koca koca ile cümle

koca koca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ellen kocasının dönmesini beklemektedir.Ellen reiser dit i håp om å få ektemannen tilbake.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Han etterlater seg ikke mye, bare en koffert full av pengesedler.
"Hani gözlerinizi kocaman açsanız da göremediğiniz şeyler vardır ya...Når man lukker øynene kan man se steder eller ting som har skjedd».
Kızının doğumu kocasının isteği üzerine Berlin üzerinden uçan 500 uçak tarafından kutlandı.Datterens fødsel ble feiret ved at mannen beordret 500 fly fra Luftwaffe til å fly over Berlin.
1907’de, kocasının ölümünden sonra daha aktif hale geldi.Etter ektemannens død i 1907, ble hun mer aktiv.
Effie aileye olan cevabında Ruskin'i baskıcı bir koca olarak tanımladı.Hun svarte ved å beskrive Ruskin som en undertrykkende ektemann.
Julia, kocası ve babası arasındaki anlaşmazlıklar açığa çıkmadan öldü.Julia døde før det kom til brudd mellom hennes ektemann og hennes far.
1726'da kocasının ölümü üzerine tekrar dul kaldı.I 1712 ble hun igjen enke.
Kocasını birkaç yıl önce kaybetmiştir.Hennes ektemann døde noen dager etter henne.
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.Den følelseskalde ektemannen missliker hennes valg og får henne sperret inne på sinnssykehus.
Nitekim Mart ayında Cobain’in eşi Courtney Love, kocasını baygın olarak buldu ve hastaneye kaldırdı.I Roma 4. mars ble Cobain funnet bevisstløs av Courtney Love og sendt til sykehuset.
Yenimahalle (Cedit), Sakarya ilinin Kocaali ilçesine bağlı bir mahalledir.Et nytt boligfelt (sameie) har vært under oppføring i starten av Hvelven.
Hatta kocaman papyonları bile vardır.De har også ganske store fasettøyne.
Şelomtzion, kocasının bu sekte zalimce davranmasını engelleyebilmiş gözükmemektedir.Salome Alexandra synes ikke å ha forsøkt å forhindre hennes ektemanns harde forfølgelsen av sekten.
Babalar genellikle kızları on iki, on dört yaşlarına geldiklerinde koca arayışına girerlerdi.Ofte fant fedrene potensielle ektemenn til sine døtre allerede mens de var mellom tolv og fjorten år gamle.
Kocatepe Camiinin inşaatı çok uzun sürdü.Arbeidet med Kaupangmaterialet tok lang tid.
Kocasından kaçıp bir aktörle birlikte olur.Det går ut på å ta stikk sammen med en makker.
Durkheim, bu türe örnek olarak kocası öldükten sonra intihar etmeyi bir görev bilen Hint kadınlarını anlatır.Durkheim nevner Indianere som begår selvmord pga plutselige oppflammede sjalusier, som eksempel på dette.
İkinci kocası Almanya'nın nihai yenilgisinden kısa süre sonra intihar etti.Frank begikk selvmord kort etter Tysklands betingelsesløsde kapitulasjon.
Lisa ve kocası Pekin'e gelmişlerdir.Bergman dro med Marianne i smug til Paris.
Marie'nin kocası Pierre Curie ile ve fizikçi Henri Becquerel Fizik 1903 Nobel Ödülünü paylaştı.Pierre, Marie og Henri Becquerel fikk Nobelprisen i fysikk for denne oppdagelsen i 1903.
Kadın, olanları kocasına anlatır.Marie besluttet å fortelle ektemannen alt.
Fakat Koca Hüsrev Paşa çok geçmeden tekrar devlet idaresine girdi.Men Hall kom temmelig snart tilbake til regjeringsmakten.
Kocası onu hep aldatır.Offeret lar seg narre.
2007'den beri, Missouri'de kocası ve oğlu ile birlikte yaşıyor.2007 er hun bosatt i Surrey med sine to barn.
Yurt dışında okumak içinse babasının veya kocasının yazılı izni gerekiyordu.Dermed var det bare mulig å reise til utlandet sammen med faren eller ektemannen.
Göç edilen iller arasında başı İstanbul ve Kocaeli çekmektedir.Bygda ligger mellom bygdene Igeldas og Stabbursnes.
Kocasıda takip eden yıl ölmüştür.Året etter døde mannen.
Özellikle Kocaelispor için oynadığı zamanlardan tanınır.Det sistnevnte særlig kjent for sitt storslagne hageanlegg.
Boaz, Naomi'nin kocasının yakın akrabasıydı.Boas var en nær slektning av familien til Noomis avdøde ektemann.
Olaydan sonra karı koca Florida'ya tatile gitmeye karar verirler.En gruppe venner er i Frankrike og bestemmer seg for å reise på ferie til Spania.
Koçagan: Bahar Gündönümü.1ma Pascat: Første påskedag.
Antakyalı Konstans ile onun ilk kocası Antakyalı Raymond'ın kızıdır.Hennes fornavn og kallenavn var lånt fra Raymonds tre døtre.
1946 yılında Kocaeli İşçi Sendikalar Birliği'nin kurulmasına önderlik etmiştir.I 1956 ble han styremedlem i Føroya Arbeiðarafelag.
Altı ay sonra kocası öldü.Hans kone døde tre måneder etter.
Ancak Christine eski kocasına da dönmemiştir.Mor må heller ikke ha fått igjen menstruasjonen.
Kocası Elem Klimov da kendisi gibi bir film yönetmeniydi.Hennes ektemann var filmregissøren Elem Klimov.
Kocalar ve Karılar 1992 ABD yapımı romantik dramatik filmdir.Dr. T og kvinnene er en filmkomedie fra 2000.
Ölüm yatağında kocasına bir daha evlenmeyeceğine yemin ettirmişti—kocası da bu yemini tutmuştur.Hennes død gikk sterkt inn på Bolívar, og han sverget på aldri mer gift seg, noe han også holdt.
Hâkim Lois'e katıır ve Lois'i de kocası ile birlikte hapishaneye gönderir.Hakim setuju dan memutuskan untuk mengirim Lois ke penjara bersama dengan Peter.
Kocasının ölümünden sonra, yaygın olarak İmparatoriçe Frederick olarak bilinir.Setelah kematian suaminya, ia lebih dikenal sebagai Maharani Frederick.
Kocasına göre, Sutude açlık grevine dört hafta sonra 23 Ekim'de sona erdirdi.Menurut suaminya, Sotoudeh mengakhiri mogok makannya empat minggu kemudian, pada 23 Oktober.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.Ia tampak hanya tertarik pada minum minuman beralkohol dan berusaha mencari pasangan.
Jolie, Jenny Shimizu hakkında şöyle konuştu: "Eğer kocamla evlenmeseydim muhtemelen Jenny ile evlenirdim.Jolie kemudian berkata, "Aku mungkin menikahi Jenny jika aku tidak menikahi suamiku.
Bunun için, Efrosini, kocasına aristokrat destekçilerinin oluşturduğu grubu organize ederek yardım etmiştir.Dalam hal ini ia dibantu oleh Efrosini, yang telah mengorganisasi sebuah partai pendukung aristokrat.
Paula, kocasının arkadaşı Jack (James Brolin) ile kaçamak bir ilişki yaşar.Paula berselingkuh dengan Jack (James Brolin), teman suaminya.
O ve kocası Frank Bunker Gilbreth endüstri mühendisliği alanının öncülerindendir.Bersama suami bernama Frank Bunker Gilbreth, ia adalah perintis bidang teknik industri.
Suzanne Collins Newton, Connecticut'de kocası, iki çocuğu ve 2 kedisiyle beraber yaşımaktadır.Collins saat ini tinggal di Newtown, Connecticut, bersama suami dan dua anak mereka beserta dua ekor kucing.
Koca neredeyse istisnasız olarak gelinden daha yaşlı olurdu.Karena hampir semua usia bawahannya jauh lebih tua darinya.
Kerkorian, Eylül 1998'de Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan tarafından Ermenistan'ın onursal vatandaşı ilan edildi.Kerkorian dinyatakan sebagai warga kehormatan Armenia oleh Presiden Robert Kocharyan pada September 1998.
Kocası yüksek bir saray derecesi olan kouropalates unvanını aldı.Suaminya menerima gelar istana tinggi kouropalatēs.
Nancy Reagan 1967 ile 1975 arasında kocası California eyaleti valisi iken, o da eyaletin Başbayan'ı oldu.Reagan adalah Ibu Negara Bagian California ketika suaminya menjadi Gubernur periode 1967−1975.
Tuya'nın engelli kocası Bater ise Tuya’yı kurtarmak adına ondan boşanmak istemektedir.Dan suami-suaminya berhak merujukinya dalam masa menanti itu, jika mereka (para suami) menghendaki ishlah.
Karı, koca 478-479'da Zeno aleyhine bir isyan çıkardılar.Pasangan itu memimpin sebuah pemberontakan melawan Zeno pada tahun 478–479.
Filmde kocasına takıntılı bir kadının varlığını öğrenen bir anne ve eş olan Sharon Charles'ı canlandırdı.Ia membintangi Sharon Charles, seorang ibu dan istri yang mempelajari sifat obsesif wanita terhadap suaminya.
Annesi asla kocasının kendisini neden terk ettiğini bilemedi.Bart lalu heran mengapa ibunya selalu tahu ia berada di mana.
Kocasından yedi yıl daha uzun yaşadı.Ia hidup lebih lama 3 tahun dari suaminya.
Kocası imparator Theofilos'un sağlığı bozuldu ve 20 Ocak 842 tarihinde öldü.Kesehatan Theophilos perlahan meurun, dan ia meninggal pada 20 Januari 842.
Marie Antoinette'nin kocası (ö.Ia adalah kakak dari Marie Antoinette.
Kocakonak mahallesine yerleşerek Sındırgı’nın bulunduğu yeri kendisine koruluk ve çiftlik yapmıştır.Menundukkan angin: Berhembus membawa permadaninya kemana ia hendak pergi.

İlgili Sayfalar