يشربوا ماء النهر
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››河 裡 的 魚 必 死 、 河 也 要 腥 臭 、 埃 及 人 就 要 厭 惡 喫 這 河 裡 的 水
Irmaktaki balıklar ölecek, ırmak leş gibi kokacak, Mısırlılar artık ırmağın suyunu içemeyecekler.› ››河裡 的 魚必死 、 河 也 要 腥臭 、 埃及人 就要 厭惡喫這 河裡 的 水
İskoçya’nın ‘Know the score’ isimli kokain kampanyasının bir değerlendirmesinde, Binnie vd.În Sco†ia, în cadrul unei evalu≤ri a campaniei anticocain≤ Know the score, studiul efectuat de Binnie et al.
İskoçya’nın ‘Know the score’ isimli kokain kampanyasının bir değerlendirmesinde, Binnie vd.Při hodnocení skotské kampaně proti kokainu nazvané „Know the score“ autoři Binnie a kol.
İskoçya’nın ‘Know the score’ isimli kokain kampanyasının bir değerlendirmesinde, Binnie vd.Teoksessa Binnie et al.
İskoçya’nın ‘Know the score’ isimli kokain kampanyasının bir değerlendirmesinde, Binnie vd.Η µελέτη των Binnie κ.ά.
İskoçya’nın ‘Know the score’ isimli kokain kampanyasının bir değerlendirmesinde, Binnie vd.При оценката на кампанията против кокаина „Научи резултата“ в Шотландия Binnie et al.
İspanya’da, yeni anket verileri bulunmakta olup kokain kullanıcıları sadece İspanyaI Spanien har nyare enkätresultat visat en markant minskning bland 17–18-åriga skolelever.
İspanya’da, yeni anket verileri bulunmakta olup kokain kullanıcıları sadece İspanyaNárodní odhady problémového užívání kokainu (injekčního nebo dlouhodobého/pravidelného užívání)
İspanya’da, yeni anket verileri bulunmakta olup kokain kullanıcıları sadece İspanyaКокаинът също беше посочен като съпътстващ основното
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar."Câteodată destul de proaspăt-floral iar altă dată extrem de înțepător."
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar."Czasami świeży, kwiatowy, a czasem cierpki i ostry".
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar."Đôi khi có mùi hoa khá tươi tắn nhưng đôi khi cũng cực kỳ hăng."
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar." (Gülüşmeler) Ekranda: "5.(Gelach)
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar."Ibland väldigt fräscht blommigt men ibland väldigt stickande."
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar.""Manchmal recht frisch und blumig, doch manchmal auch äußerst beißend."
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar."Někdy docela čerstvě květinově, jindy zase extrémně štiplavě."
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar."Niekedy celom čerstvo kvetinovo a potom niekedy nesmierne prenikavo."
Kâh taze çiçek kokarlar, kâh aşırı keskin kokarlar."Nogle gange frisk blomstret, og så nogen gange ekstremt skarp."